hanifler.com Kuran odaklı dindarlık  

Go Back   hanifler.com Kuran odaklı dindarlık > İMAN > Şirk ve Müşrikler > Putlar ve küfrün öncüleri

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 22. February 2012, 11:57 AM   #1
pramid
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2010
Mesajlar: 764
Tesekkür: 191
506 Mesajina 1.125 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 19
pramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud of
Standart LAT, MENAT, UZZA .. Kendi Elleriyle Yonttuklarına Tapanlar

Kimse inanmıyor artık ücretsiz DOĞRULARA... Herkes müşteri olmuş servet tutan Yalanlara...

Meleklere dişil isim verilmesini bilmekteyiz.

LAT: Kafamıza göre şekillendirdiğimiz ALLAH. ALLAHIN dişi form isimlendirmesi. Kabilenin kendine has tanrısı. İranlıların, İngilizlerin, türk, Arap askerlerinin kendilerinin sandıkları ALLAH tasavvuru/sembolü. Manevi olarak sığınıldığı düşünülen güç olarak düşünebiliriz.

MENAT: Mny kelimesinin dişili, Çoğalan çoğaltan anlamındadır. Kuranda üçün üçüncüsü olarak ayrı bir yer verilmiştir. Money/ingilizce para, Manat/azerice para... Materyal olarak düşünebiliriz...

UZZA: el-Aziz isiminin dişil formu. Güç, şeref anlamlarındadır. Kuranda Otorite olarak kullanımı vardır. Maddi yetenek, güç, parti, hizip olarak karşımıza çıkmaktadır.

Görüldüğü üzere lat-menat, uzza günümüzde halen devam etmektedir. ne taştandır, nede toprak, nede ağaç...

hadis tahrifatları ile şirazesinden kaymış kavramlar.


OKUDUĞUM EN DEHŞET YAZILARDAN BİRİSİ
***
Saffât suresi 95. ayet’de Hz.İbrahim şöyle sesleniyor: [Dedi: Kendi ellerinizle yonttuklarınıza mı ibadet ediyorsunuz?] [Gâle e ta’budûne mâ tenhitûn]

Yazının başlığı görüldüğü Hz. İbrahim’in [selam O'na] bu sorusundan alınma ..

Soru ama ne soru ? ..

İBRAHİM’in soruları arasında en sarsıcı olanlarından birisi daha ..

Malum, Hz. İbrahim’e sağlığında üç beş kişi bile inanmamıştı ..

Ama o öyle sorular sormuş, öyle sorgulamalar yapmıştı ki açtığı çığır imparatorlukları çatırdatmış, kâşaneleri yıkmıştı.

Ayette geçen TENHİT bir şeyi yontmak, elleriyle içini oymak demek ..

Örneğin Arab heykeltıraşa bu kökten gelen [tenhitu’l-temâsil] demiş ..

Yani resimleri/temsilleri elleriyle oyan, yontan, şekil veren ..

KUR’AN bu kelimeyi birkaç yerde daha kullanıyor, bakın nerelerde:

[Âd kavminin ardından yeryüzüne sizi yerleştirdi. Düzlüklerinde saraylar, dağlarında evler KÖŞKLER yontuyorsunuz. Artık ALLAH’ın nimetine düşünün de yeryüzünü talan etmeyin] [A’raf suresi 74. ayet]

Yine bir başka ayet’de:

[Siz burada rahat ve lüks içinde yaşayacağınızı mı sanıyorsunuz? Böyle bahçeler, çeşme başları, salkım, salkım hurmalar ve ekinler içinde? Dağları yontup saray yavrusu evler KÖŞKLER yapıyorsunuz. ALLAH’tan sakının ve sözümü dinleyin. Haddi aşanların, yeryüzünü talan edenlerin peşinden gitmeyin] [Şuâra suresi 146-153. ayetler]

Görüldüğü gibi, bu sözler, Âd kavminin ardından yeryüzünde [ortadoğuda] kök salan Semud kavminin ZENGİNLİKTEN ŞIMARMIŞ İLERİ GELENLERİNE Hz. Sâlih tarafından söylenmekte ..

Onlar yeryüzünün ovalarında saraylar, dağlarında köşkler yapmış, rahat ve lüks içinde yaşayan, geniş bahçelerde, çeşme başlarında, salkım salkım hurmalar ve çiftlikler içinde, korunaklı saraylar/duvarlar [burç/burj/burjuvazi] içinde yaşamaktaydılar ..

ALLAH’tan [halktan] bîhaberdiler ..

Dışarıda ne olup bittiğinden haberleri yoktu ..

Kendi elleriyle yontukları sarayların etrafına, yine kendi elleriyle yontukları korunaklı duvarlar örmüşlerdi ..

Gayet âsude bir hayat sürüyorlardı ..

Üstelik bütün bunları yeryüzünü talan etme pahasına yapıyorlardı


Hz. Salih onlara ALLAH’ın devesine yani: [yeryüzüne/kamuya/ortak olana] dokunmayın! dedi. [Bakınız ALLAH'ın devesine dokunmayın adlı makalemiz]

Şuâra suresinde SALİH’in dilinden SEMUD’un anlatıldığı bu bölümün hemen öncesinde de HÜD peygamberin dilinden AD kavmi anlatılır. Tema yine aynıdır:

[Ne kadar güçlü ve zengin olduğunuz görünsün diye dağa taşa binalar yaparak gönül mü eğlendiriyorsunuz? İçinde ebedi kalacakmış gibi villalar, kâşaneler dikiyorsunuz. Önünüze gelene merhametsiz zorbalar gibi saldırıyorsunuz. ALLAH’tan sakının ve sözümü dinleyin ][Şuâra suresi 128-132. ayetler]

Bundan önce de NUH peygamberin dilinden kavmin BAHÇE, ÇİFTLİK, YONTULMUŞ SARAY VE KÖŞK SAHİPLERİ şöyle demektedir: [Toplumun en aşağı tabakasının sana uyduğunu göre göre sana inanmamızı mı bekliyorsun? ][Şuâra suresi 111. ayet]

Bundan önce de İBRAHİM anlatılmakta ve o ünlü sorusu yer almakta: [Siz neye tapınıp duruyorsunuz?][Şuâra suresi 70. ayet]

Buraya bir mim koyalım ..

