Konu: Hz. HATİCE
Tekil Mesaj gösterimi
Alt 26. February 2013, 10:14 PM   #42
merdem
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 1.606
Tesekkür: 667
710 Mesajina 1.304 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 17
merdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud of
Standart Saygi. Sevgi, Nezaket

62. Mü'minler ancak, Allah'a ve elçisine inanmış, elçi ile birlikte sosyal bir işle meşgul iken o'ndan izin istemedikçe çekip gitmeyen kimselerdir. Şüphesiz şu senden izin isteyen kimseler; işte onlar Allah'a ve elçisine iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

63. Aranızda elçi'yi çağırmayı, bazınızın bazınızı çağırışı gibi kılmayın. Saklanarak sıvışıp gidenleri Allah kesinlikle bilmektedir. Bu sebeple, O'nun emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya kendilerine çok acıklı bir azabın isabet etmesinden sakınsınlar.

64. Gözünüzü açın! Şüphesiz göklerde ve yeryüzünde olan şeyler Allah'ındır. O, sizin ne üzerinde olduğunuzu kesinlikle bilir. Kendisine döndürülecekleri günde de, yapmış olduklarını hemen kendilerine haber verecektir. Ve Allah, her şeyi en iyi bilendir.



Birtakım nezaket kurallarının öngörüldüğü bu Âyetler, Kur'ân indiği dönemdeki insanların çevresel ilişkiler, nezaket kuralları yönünden hangi seviyede olduklarını göstermektedir:



•Mü'minler, elçi ile birlikte sosyal bir işle meşgul iken o'ndan izin almadan gitmeyen kimselerdir. Şüphesiz şu senden izin isteyen kimseler; işte onlar Allah'a ve elçisine iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
•Mü'minler, elçi'yi çağırmayı, birbirini çağırmaları gibi saymamalıdırlar. Saklanarak sıvışıp gidenleri Allah kesinlikle bilmektedir. Bu sebeple, O'nun emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya kendilerine çok acıklı bir azabın isabet etmesinden sakınsınlar.


Bu uyarı, Hucurât Sûresinde detaylı olarak beyan edilmiştir:



Ey iman etmiş kimseler! Allah'ın ve elçisinin iki eli arasında öne geçmeyin. Ve Allah'a takvâlı davranın. Şüphesiz Allah en iyi işitendir, en iyi bilendir. Ey iman etmiş kimseler! Seslerinizi peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin.

(Hucurât: 1–8) Birbirinize yüksek selse bağırdığınız gibi, peygamber'e yüksek sesle bağırmayın; yoksa siz bilincinde olmadan amelleriniz boşa gidiverir. Şüphesiz Allah'ın elçisinin huzurunda seslerini kısan kimseler; işte onlar, Allah'ın, kalplerini takvâ için imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret [korunmuşluk] ve büyük bir mükâfat vardır. Şüphesiz sana odaların arka tarafından seslenen kimseler; onların çoğu akıllı davranmıyorlar. Ve eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Ve Allah, Gafûr'dur, rahîm'dir. Ey iman etmiş kimseler! Eğer fâsığın biri size bir haber getirirse hemen araştırın/tespit edin. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız [zarar getirirsiniz] da yaptığınıza pişman olanlar olursunuz. Ve şüphesiz içinizde Allah'ın elçisinin varlığını bilin. Şayet o, birçok işlerde size uysaydı, kesinlikle sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, Kendisinin bir lütuf ve nimeti olarak size imanı sevdirdi ve onu kalplerinize ziynet yaptı. Küfrü, fâsıklığı ve isyanı da size çirkin gösterdi. İşte bunlar, rüşde sahip kimselerin ta kendilerdir. Ve Allah, en iyi bilendir, en iyi yasa koyandır.



Dershaneden bir sebeb dolayisiyla cikarken bir talebe ögretmenden izin alinir, lap diye cikilmaz.

Senelik iznini onyalatmak isteyen bir isci sefine; Imzala bunu diye önüne savurup atmaz.

Bir meclis toplantisinda hep bir agizdan konusulmaz, davarlarin ahirdaki halleri gibi ortalik karistirillmaz.

Düzenli tertipli olmak gibi, saygili ve hürmetli olmak güzel hareketlerdendir.

Hey, bir bardak limonata getir ordan diyerek bir garsona dahi cagirilmaz.

Komsuyla kapi önünde karsilasildigi zaman hürmetle selamlanir.

Sayet hürmet ve saygi karsisindakinin sirf serveti dolayisiyle gösteriliyorsa o zaman is degisir, hürmet ve saygi olmaktan cikar yaltaklanmaya dönüsür.

Görgü adetlerinden dolayi uygulanan davranislar dahi insanlar arasindaki sosyal yasami kolaylastirir, insanin huzurunu saglar.

Ay aman bu gü yine o herifin karsina cikip boynumu egmek zorunda kalacagim gibi bir durum olursa ortada, zaten bir seylerin raydan ciktigi besbellidir.

Saygi ve sevginin/hürmetin kula kulluk etmekle bir alakasi yoktur.

Kur'ana Mealen:

Nisa Suresi/ 36–38.

Ve Allah'a ibâdet edin ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmayın. Ve de anaya-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, uzaktan komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, yeminlerinizin malik olduklarına [himayenize verilmiş kimselere] iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen; cimrilik eden, insanlara cimriliği emreden ve Allah'ın kendilerine lütfundan verdiklerini gizleyen kimseleri ve Allah'a ve âhiret gününe iman etmedikleri hâlde mallarını, insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimseleri sevmez. Ve Biz, kâfirlere alçaltıcı bir azabı hazırladık. Ve şeytan kimin için karîn [yaştaş, yakın arkadaş] olursa, o ne kötü bir karîndir!


Tüm bu yardimlar köpege kemik atar gibi yapilmaz, seve seve, saygiyla yapilir. Her seyin bir yolu yordami vardir.
merdem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
merdem Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
dost1 (26. February 2013)