hanifler.com Kuran odaklı dindarlık  

Go Back   hanifler.com Kuran odaklı dindarlık > NÜZUL SIRASINA GÖRE TEBYîNÜ'L -KUR'AN İŞTE KUR'AN ve VİDEOLARI Hakkı Yılmaz > İniş Sırası ile Sureler > 92.Nisa Suresi

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 23. December 2017, 10:35 AM   #151
Hasan Akçay
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 735
Tesekkür: 0
144 Mesajina 211 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 18
Hasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud of
Standart

Alıntı:
kuman Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
147 cevaba göre ; Kur an değiştirilmiş.
Elbette değiştirilmiş
ve yalnızca 4:3'te değil örneğin 21:4'te de değiştirilmiş.

Mevcut çevirilere göre: "Peygamber dedi ki - Kâle..."
Süleyman Ateş'e göre: "De ki - Kul..."

4 ncü ayetteki قَالَ fiilini
Medine ve Basra karilerinin tamamı ve Kufelilerin de bazıları
emir kipinde قُلْ şeklinde okumuşlardır.
Söz gelişine daha uygun olduğu için tercümede biz bu kıraati esas aldık
.

Sevgili kuman,

Böyle pek çok konuda kıraat ihtilafları var
ama 21:4'teki gibi kâle okunmuş ya da kul okunmuş zerre önemi olmayan ihtilaflar abartılıp dururken
çok eşlilik denen acımasız zulme neden olan kıraat sorununa neden kütük gibi duyarsız olunur?
Hasan Akçay isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23. December 2017, 01:48 PM   #152
galipyetkin
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Mesajlar: 1.341
Tesekkür: 101
539 Mesajina 915 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 18
galipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud of
Standart

Hayret bir şey!......

Biz diğer sahifede 3 şıkta da "yetimlerin kadınlarını evlendirin" başlıkları ile bir şeyler yazarak bazı hataları gösterdik; kıyamet koptu.
Ne oluyor?

"Kadınlardan kastın yetimlerin anneleri olduğunu
ve 4:3'te "Yetimlerin anneleriyle evlenin!" dendiğini öne sürenler sayın Hakkı Yılmaz ve Edip Yüksel'dir,
ben ise 4:3'te evlenin değil evlendirin denmekte olduğuna insanların dikkatini çekmeye çalışıyorum."
diyerek bir hatayı düzeltmeyi kendine mubah sayan Sayın Hasan Akçay,
bizim bir hatayı göstermemiz sonrası kıyameti koparıyor.

Kendisi başkasına karışabiliyor; biz başkalarına karışırsak kıyamet.

Babam sağlığında "insanlar ihtiyarladıkça pimpirikleşir" demişti de ........

Bana karışma imiş.
Bilginize evet ama böbürlenmenize/büyüklenmenize hayır.

Yanıltıcı anlamlandırmanın nedenlerini göstermek birilerine karışmak değil ki. Sitenin takipçilerinin doğru bilgi edinmesi için bir görev, bir işlev.

Becerebiliyorsanız siz bana karışın da geçen sayfada sıraladığım üç şıkkın hatalı olduğunu söyleyip ve hataları ve gerekçelerini gösterin, hatta tashih edin Sayın Hasan Bey.

Saygılarımla.
Galip Yetkin.

Konu galipyetkin tarafından (23. December 2017 Saat 08:52 PM ) değiştirilmiştir.
galipyetkin isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23. December 2017, 11:16 PM   #153
yolcu42
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Oct 2016
Mesajlar: 148
Tesekkür: 23
27 Mesajina 28 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 12
yolcu42 has much to be proud ofyolcu42 has much to be proud ofyolcu42 has much to be proud ofyolcu42 has much to be proud ofyolcu42 has much to be proud ofyolcu42 has much to be proud ofyolcu42 has much to be proud ofyolcu42 has much to be proud of
Standart

Hasan bey,
Dediğiniz "de veya dedi" ifadeleri kuranın verdiği mesajı değiştirmez.
Yani peygamber dedi ise sana "de" diye emir vermek pek farklı değil.
Zaten anlam bütünlüğünde "dedi" olması daha uygun.

Fakat bir kıraatten tek eşlilik,başka bir kıraatten çok eşlilik çıkacak şekilde bir ifade olamaz.
Zikir korunmuştur.

4/3 de unuttuğunuz şeyler,
1."me tabe leküm" ifadesi(gönül rızasını ifafe edebilir bilmiyorum)
2."nikahlayın"demek bir topluma itaf ediliyor.yani evlenecek kişi,onu büyüten kişi değil,bu kuranı muhatap alanlardır.
3.bu durumda"evlendirin veya evlenin" ifadesini aramak zaten yersiz olmuyor mu.

4. Galip bey, kuranda nisa ve rical kelimelerinin karşılığına( işveren,işçi her neyse) iddia ettiğiniz kelimeleri hiç yazmayı ve oluyor mu diye karşılaştırmayı denediniz mi.
Veya eğerki nikah iş sözleşmesi ise bizim bildiğimiz evlilik nerde kuranda.

5. Çok eşlilik vardır yoktur diyemem fakat,
Siz sadece günümüz koşullarında bunun uygun veya etik olmadığını düşünerek tefsir yapıyorsunuz.
(sonuçta ya nisae kelimesine farklı anlam yüklemek ya da kuran değiştirilmiştir demek zorunda kalıyorsunuz)
Allah çokeşliliğe izin vermişse dahi,
İllaki böyle olacak demiyor.(adil olmaktan korkarsanız bir tane) diyor.
Bu durum günümüzde belki tuhaf gelebilir fakat savaşın olduğu zamanları düşünün.
Tarihte öyle zorlu savaşlar yaşandı ki erkek nüfus çok azaldığı zaman evlenemeyen kadınların çaresiz kalması daha mı uygun olurdu.

Şimdi bir an 300- 500 yıl öncesine gidelim.
Savaş çıkmış.köyde genç nüfus askere gitmiş.zorlu yllar.

İnsanlar babalarını,kardeşlerini kaybetmiş.

Şimdi ayete bakalım.
1. Yetimlere adil olmaktan korkarsanız
(yetim kalan kadınlara toplum olarak sahip çıkamadığınız, onların zor durumda kaldığı zaman diye daha geniş çerçevede düşünebilir miyiz bilmiyorum)

(yetim kalmış çocukların anneleriyle evlenmek belki de. Böylece onlara sahip çıkmak)
2."me tabe leküm" ( burda bir gönül rızalığı var sanırsam)(belki evdeki eşin rızası ve evlenecek kızın rızası)


Elbette normal şartlarda bir kadın ikinci,üçüncü eş olmak istemez.

Fakat,evlenecek kimse kalmayınca,
dahası evde babasını veya kocasını kaybetmiş YETİM kalmışsa buna razı gelmez mi.
Mutlu bir yuva,kucağına çocuğunu almak istemez mi.

(ayrıca nüfusun tekrar artması için bu gerekli değilmidir)

Burda keyfilik değil,bir zaruriyet var sanki.
Ayette çok eşlilik ifadesinin yetim ifadesiyle birlikte gelmesi bu yüzden olabilir belki.

Şimdi çıkıpta çok eşliliği mi savunuyorsun demeyin.
Ayeti analiz etmeye çalışıyorum.

Elbette en Doğrusunu allah bilir.

Konu yolcu42 tarafından (24. December 2017 Saat 09:10 AM ) değiştirilmiştir.
yolcu42 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25. December 2017, 09:52 AM   #154
galipyetkin
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Mesajlar: 1.341
Tesekkür: 101
539 Mesajina 915 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 18
galipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud of
Standart

Sayın yolcu42

Bir zaman önce şurada: http://www.hanifler.com/showthread.php?t=3744&page=5

Şöyle yazmıştım:
4/NİSÂ-82: E fe lâ yetedebberünel kur’ân(kur’âne).Ve lev kâne min indi gayrillâhi le vecedû fîhihtilâfen kesîrâ(kesîran).
Onlar hâlâ Kur'ân'ı tedebbür etmezler (düşünmezler) mi? Ve eğer Allah'tan başkasının katından olsaydı, onun içinde mutlaka pekçok ihtilâf bulurlardı.

38/SÂD-29: Kitâbun enzelnâhu ileyke mubârekun li yeddebberû âyâtihî ve li yetezekkere ûlul elbâb(elbâbi).
Bu Mübarek Kitabı sana indirdik, âyetleri ile tedbir alsınlar ve ulûl’elbab tezekkür etsin diye.

47/MUHAMMED-24: E fe lâ yetedebberünel kur’âne em alâ kulûbin akfâluhâ.
Hâlâ Kur’ân’ı tefekkür etmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var?

****************

56/VÂKIA-77: İnnehu le kur’ânun kerîm(kerîmun).
Muhakkak ki O, gerçekten Kerim olan Kur’ân’dır (Kur’ân-ı Kerim’dir).