Yontularak yapılan KÖŞKLE, SARAYLARIN, BAHÇELERİN, HURMALIKLARIN EKİNLERİN vs PUThaline dönüştüğü yer burasıdır çünkü. İnsanlar kendi elleriyle yontuklarını SARAY, SERVET, KÖŞK, BAHÇE, ÇİFTLİK, İKTİDAR, GÜÇ OTORİTE vs. yegâne amaç ve varlık gayesi haline getirince, bunlar üzerinden ve bunlara dayanarak sınıflaşma, tekelleşme, hiyerarşi ve hegemonya üretilmeye başlanınca ve her biri bir [temâsil/heykel] şeklinde ifade edilmeye başlanınca birer put oluyorlar ..

İbrahim’in [Neye tapıyorsunuz, kendi yonttuklarınıza mı] sorusuna, [Putlara ESNAM tapıyoruz, onların başında dikilmeye de devam edeceğiz][Şuâra suresi 71. ayet] şeklinde verilen cevapta geçen [putların] ESNAM altında neyin yattığını anlamak istiyorsanız Şuâra suresinin İBRAHİM’den sonra gelen NUH, AD ve SEMUD bölümlerini yni [Şuara; 69-159 ayetlerini] yeniden okuyun. Yukarıda özetleyerek verdik ..

Surenin esas mesajı Mekke’nin OVALARDA SARAY, DAĞLARDA KÖŞK YONTANLARINA yönelik. Türkçede YAZLARI SAYFİYELERDE, KIŞLARI KÖŞKLERDE dediğimiz şey. Kimse üzerine almasa da Mekke üzerinden günümüzün SAYFİYE, KÖŞK ve KAŞANE sahiplerine yönelik ..

KUR’AN’ın konuları birbirine bağlayarak devam eden bilinçli akışını burada kesip, işi iyice tefsire dökmeden konuyu güncelleştirerek devam edelim ..

[Kendi ellerimizle yonttuklarımıza tapmak] ne demektir ? ..

Ali Şeriatî PUT’u şöyle tarif eder: ALLAH’a kendi koyduğun [yonttuğun] kurallarla ibadet edersen O’nu kendi putun yaparsın! Demek ALLAH bizim için put olabilir. ALLAH’a nasıl ibadet edileceğinin kurallarını sen kendin koyduğun zaman ALLAH adında bir puta tapmış olursun. O ise KUR’AN’daki ALLAH olmaz ..

Çünkü ALLAH ile diyaloğa girmiyorsun. Kuralları tek yanlı olarak sen koyuyorsun. ALLAH’ı SUSAN BİR TANRI yapıyorsun. Kuralları sen kendin koyuyorsun [yontuyorsun], sonra dönüp kendi kurallarınla O’na tapınıyorsun, işte bu PUTTUR.

Oysa ALLAH insanları zaten kendi uyduğu kurallara çağırıyor; gelin benim uyduğum, kendime farz kıldığım şeylere siz de uyun diyor [Bakınız: İlkeli ALLAH, ilkeli PEYGAMBER başlıklı makalemiz]

Keza KUR’AN’da bizim için put olabilir ! ..

KUR’AN’a hangi gözle bakacağının kuralını/ölçüsünü sen kendin koyduğun [yonttuğun] yani o’nun hükümlerine uymayıp kendi torumunu O’na söylettiğin zaman onu da put yapmış olursun ..

Peki, bizim değil; onun bakmamızı istediği yerin ne olduğunu nereden bileceğiz ? ..

Biz bunun, daha kapaktaki isimde verildiğini düşünüyoruz:

KUR’AN’İ KERİM [Bakınız: Kur’an’ı , kerim gözle oku başlıklı makalemiz]

Şu halde Kur’an’a, KERİM gözle bakmayan tüm okumalar, onu put haline getirebilir! ..

Kendine bir BAKIŞ, ÖLÇÜ, GÖZ BELİRLERSİN [yontarsın]

Örneğin KUR’AN’da BİLİM ararsın, ŞİFRE kovalarsın, EZBER’den başka bir şeyi ile ilgilenmezsin, ŞİFA niyetine okuyup üfürme aracı yaparsın vs. Bunlar KUR’AN’ı [KERİM] gözle okumalar olmayıp, KUR’AN’ı okuyanın putu haline getirebilir.

Bu nedenle artık [KUR'AN okuyalım, KUR'AN’a dönelim] çağrılarının önemi kalmamıştır. Artık esas mesele KUR’AN’I HANGİ GÖZLE OKUYACAĞIMIZ’dır. Bunun, çok daha önemli olduğunu düşünmekteyiz.[Bakınız: hangi KUR'AN başlıklı makalemiz]

KEREM, malum karşılıksız verme/cömertlik ve bundan kaynaklanan asâlet/şeref/onur demektir. Paylaşımın, bölüşümün, diğergâmlığın, kardeşliğin, dostluğun, ötekiciliğin tüm kuralları buradan çıkar. KUR’AN’ı bu gözle okumadığınız zaman, onun ayetlerinin derûnunda yatan ruhun ne olduğunu anlayamazsınız. Bu nedenle KUR’AN’ı kendi ellerimizle yonttuğumuz kurallara göre değil; onun koyduğu kurallara göre okumalıyız. Bunun için de önce kapaktaki isme bakmalıyız; KUR’AN’İ KERİM. Bu şu demek: EY OKUYUCU ELİNE ALDIĞI BU KİTAB’I KERİM GÖZLE OKURSAN DERİNLİKLERİME İNEBİLİRİSİN. AKSİ HALDE BARDAĞI DIŞARDAN YALAR AMMA SUYUMU İÇEMEZSİN ! ..

Keza PEYGAMBER’de put olabilir ! ..

Peygambere KURU HURMA YİYEN ADAMIN OĞLU olarak bakmaz, onu yiyen, içen, düşen, kalkan, evlenen, savaşan ALLAH’ın kulu ve elçisi, bir beşer olarak değil; SİHİRBAZ, KAHİN, MECNUN, ŞAİR olarak görürsen ve çarşılarda değil; harikalar diyarında dolandırırsan, kendi ellerinle yonttuğun bir peygambere tapmış, kurgusal bir MUHAMMED yaratmış olursun ..

Böylesi bir peygamber, ALLAH’ın kitabında özelliklerini anlattığı, ona nasıl, nereden ve HANGİ GÖZLE bakmamız gerektiğini açıkça gösterdiği RESÜL-Ü EKREM değildir artık. Bilakis artık o, tarihte bu özellikleri ile yaşamış gerçek bir kişilik değil; senin kendi ellerinle yonttuğun, özelliklerini [nasıl birisi olduğunu] kendin kurguladığın muhayyel bir puttur. Ve sen artık KERİM ELÇİYE tabi olmuyor, kendi kurguna tapınıyorsundur.[Bakınız: Arkadaş peygamber adlı makalemiz]

Oysa ki KUR’AN kendine nasıl KERİM demişse, elçisine de KERİM diyor ..

Bunlar Kitab’a ve Peygamber’e NE GÖZLE bakacağımızın göstergesidirler, boşuna söylenmiyor ..

Bu durum [kurgulama/yontma] sadece peygamberler için geçerli değildir ..

Tarihin tüm geçmişte yaşamış simaları; LİDERLER, BİLGELER, FİLOZOFLAR, ULUSAL KAHRAMANLAR vs. hepsi için geçerlidir ..

Kendi ellerimizle yonttuklarımız, sadece ALLAH, KİTAP ve PEYGAMBER anlayışında olmaz.

Çevremiz kendi ellerimizle yonttuklarımızla doludur ..

Hayatımız kendi ellerimizle yonttuklarımıza tapmakla geçiyor ..

İnsanoğlunun kendi elleriyle yontarak yaptığı en büyük icadı hiç şüphesiz MAMON yani [para]‘dır ..

Yontulduğu günden beri kendisine perestij edilmekte ve gelmiş geçmiş en büyük YONUT olma özelliğini sürdürmektedir. En parlak çağları hiç şüphesiz içinde yaşadığımız [kapitalizm] çağıdır


Ruhlara öylesine nüfuz etmiş ki insanlar onsuz bir hayat düşünemiyor ..

Teşbih’de hata olmaz Şu gök kubbe altında TANRI ÖLDÜ diye bile ses duyuluyor da fakat MAMON ÖLDÜ diye bir fısıltı bile duyulmaz. İnsanlar önce ruhlarından esir alınmış, mamonun boyunduruğu altına girmiş durumda ..

Oysa MAMON’suz bir dünya mümkündür ..

Ruhları buna inanabilecek kadar ÖZGÜR ve GÜÇLÜ olmayanlar için söyleyelim, en azından, tanrı olmaktan; tapınma nesnesi bir yonut PUT olmaktan çıkacağı bir dünya mümkündür ..

Kendi ellerimizle yonttuklarımız sadece mamon da değildir ..

Kimimiz kendi ellerimizle yonttuğumuz BAŞARI’ya tapar. Öyle ki o noktaya DİŞİMİZLE TIRNAĞIMIZLA KAZIYARAK [yontarak] gelmişizdir. Bu nedenle de tapınılmaya layıktır ..

Kimimiz kendi ellerimizle yontuğumuz BAHÇELERE, SARAYLARA, KÖŞKLERE tapar. Öyle ki onlar ne kadar güçlü olduğumuzun göstergesidirler ve YIKILMAYACAK BİR MÜLK’ÜN abideleri olarak bize korkulardan emin, güven dolu bir gelecek vadederler. Onlara baktıkça içimiz huzurla dolar, ruhumuz secdelere kapanır ..

Kendi ellerimizle yonttuğumuz evlerin mobilyasına, arabaların kaportasına rukû ile yaklaşır, başköşelere oturturuz. ŞEHRİN TAPINAKLARINA [AVM’ler] mabede gider gibi huşû içinde gideriz. Alışverişte aldıklarımızı eşyada ruh gören ilkel dinler gibi sever, okşarız. Bir tür modern animizmdir bizimki. Dünya malını çok sever, eşyaya tapınırız. Kendi ellerimizle yonttuklarımızdan haz alırız. Haz aldıkça da onun kölesi oluruz. Esaret bile değildir bizimki. Çünkü esaret bedende olur, asıl kölelik ruhtadır ..

Kimimiz kendi ellerimizle yonttuğumuz İKTİDARA, DEVLETE tapar. Öyle ki yönetirken ve emrederken şehvet hazzı tadarız. Yaptığımız devrimler, kurduğumuz düzenler, çıkardığımız kanunlar bize hegemonya hazzı tattırdığı için, hem kimseyle paylaşmak istemez hem de sonuçta bunların insan için olduğunu, eskidiğini, zamanla değiştirilmesi gerektiğini söyleyenleri mahkum ederiz, asarız, öldürürüz ..

Kimimiz kendi ellerimizle yonttuğumuz [edindiğimiz] BİLGİYE tapar. Öyle ki BU SERVET BANA BENDE Kİ BİLGİ SAYESİN DE VERİLDİ deriz. Bilgi bize YIKILMAYACAK BİR MÜLK’ÜN yolunu açtığı için onu elde eder ve kimseyle paylaşmak istemeyiz. Kulak hırsızlığı veya büyücülük yoluyla da olsa mutlak suretle onu ele geçirmek isteriz. İnsanlara YILAN göstererek mutlak bilginin bizde olduğunu, karşı konulmaz bir gücün sahibi olduğumuzu hissettirir ve İTAAT isteriz. Bir Musa çıkıp dümenimizi bozunca onu asla affetmez, boğmak isteriz ..

Kimimiz kendi ellerimizle yonttuğumuz PARTİLERE, ÖRGÜTLERE, CEMAATLERE tapar. Öyle ki örgütlenerek, örgütlenemeyenleri çaresiz bırakmak, esir almak isteriz. Bunları yüce amaçlar uğruna kendi ellerimizle yontarız [kurarız], sonra yonttuğumuzu amaç haline getirir, yontu [parti, örgüt, cemaat] zindanının müebbet mahkumu oluruz. Bunlarla asıl büyük cemaatten [halk, kitle, ma’şeri vicdan] kopar, ona tepeden bakarız ..

Kimimiz kendi ellerimizle yonttuğumuz KARİYERE, KONFORA tapar. Öyle ki oraya çok uzun yıllar bekleyerek gelmişizdir. Artık bizim için korku yoktur, tasa da geride kalmıştır. Asude fanusların içinde mutluyuzdur. Artık ne pahasına olursa olsun onu korumaya yönelir bütün eski fotoğrafları yakarız. Böylece bulunduğumuz yerin biçimini alır ve [con-form] oluruz. Artık her şekle girmeye hazırızdır yeter ki elimizden gitmesin ..

Kimimiz kendi ellerimizle yonttuğumuz ESERLERE tapar. Öyle ki eserimizin esiri olur, onu aşamayız. Bu kimimiz için bir meslek, kimimiz için yazarlık, kimimiz için yönetmenlik, kimimiz için müzisyenlik, kimimiz için ressamlık, kimimiz için akademisyenlik, kimimiz için askerlik vs. olabilir. İnsanın eseri [rütbesi] de kendi yonttuğudur ve tapınç nesnesi haline gelebilir ..

Demek ki ALLAH kulu, kul ALLAH’ı ile ..

Peygamber ümmeti, ümmet peygamberi ile ..

Kitap okuyucusu, okuyucu kitabı ile ..

İktidar halkı, halk iktidarı ile ..

Karı kocası, koca karısı ile ..

Öğretmen öğrencisi, öğrencisi öğretmeni ile ..

Şeyh muridi, mürid şeyhi ile ..

Teşkilat mensubu, mensubu teşkilatı ile .. Velhasıl iki şeyden birisi, diğeri ile tek yanlı, kuralını kendisi koyarak [kendi elleri ile yontarak], muhatabını hiç dinlemeden, dikkate almadan, gözetmeden ilişkiye giriyorsa, bu ilişki biçimi hegomoniktir. Orada diyalog yok, monolog vardır. Konuşamayan, karşılık veremeyen, dilsiz bir PUT vardır orada. Zaten put da budur; diyaloğa girilemeyen ..

Velhasıl, daha hangisini sayalım, ömrümüz kendi ellerimizle yonttuklarımıza tapınmakla geçiyor ..

Kimimiz kendi ellerimizle yontuğumuz SERVETE tapınıyor ..

Kimimiz kendi ellerimizle yontuğumuz DEVLETE tapınıyor ..

Kimimiz kendi ellerimizle yontuğumuz ŞÖHRETE tapınıyor .

Kimimiz kendi ellerimizle yontuğumuz ŞEHVETE tapınıyor ..

Bütün bunlar ancak saf bir yürek temizliği İHLAS içindeki ÖZGÜR VE YÜCE RUHLARI teslim alamaz. Sadece özgür ve yüce ruhlar kendi elleriyle yonttuklarına tapmazlar. Çünkü yalnızca onlar hayır [LA] diyebilme cesaret, kabiliyet ve imanına sahiptirler ..

En büyük eşitleyici ilke olarak ÖLÜM, her daim bize, kendi ellerimizle yonttuklarımıza tapmamamız gerektiğini öğretir durur. Çünkü mezara bunların hiç birisini götüremeyiz. Bilakis kendi ellerimizle yonttuğumuz mezarın içine konuluruz ..

Ve orada bir ses şöyle der: Yâ Sin! [Ey İnsan] Hayatın kendi ellerinle yonttuklarına tapmakla geçti. Ve şimdi onların hiçbirisini yanında getiremedin. Nerede yonttukların? Sana demedim mi eline geçenle [yonttuğunla] şımarma, eline geçmeyenle [yontamadığınla] üzülme diye. Bugün yonttuklarının seni kurtaramayacağı, yontmak isteyip de yontamadıklarının da sana hiçbir fayda vermeyeceği gündür ! ..

O gün gelmeden önce kendi ellerinizle yonttuklarınıza tapmaktan vazgeçin ..

Neye hayır [LA] diyemiyorsanız o sizin ilâhınızdır ..

Elinize geçenden [yonttuklarınızdan] dolayı şımarmayın, elinize geçmeyenden [yontamadıklarınızdan] dolayı da üzülmeyin.

Yontulara bağlı yaşamaktan kurtulun, özgür olun ..

İNSAN hiç kendi yonttuklarının önünde eğilir mi ? ..

Kendi ellerinizle yonttuklarınıza mı tapıyorsunuz ? ..

Konu pramid tarafından (22. February 2012 Saat 12:34 PM ) değiştirilmiştir.
pramid isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
pramid Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 3 Kisi:
galipyetkin (22. February 2012), hiiic (23. February 2012), merdem (4. January 2013)
Alt 4. January 2013, 02:18 PM   #2
galipyetkin
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Mesajlar: 1.413
Tesekkür: 104
553 Mesajina 931 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 19
galipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud of
Standart

Lat, Uzza ve Menat'ı bir de
İhsan Eliaçık'tan okuyalım.
************

''Yaşayan Putlar:Lat,Uzza,Menat

Kur’an’da Araplara ait üç putun “ismi” özellikle veriliyor.

Acaba neden?

Nüzul sırasına göre putların ismi ilk olarak Necm suresinde geçiyor. Yani 6 yıl boyunca putların ismi hiç geçmiyor. İlk olarak Necm suresinde üç putun ismi verilerek şöyle deniliyor:

“Lât ve Uzza’yı ve diğer üçüncüsü Menat’ı gördünüz mü?” (Necm; 53/19-20)

Sonra bunların aslında ne olduğuna geçiliyor. “Onlar” deniyor , gerçekte “Sizin ve atalarınız taktığı bir takım isimlerden başka bir şey değildir.” (Necm; 53/23) Yine “Onlar” deniyor “Zanna ve nefislerinin arzularına tabi oluyorlar” (Necm; 53/23).

Kendi taktıkları bir takım isimler (esmâen semmeytumûhâ)…

Zan ve nefislerinin arzuları (tehve’l-enfüs) …

Demek ki “put” denilen şeyin insanın iç dünyasındaki kökü heva ve heves ve bunlar bir takım “isimler”den başka bir şey değil. İnsanlar o “isimlere” anlam yüklüyor ve perestij ederek yüceltiyorlar.

O “isimlere” dokundurtmuyorlar ve etraflarında atomu parçalamaktan da zor önyargılar oluşturuyorlar. Putları kırmak aslında bu “isimleri” alaşağı etmek ve etraflarında oluşturulan önyargıları kırmak demek oluyor.

**

Peki, madem putlar bir takım isimlerdir, taştan tahtadan yapılmış tasvirleri de nefislerin hevasının dışa vurmuş sembolleridir, dahası Lât , Uzza ve Menat’ın tahtadan taştan yapılmış tasvir ve heykellerinin şu an yerinde yeller esmektedir, o halde bu “isimlerin” hala Kur’an’da yer alıyor olmasının ve bizzat “isimlerin” anılmasının sebebi ne olabilir?

Bu putlar öyle bir şey olmalı ki hala yaşıyor, nefislerin hevasından kaynaklanıyor ve “isimlerinin” hala bir anlam ifade ediyor alması ve tapınç nesnesi haline getirilmiş olması lazım.

Hem de ne anlam ifade ediyor!

Hem de ne tapınç!

Bakın nasıl…

***

“Lât” kelimesi etimolojik olarak “ilah” kelimesinin bozulmuş hali ve mutlak otoriteyi ifade ediyor; El/Elot/Elat/Lat/Elohim/Allot//İlah…

Eski çağlarda Aramice/İbranice’ye kadar uzanan Arapça’nın kök dillerinde kişiyi “içeriden yöneten şey”, “mutlak itaat /otorite” kaynağı anlamında yukarıdaki kelimeler kullanılmaktaydı.

Demek ki Lât “isminin” bugünkü karşılığı “otorite” dediğimiz şeydir.

***

“Uzza” kelimesi bunu tamamlıyor. Kur’an’da kullanılan “Aziz” isminin daha değişik söylenişi. “Güç” “kuvvet” anlamına geliyor: Aziz/Mu’ız/Muaz/Izzet/Muazzez…

Demek ki Uzza isminin bugünkü karşılığı da “güç, kuvvet” dediğimiz şeydir.

***

Üçüncüleri olan diğer “Menat” ise yine çok tanıdık: Menna/Mamon/Money/Many/Menat/Manat…

O bildiğiniz “para” demek yani.

Çarlık Rusyası’nın para birimi: “Manat”

Bugünkü Azarbaycan’ın, Türkmenistan’ın hala para birimi; “Manat”

***

Lât: Otorite…

Uzza: Güç…

Menat: Para…

Şimdi ayeti yaşayan yorumu ile yeniden okuyalım:

“Otorite, güç ve diğer üçüncüleri para… Bunlar sizin ve atalarınızın takdığı bir takım isimlerden başka bir şey değildir… Onlar gerçekte zanna ve nefislerinin isteklerine/arzularına tabi oluyorlar…”

Nefislerinin istek ve arzuları otorite, güç ve para arzuluyor. Bunlara ulaşmak için, üçüne de perestij ediyorlar ve gözleri başka bir şey görmüyor, put gibi tapınç nesnesi haline getiriyorlar…

Otoriteyi, gücü ve parayı kendilerinde toplamak/biriktirmek istiyorlar. Bunları elde etmek için girmedikleri kılık, atmadıkları takla kalmıyor. Bunlar için savaşıyor, vuruşuyor, kan döküp fesat çıkarıyorlar…

Otorite: Devlet, saltanat, taht, lider, ecdad, egemenlik, sınır, ulus…

Güç: Silah, petrol, toprak, nüfus, nüfuz…

Para: Sermaye, banka, altın, gümüş, dolar, euro…

Yeryüzünde kan döküp fesat çıkarmak bunlar için olmuyor mu?

Yaşadığımız çağa dikkat ediniz…

Otorite sevdasından emperyalizm doğmuş.

Güç tapıncından faşizm doğmuş.

Para hırsından kapitalizm doğmuş.

İnsanlığın ezelî ve ebedî sorunu bu üçü; Lât (otorite), Uzza (güç/kuvvet) ve Menat (para) başka bir şey değil.

***

Ne diyor Kur’an bu üçüne karşı?:

Allah’tan başka otorite yoktur (La ilahe illallah)

Güç ve kuvvet yalnızca Allah’a aittir (La havle ve la guvvete illa billah)

Ve üçüncüsü: Mülk Allah’ındır (Lehu’l-Mülk).

Şimdi anlaşıldı mı bunların “ismi” neden veriliyor Kur’an’da.

Çünkü bunlar insanlıkta ölmeyen “isim”ler.

Yok olup gitmiş taşlar, tahtalar değil.

Bunlar yaşayan putlar: Lât, Uzza, Menat…''

Saygılarımla.
Galip Yetkin.

Konu galipyetkin tarafından (2. October 2017 Saat 12:14 PM ) değiştirilmiştir.
galipyetkin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
galipyetkin Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 3 Kisi:
bartsimpson (4. January 2013), Bilgi (4. January 2013), merdem (4. January 2013)
Alt 8. February 2013, 04:40 PM   #3
merdem
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 1.606
Tesekkür: 667
710 Mesajina 1.304 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 18
merdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud of
Standart

Cok Degerli Galip Kardesim,

Gerci hacc ile ilgili degil paylasiminiz, ama HACC Kabe ile ilgili ve Kabe'de bir sembol teskil ediyor. Bu yüzden sorulari burada sormak istedim. Isterseniz konuyu "HACC" isimli altforuma tasiyabilirsiniz.

Kabe hakkinda ne düsünüyorsunuz? Kabe sözcügü Kur'an'da geciyormu? Neden meallerde Kabe ziyaretinin, kurban kesilmesinin farz oldugu anlamini veriyorlar? Kible'yle Kabe'nin ne alakasi var?

Kabe'de insanlarin elleriyle yonttugu bir mabed/ bina degilmidir? Müslümanim diyenin Kabe'ye yönelerek namaz kilmalari bu durumda ne oluyor? Rabbimize maddi bir dünyanin bir noktasini hedef alarak ibadet edenler hangi akla uyarak uyguluyorlar bunu? Allah'in Ev'i olurmu?

Kabe'yi ziyaret etmek "HACC" ibadetlerimizin arasindami? Hangi ayetlerle farz kilinmistir? Kabe'nin kösesindeki "SIYAH TAS" neyi sembollendiriyor?

Kabe ziyaretlerinden elde edilen karlar nereye ulasiyor? Bu geriye kalan net gelirler sahsi kasalara sokulurmu?

Kabe'de "KURBAN" kesilmesini emreden Ayetler varmi?

Seytan taslama daki maksat nedir?

Yoksa atalardan ( Dini tekellerine alan Arablar ) gelen bir anlam ifade etmeyen rituellerden mi olusuyor bu ibadet sekli?

Akrabalarima izah edebilme imkanini bana saglayacaginizdan dolayi cevaplariniza simdiden tesekkür ederim.

Selam ve dua ile.
merdem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
merdem Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Asin (30. September 2017)
Alt 8. February 2013, 05:29 PM   #4
galipyetkin
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Mesajlar: 1.413
Tesekkür: 104
553 Mesajina 931 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 19
galipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud of
Standart

Değerli merdem.

Bu yöndeki görüş ve düşüncelerimi ben daha evvel aşağıda verdiğim linkte etraflı bir biçimde yazmış idim. İsterseniz oraya bir göz atıverin. Eksik bulduğunuz veya tatmin olmadığınız bir husus olursa bilgim dahilinde cevaplamaya çalışırım.

Koyunlarla kılıç-kalkan oyunu diye nitelediğim bir hayvanı keserek bunu ''Kurban'' diye sunma eylemi hakkında görüşlerim de genelin görüşlerinden ayrılık gösteriyor.

Verdiğim linki okuduktan sonra hangi konuda olursa bilgim dahilinde ise cevaplamaya hazırım. Buyrun:

http://www.hanifler.com/showthread.php?t=2657

Saygılarımla.
Galip Yetkin.
galipyetkin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
galipyetkin Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
merdem (8. February 2013)
Alt 8. February 2013, 08:42 PM   #5
merdem
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 1.606
Tesekkür: 667
710 Mesajina 1.304 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 18
merdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud of
Standart

Alıntı:
galipyetkin Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli merdem.

Bu yöndeki görüş ve düşüncelerimi ben daha evvel aşağıda verdiğim linkte etraflı bir biçimde yazmış idim. İsterseniz oraya bir göz atıverin. Eksik bulduğunuz veya tatmin olmadığınız bir husus olursa bilgim dahilinde cevaplamaya çalışırım.

Koyunlarla kılıç-kalkan oyunu diye nitelediğim bir hayvanı keserek bunu ''Kurban'' diye sunma eylemi hakkında görüşlerim de genelin görüşlerinden ayrılık gösteriyor.

Verdiğim linki okuduktan sonra hangi konuda olursa bilgim dahilinde ise cevaplamaya hazırım. Buyrun:

http://www.hanifler.com/showthread.php?t=2657

Saygılarımla.
Galip Yetkin.

Tesekkürler Galip Kardesim, anca okuyup bitirebildim onun icin biraz gecikti tesekkürüm. Elinize saglik, güzel ve ögütücü bir paylasim olmus. Sorularimin cevaplarini böylelikle almis bulundum.

Calismalarinizda basari ve kolayliklar dilerim. Allah sizden razi olsun.
merdem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22. May 2013, 10:08 AM   #6
merdem
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 1.606
Tesekkür: 667
710 Mesajina 1.304 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 18
merdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud of
Standart

Tapinmaya gelince hep nedense onu bunu örnek veririz, aynen ayetlerdeki yerimlerin yahudileri, hiristiyanlari, putperest araplari ilgilendirir der hic üzerimize alinmayiz.

Bu maddi dünyadan göctükten sonra varacagimiz yeri idealistlerimiz adina unuturuz.

Bir hanif olarak ben yüzümü Allah'a cevirdim diyen Ibrahim atamizi unuturuz.

Mezhep imamlari kurmamistir mezhepleri derler, her biri bir mezhep ardindan kosar.

Atam ne yapsin o yontmamistir heykelleri derler, baskasinin yonttugu heykeller karsisinda ebedi saygi durusuna gecerler.

Rabbimizin siddetle elestirdigi o yok olunan kavimlerin kayalardan yonttuklari evleri hic olmazsa bir yerde oturum hizmeti görüyorken, her sokak basina her meydan ortasina her masa basina oturtulan heykellerin sundugu bir hizmet var midir?

Firavunlar da herhalde kendi elleriyle yapmadilar piramidleri, yaptirdilar ve yaptirildi.

ille de elle tutulacak gözle görülecek tanrilara ihtiyac duyan israilogullarina Samiri de bir altindan buzagi hazirladi.

Kim tarafindan yontulmus olursa olsun mühim degil, mühim olan o yontulana yönelmek degilmidir?

O heykellere harcanan parayi besbelli devlete vergilerini ödeyenler sagliyor. Siz yontmuyorsunuz o heykelleri ama yontulmasina destek oluyorsunuz!

Sicak bir yemek olarak yoksula sunulmasi lazim gelen gelirler kimseye faydasi olmayan bir sekilde karsinizda soguk soguk duruyor.

Hesap gününde hangi cevabi verebileceksiniz? Ben yontmadim ama yontulmasina mani de olmadim sadece masraflarina ortak oldum mu diyeceksiniz?

O heykellerde senin emeginin karsiligi var, ödedigin vergilerdir.
O heykellerin yontulmasinda senin rizan var, itiraz etmedigine göre.

Bir Muhammed peygamberin resmi yapilmaya görsün, ortalik toz duman oluyor, kan bicak ortaligi götürüyor. Ne Isa peygamberin heykellerine ses cikaran var nede Musa peygamberin resimlerine, filimlerine ses cikaran var. Bizim olmayana karismayiz(!). Biz kendi heykellerimizi yontmakla görevliyiz.

Bir hanif olarak yüzler hem heykellere hem de Yaradan'a cevrilmez.

Isa peygamberin dedigi gibi: Bir insan hem paraya hem Allah'a tapamaz. Birinden vazgecmek gerekir, hangisinden vazgecmeye rasisiniz?

Lami cimi yok bunun. Izahina, adina ne derseniz deyiniz gercek anlamdaki manalarini degistiremezsiniz.

Ya bu dünya icin diler ahiretinizden vazgecersiniz, yada hem bu dünya hemde ahiret icin iyilik dilersiniz. Iyilik ve güzellikten ne anladiginiz artik sizlere kalmistir.

Yaşayan Putlar:Lat,Uzza,Menat
Halen yasiyorlar, hem de eskisinden daha kuvvetli daha etkili ve daha saygili bir sekilde!

Allah'a sirk kosmadan yasayan bir kul yok mu?

****

“Türkiye’de kaç okul var? 67 bin…
Kaç hastane var? 1220…
Kaç sağlık ocağı var: 6 bin 300…
Peki kaç cami var? 85 bin…
Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.

Türkiye’de kaç doktor var? 77 bin…
Peki kaç din görevlisi var? 90 bin…
Türkiye’de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.-

Bunları tek tek sıraladıktan sonra, şeriati küçültüyor. Adamın çıkış noktası budur. Biz de bu konuyu şöyle açıklıyoruz. Hastane, sağlık ocağı, okul gibi inşalar yapıldıktan sonra, doktor, sağlık personeli, hizmet personeli veya öğretmen ister. Aylık bakım ve onarım ister. Materyal ve malzeme ister. Oysa camide hizmet personeli de sağlık personeli de malzeme personeli de imamdır, cemaattir. Bir doktor maaşı 2072 lira. Tam teşekküllü bir hastanede sadece 100 doktor olduğunu düşünelim. Ayda eder 200 bin lira (200 milyar) Senede yapar 2 trilyon 400 milyar. Toplam hastane malzemelerinden ödenen para 1 Trilyondan fazla. Camilerin ihtiyaçlarının cami cemaati tarafından karşılandığını herkes bilir. Diyanet işleri ödeneği 2011 ile 3 trilyon. Sağlığa ayrılan ödenek 17 trilyon. Peki bu 3 trilyonluk ödenek nereye gidiyor? Bu ödeneğin %90’ı imam hatip kurs ve liselerine gidiyor. Camilere ayrılan para ise yok gibi. Camilerin yıllık masrafı, hastanelere ayrılan masraftan tam %1000 daha düşük. Yukarıdaki kıyaslama ile imamların fazlalığından şikayet ediyor. Peki bu İslam milletinin camiye gitme ihtiyacı, doktora gitme isteğinden daha fazlaysa; buna sebep olan devletin eğitim politikaları veya kişi vicdan özgürlüğü değil midir?

Camilerin ve imamların fazlalığından şikayet eden arkadaşımız lafı hiç heykellere getirmiyor. Türkiye’de 2008 itibarı ile Atatürk heykellerinin 100 binden fazla olduğu biliniyor. Bu heykellerin fiyatına ilişkin yorumlar şunlar: “Heykeltıraş Prof. Ferit Özşen, kurumların Atatürk heykeli yaptırmayı kendiliğinden vazife edindiğini söylüyorÖzşen, diğer heykeltıraşlara göre epey sınırlı sayıda Atatürk heykeli yapmış. Bugüne kadar 10′un üzerinde anıt yaptığını söyleyen Özşen heykelde bronzu tercih edenlerden. Genel fiyat aralığı gözönüne alındığında eserlerini pahalı satanlar arasında. Özşen, normal boyutlarda atlı bir figürün 60 bin YTL’ye mal olacağını, bunun en az üç katı fiyatına da bronz döküm yapılabileceğini söylüyor. Atatürk heykellerinde istikrarlı bir fiyat politikası yok. Deyim yerindeyse herkes kafasına göre fiyat biçiyor. Kültür Bakanlığı’nın tarifesinde büstler 5 bin YTL, üç metrelik figürler 20 bin YTL. Ancak bunun çok altında ve üstünde fiyatlara Atatürk heykeli yapanlar var. Örneğin çok ucuza heykel yaptığını söyleyen Tankut Öktem küçük bir anıt için 8 bin lira ücret aldığını belirterek “Bu fiyata yapan kimse de yok” diyor.”

Biz yine de düz 100 bin heykel olduğunu ve en az 10 milyar harcandığını varsayalım.

100 BİN X 10 MİLYAR = 1 KATRİLYON = 1 MİLYAR DOLAR

PEKİ BU PARAYA NE YAPILIRDI?

O SÖZDE “DAĞLIK DİYE” HİZMET GÖTÜRÜLEMEYEN DOĞU’YA

BİR İZMİR BİR BURSA TAMAMIYLA KURULURDU
Veya 20 PLANLI ŞEHİR YAPILIRDI
20 ÜNİVERSİTE KURULURDU
500 TANE OKUL YAPILIR
300 HASTANE YAPILIR

Şimdi en başa dönelim.

“Türkiye’de kaç okul var? 67 bin…
Kaç hastane var? 1220…
Kaç sağlık ocağı var: 6 bin 300…
Peki kaç cami var? 85 bin…
Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.

Türkiye’de kaç doktor var? 77 bin…
Peki kaç din görevlisi var? 90 bin…
Türkiye’de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.-

PEKİ TÜRKİYE’DE KAÇ ATATÜRK HEYKELİ VAR? (GERÇİ HEYKELLER MİLYONDAN FAZLA BU DA AYRI Bİ DERT, KİME NE FAYDASI VARSA)
-100 BİN
PEKİ TÜKİYE’DE 1 KİŞİYE KAÇ ATATÜRK HEYKELİ DÜŞÜYOR?
-800 KİŞİYE BİR ATATÜRK HEYKELİ
-80 KİŞİYE BİR HEYKEL DÜŞÜYOR

***

Igneyi önce kendine sonra cuvaldizi baskasina batir! derler buna.
merdem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
merdem Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
dost1 (22. May 2013)
Alt 30. September 2017, 12:37 PM   #7
Asin
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2015
Mesajlar: 15
Tesekkür: 14
0 Mesajina 0 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 0
Asin has much to be proud ofAsin has much to be proud ofAsin has much to be proud ofAsin has much to be proud ofAsin has much to be proud ofAsin has much to be proud ofAsin has much to be proud ofAsin has much to be proud of
Standart

Sayin Merdem,

kuranda kabete kelimesi gecen iki ayet var bildigim..

Maide 95

1. yâ eyyuhâ : ey!
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, yaşarken Allâh'a teslim olmayı, ona ulaşmayı dileyenler
3. lâ taktulû es sayde : av hayvanını öldürmeyin (avlanmayın)
4. ve entum hurumun : ve siz ihramlı iken
5. ve men katele-hu : ve kim onu öldürürse
6. min-kum : sizden
7. muteammiden : taammüden, kasten, bilerek
8. fe : o zaman, o taktirde
9. cezâun : ceza
10. mislu mâ katele : öldürdüğü şeyin dengi, misli
11. min en neami : hayvandan, hayvanın
12. yahkumu bi-hi : ona hüküm verir, karar verir
13. zevâ adlin : adâlet sahibi (iki kişi)
14. min-kum : sizden
15. hedyen bâliga el ka'beti : Kâ'be'ye ulaşan kurban
16. ev keffâratun : veya kefâret olarak
17. taâmu mesâkîne : yoksulları yedirme
18. ev adlu zâlike : veya buna adil olan, denk olan
19. siyâmen : oruç
20. li yezûka : tatması için
21. vebâle emri-hi : işinin vebâli, cezası
22. afâ allâhu : Allâh (c.c.) affetti
23. ammâ (an mâ) selefe : geçmişten olan şeyi, geçmişi
24. ve men âde : ve kim dönerse
25. fe : o zaman, o taktirde
26. yentakimu : intikam alır
27. allâhu : Allâh (c.c.)
28. min-hu : ondan
29. ve allâhu : ve Allâh (cc.)
30. azîzun : aziz, üstün, güçlü
31. zû intikâmin : intikam sahibi

bu ayetde ihramli iken kasten hayvan öldürenler, onun dengi bir hayvani ka`be ye ulastiracak .Kabe bir ev/ bina degilmi?

Maide 97:

1. ceale allâhu : Allâh (cc.) yaptı, sebep kıldı, var etti
2. el ka'bete : Kâ'be
3. el beyte el harâme : Beytel Haram (Kâ'be)
4. kıyâmen li en nâsi : insanları (yaşamlarını) ayakta tutmak için
5. ve eş şehra : ve ay
6. el harâme : hürmetli, haram, yasaklı
7. ve el hedye : ve kurban
8. ve el kalâide : boyunları bağlı, gerdanlıklı kurbanlıklar, develer
9. zâlike : işte bu
10. li ta'lemû : sizin bilmeniz için
11. enne allâhe : Allâh (cc.)'ın ... olduğu
12. ya'lemu : bilir
13. mâ fî es semâvâti : göklerdeki şeyler, göklerde olan (gökyüzünde ne varsa)
14. ve mâ fî el ardı : ve yerdeki şeyler, yerlerde olan (yeryüzünde ne varsa)
15. ve enne allâhe : ve Allâh (cc.)'ın ... olduğu
16. bi kulli şey'in : herşeyi
17. alîmûn : en iyi bilen

burda da hem Kabete = Ka`be
hem Beyt el Haram = ka`be olarak geciyor?

sakin Ka;be hacc icin bölgede bulunan insanlar icin kurbanlik hayvanlarin ulastirildigi/ bulunduruldugu bir yer oluyor olmasin?

Su an icin öyle düsünüyorum sahsen...
Asin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 1. October 2017, 02:45 PM   #8
galipyetkin
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Mesajlar: 1.413
Tesekkür: 104
553 Mesajina 931 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 19
galipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud of
Standart

Sayın Asin.

Maalesef ki Sayın Merdem kızımızı darılttık ve siteden ayrıldı. O nedenle size cevap veremeyecek. Ama geri döner de beni yanıltır umarım.

Arkadaşım. Verdiğin mealler çevrildikleri ayetlerin anlamlarını aktarmıyor; yanlışlıklar içeriyor. Bu nedenle bu meallere pek itibar etmeyin ve ayetlerin manalarını kendiniz araştırmaya bakın.

Yazınızda kâbe'yi niteleyen iki kelime bulduğunuzu söylüyorsunuz. Ki bunlar Maide-95'teki "ka'beti" ve Maide-97'deki "ka'bete".
Ben bunlara bir de Maide-6'daki "ka'beyn"i ilave edeceğim.
Yalnız dikkatinizi önemle çekerim ki bu kelimelerin hiç biri o kara küpü/kabeyi anlatmamaktadır

Maide-95'deki KA'BETİ ifadesi
Bizim "av yasağı" dediğimiz zamanlarda getirilen vahşi veya evcil hayvan öldürme yasağına aykırı şekilde bir hayvan öldürülmesi halinde kefareti tayin edebilmek için öldürülen hayvanın yaşının da bilinmesi gerekmektedir. İşte bunu tayin için hayvanın AYAK BİLEĞİNDEKİ AŞIK KEMİĞİ üzerinde uzman kişilerin yaptığı muayene ile havanın yaşı tayin edilebilmektedir. İşte burada geçen KA'BETİ kelimesi AŞIK KEMİĞİ manasınadır.

Maide-97'deki KA'BETE ifadesi
kendisinden sonra gelen "beyt el haram" ifadesini tamlamaktadır. Allah'ın ayetinde hem peş peşe gelen ka'bete hem de "beyt-el-haram"a kabe demesi düşünülemez ki zaten bunların anlamları da kabe filan değildir.
"Beyt el haram" ekonomik ve sosyal yönden kollektif bir düzende/sistemde yaşam süren Mekke'deki bir topluluktur. Bunu niteleyen "KA'BETE" kelimesinin manası da "SALKIM" demektir; üzüm salkımı gibi. Bu ifadeden de anlaşılıyor ki bu topluluğun üyeleri, aileleri ayrı ayrı yer ve bölge veya sokaklarda değil, hepsi bir salkım gibi, salkımdaki taneler gibi bir arada yan yana birbirlerine destekçi olarak yaşamaktalar.

Maide-6'daki KA'BEYN ifadesi ise
abdest alırken ayakların yıkanması sırasında yıkanacak yerlerin sınırlarını belirleyen AYAK BİLEKLERİNİN YANLARINDAKİ ÇIKINTILARI anlatır.

Saygılarımla.
Galip Yetkin.

Konu galipyetkin tarafından (4. October 2017 Saat 04:45 PM ) değiştirilmiştir.
galipyetkin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
elleriyle, kendi, tapanlar, yonttuklarına


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:59 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam