hanifler.com Kuran odaklı dindarlık  

Go Back   hanifler.com Kuran odaklı dindarlık > BİLİM VE TEKNOLOJİ > İlim ve cehalet

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 18. August 2012, 10:17 AM   #1
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
267 Mesajina 413 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 11
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart Islamın şartı hala 5 midir, değişmedimi hala!

SEVGİLİ KARDEŞLERİM;

Bu yazıda, müslüman çocukları olarak yaşanılan bir dram anlatılmaya ve çoğumuzun anıları canlandırılmaya çalışılacaktır.

ALLAH'IN SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN.

Bizim çocukken anlayacak yaşa geldiğimiz görüldüğünde, bizlere; başta aile büyüklerimiz tarafından ; İslamın şartı 5 olarak öğretilmiştir.

Ayrıca, bunun yanında, hocaların önemi hep hatırlatılarak; bunların bize her şeyi öğretecekleri ve onları hep takip etmemiz gerektiği söylenmiş ve büyüdüğümüzde dahi; kuran gibi bir kitaptan bahsedilerek, “al ondan oku, biraz din öğren kitabından” denmemiştir.

Kuran, hep evin en yüksek yerinde ve en güzel kılıflarda saygın (!) yerine asılmış, mevlit ve cenazelerde büyüklerimizin yapraklarını karıştırarak, orada bulunanların anlamadığı şekilde fakat, nağmeli olarak okunmasının hüznünü yaşamıştır.