56/VÂKIA-78: Fî kitâbin meknûn(meknûnin).
Mahfuz (korunmuş) olan bir Kitap’tadır (Levhi Mahfuz’dadır).

56/VÂKIA-79: Lâ yemessuhû illel mutahherûn(mutahherûne).
O’na, tahir olanlardan (maddî ve manevî arınanlardan) başkası dokunamaz(ulaşamaz/algılayamaz).

56/Vakıa-77,78,79'u birleştirelim :
(Muhakkak ki O; Rabbilaleminin bölüm bölüm indirdiği ve iyi/uygun düşüncelere sahip olmayanların anlayamayacağı ve ezberlenerek akıllarda tutulan "kitabın içindeki" Kur'an'ı Kerim'dir)


39/Zümer-23: Allâhu nezzele ahsenel hadîsi kitâben muteşâbihen mesâniye takşaırru minhu culûdullezîne yahşevne rabbehum, summe telînu culûduhum ve kulûbuhum ilâ zikrillâhi, zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu, ve men yudlilillâhu fe mâ lehu min hâd(hâdin).
Allah sözün/hadisin en güzelini BİRBİRİNE BENZER, İÇ İÇE, İKİLİ MÂNÂLAR ifade eden BİR KİTAP halinde indirmiştir. .........

(Mealcilerin meallerine sadık kalınıp üzerilerinde oynama yapılmamıştır. Yalnızca, parantez içinde "Ulaşamaz/algılayamaz" ifadesi tarafımızdan eklenmiştir.)


Buradan da anlaşılıyor ki bir ayet iki türlü mânâ içermektedir,
Bunlar da:
1-: Meali Mânâ ki Lisani Arabi Mânâ da denilir
2-: Kur'ani Mânâ ki Lisani Arabi Mânâ içerisinde bulunur.

Bizim için asıl olan Kur'ani Mânâ'dır.
Kur'ani Mânâ bütün insanlığa ortak olarak, kadın erkek ayrımı yapmadan insanların ortak fıtratını tasvir ve tefsir ederek gayet net, herkesin anlayacağı şekilde açıklar; yani evrenseldir.

Fakat buna erişebilmek için ayetteki kelimelerin Lisani Arabi'deki anlamlarına sadık kalınmalı ve ayrıca ayet içerisinde kalınmalı, kelime geçtiği her ayette aynı mânâda kullanılmış olmalı, eklemeler çıkartmalar yapılmadan ayet dışına taşılmadan ayet üzerinde tefekkür edilmelidir.

Misal olarak Bakara-223. ayet verilebilir:
"Kadınlarınız sizin için tarladır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle yaklaşın. Ve kendiniz için (derecelerinizi arttıracak ameller) takdim edin. Ve Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na mülâki olacağınızı (kavuşacağınızı) bilin. Ve mü’minleri müjdele."

Bu ayette 'nisa'ya "kadın" anlamı verilerek otomatik olarak bu ayetin hitabında kadınlar düşülmüş, onlar bu ayetin getirdiği faydalardan mahrum bırakılmış; ayet "erkeklere özel/zata mahsus hale getirilmiş olup Kur'an'ın prensiplerine aykırı olduğundan bu anlamlandırma Kur'ani olamaz; bu nedenle de "nisa" kelimesi Kur'ani Mânâ olarak "kadın" anlamında kullanılamaz..Düşünün bakalım: kadınları "tarla" gibi kullandığınızda, ayete göre bu tür yaklaşım size nasıl, ne gibi "derecelerinizi artiracak" ameller getirebilir?

Meselâ Nisa 3. ayetinin tefsirinde "yetimlerin kadınları" diye bir ifade kullanıyorlar. Yetimlerin kadınları dediğiniz anda o ifade "yetimlerin karılarını" anlatır. Ama yutarsanız herhangi bir mealcinin uydurduğu "yetim kızların anneleri" oluverir. Onların da hakları onların anlatımlarına göre yok olmakta.
Bir de bu kelimeye "iş" manasını verin bakalım. Ne olacak?....... "Yetimlerin işleri"

Evet Sayın yolcu42.
Bir de iyi bir sözlüğünüz var ise, bu gün dahi Türkçe'de kullanılan "Rical " kelimesinin anlamına bir bakın ve kadınların şahitliği konusundaki ayetlerde geçen "rical" kelimesi ile Nisa 1 ve 32. ve bilhassa Araf-46 ayetindeki "rical" kelimesini ve diğer ayetlerde geçen "rical" kelimesini karşılaştırın bakalım hala aynı düşüncede mi kalacaksınız?

Saygılarımla.
Galip Yetkin.

Konu galipyetkin tarafından (6. January 2018 Saat 01:15 AM ) değiştirilmiştir.
galipyetkin isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26. December 2017, 02:41 PM   #155
galipyetkin
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Mesajlar: 1.341
Tesekkür: 101
539 Mesajina 915 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 18
galipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud of
Standart

Sayın yolcu42.

Bu konuda son defa yazıyorum dememe rağmen şartlar ve anlayışlar bu konuda bir kere daha yazmamamı gerektiriyor.

Yukarıda yaptığım açıklamalar bu üçüncü ayetin(Nisa-3) toplumsal bir kötü gidişin/kaosun düzeltilmesinde gerek kişisel, gerekse toplumca sonlandırılması yollarının anlatıldığını gösteriyor.

Esasen "İslâm"ın kendisi toplumsal iyileştirmedir ama burada ekonominin kötü olması ve bölüşümün aksaması bakımından "toplumca bir kötüye gidiş/karmaşa/kaos" var ki bu da "yetim" kelimesi ile "yetimler" üzerinden anlatılıyor. Buradaki anlamdan da toplumsal ekonomik bir işsizlik krizi olduğu anlaşılıyor. Ve bunun kaldırılması için toplumun her kesimi göreve çağrılıyor.

Yetim kelimesinin anlamına baktığımız zaman "işsiz kalmış ve muhtaç duruma düşmüş/gariban" mânâlarını da vermekte olup kadın veya erkek olmak fark yaratmamaktadır. Eğer konu çocuklar olsa idi "evlatlık" ve "çocuk esirgeme" gibi kurumlarla, yaşlılar olsa "bakım evleri", normal yaştakiler için "iş bulma kurumları" gibi kurumlarla üstesinden gelinebilirdi.
Demek ki işaret edilen daha daha vahim. Yani olgu yaygın ve genel. Bu toplumsal durumu İslam Devleti ortadan kaldırmaya muktedirdir. Fakat bu ayet ile bu fedakarlığın yalnızca "devlet eliyle" yani "devlet eliyle infak" ile değil, "toplum eliyle" de yapılmasını onlara ikişer, üçer, dörder iş yaratmaları ve fedakarlıkları ile anlatılıyor.

Buradaki rakamlar müteşabih ifadeler olup ayrıca şunları anlatır:
ikişer : birbirlerinizle yardımlaşarak.
üçer : içlerinize sinecek ve sizleri ve yetimi tatmin edecek şekilde.
dörder: hem yetime, hem topluma fayda sağlayacak derecede.

Eğer bu kadarına gücünüz ferden yetmiyorsa birine iş sağlayın ve geçimini sağlamasına yardım edin............

Tahmin ederim amacım anlaşılmıştır.

Saygılarımla.
Galip Yetkin.

Konu galipyetkin tarafından (6. January 2018 Saat 01:22 AM ) değiştirilmiştir.
galipyetkin isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10. January 2018, 09:33 PM   #156
galipyetkin
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Mesajlar: 1.341
Tesekkür: 101
539 Mesajina 915 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 18
galipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud of
Standart

On beş gündür bu yazıyı yazmakta kararsızdım. Kararsız olmamın sebebi Tevbe Suresinin 103. ayeti.
Konumuz Nisa suresi iken, Nisa Suresi sayfalarına Tevbe Suresi'nden yazmak biraz aykırı gibi. Fakat bu ayetin bir özellliği de Nisa-3 ayeti ile paralellik taşıması.
Şimdi bütünlüğü sağlamak için Tevbe :101-102-103. ayet meallerini alıntılayıp açıklamayı yapayım.
Alıntılar Hakkı Yılmaz'ın İşte Kur'an adlı eserinden.

Alıntı:
101.Ve yanınızda bedevi Araplardan münâfıklar var. Medîne halkından da münâfıklığa iyice alışmış olanlar var. Onları sen bilmezsin. Biz biliriz onları. İki kez azap edeceğiz onlara, sonra da çok büyük bir azaba döndürüleceklerdir.

102.Diğerleri de günahlarını itiraf ettiler. Sâlih bir amelle diğer kötüyü karıştırdılar. Olur ki Allah, onların tevbelerini kabul eder. Şüphesiz Allah, kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol olandır, engin merhamet sahibidir.

103.Onların mallarından sadaka al ki, sadaka ile kendilerini temizlersin ve arındırırsın. Bir de onlara destek ol. Şüphesiz senin desteğin onlar için bir huzurdur. Allah en iyi işitendir, en iyi bilendir.
Meallerden anlaşıldığına göre Medine'den de göç edenler var ki, bunlar göçerken mallarını mülklerini terk etmektedirler.
Ayrıca herkesin iş, mal mülk sahibi olduğu da iddia edilemez. Bunların içinde, yetimler, fakirler ve de mustazaaflar/zayıf düşürülmüşler de var.
Mekke'de yerleşik, aynı durumda olan Bedeviler, Araplar da var. Bunların içinde İslamı bilmediklerinden salih amelle kötüyü karıştırdıklarını fark eden ve tevbe ederek İslam'a geçmek isteyenler var ki işte bunlardan sadaka alınması istenmekte.
Müslüman olmak isteyen fakat malı mülkü olmayan, işsiz, fakir ve zaaf içindeki bu yetim insanlardan 103. ayete göre Peygamber nasıl sadaka alacaktır.

Tevbe edip, İslam'a girmek isteyen fakir ya da zengin kişilerden sadaka adı altında böyle bir haraç alınması adetten midir?
Bu haracı veremeyenler dine giremeyecekler mi?
Müslümanlık zengin, mal mülk sahiplerine has bir din mi?
Tabii ki değil.
Tam tersine İslam zayıfların, fakir düşürülmüşlerin dinidir.
Bu nedenle mealler izaha muhtaç

Evet yukarıda Peygamber nasıl "sadaka alacaktır diye sormuştuk.
HERŞEYDEN EVVEL "SADAKA"NIN NE OLDUĞUNUN BELİRLENMESİ GEREKİR.
İşte Sadaka, devlette çalışan kişilere çalışmalarının karşılığı olan, mizanda vezin kuralına göre geçimlik olarak verilenden arta kalıp da devlete bırakılan çalışmasının maddi karşılığıdır.
Yani serbest çalışanların kazançlarından verdiği vergi:"zekât", devlette çalışanların kazançlarından kesilen vergi:"sadaka".

Nisa-3 ayetinde gördük ki "yetimler" devlet dışındaki iş sahiplerinin bunlara iş sağlamaları ile toplumda eşit duruma getiriliyorlar.
İşte burada da/Tevbe-103'te de Peygamber din başkanı görevinin yanında aynı zamanda kurulmakta olan İslam Devleti'nin de başkanıdır ve bu sıfatı nedeniyle de devlette de "yetimlerden" görevlendirmeler yapıyor ve bu görevlendirilen kişilerden kazançları karşılığı "vergi/sadaka" alıyor. Yani Peygamberin sadaka alabilmesi için o kişileri devlette personel olarak çalıştırıp, onlara çalışmalarının karşılığı bir bedel ödüyor, ve sahibine ödenmeden önce de bu bedelden yani kaynağından devlet vergiyi peşin kesip vergi/SADAKA alıp, vergiden arındırılmış "net" ödeme yapıyor. İşte 103. ayette alınması istenen sadaka bu.
Böylece devlet de özel teşebbüs yanında "yetimlere" iş ve işsizlikten doğması muhtemel kaosun önlenmesini de sağlıyor.
İşte iki ayet arasındaki paralellik de bu: Yetimleri iş sahibi yaparak muhtaçlıktan kurtarmak ve işsizlikten doğacak kaosu önlemek.
Ve
Peygamberimize "karı" diye yamanarak çok eşli peygamber algısı yaratmak ve İslam'ı dejenere etmek isteyenler "çalışan/işçi" diye tercüme etmeleri gereken Arapça kelimeyi "karı" diye tercüme ediyorlar.
Maalesef Peygamberimizi evlatlığının karısına göz koymuş gibi anlatanları Allah Kahretsin. Anlaşılıyor ki tutmasını söylediği eşini boşadıktan sonra, Peygamber devletin ihtiyacı olan maharetlere sahip evlatlığının eşini, boşandıkları takdirde devlette çalıştıracak, iş verecek.

Tetkik edin , göreceksiniz yamanmak istenen kadınların hepsi yetim. Bu yetim kadınlar devlette devletin ve peygamberin devlete ait işlerini yapmaktadırlar. Bu kadınlar yani Peygamberin "eşleri" diye adlandırılan kadınlar, Peygamberin düşkünlükten kurtarmak için devlette görev verdiği, Peygamber devleti temsil ettiğinden ve İslam Devleti de tam olarak daha kurulmadığından "Peygamber'in işçileri"diye anılmalıdırlar.

Saygılarımla.
Galip Yetkin

Konu galipyetkin tarafından (15. January 2018 Saat 05:04 PM ) değiştirilmiştir.
galipyetkin isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
nisa, suresi


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:42 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam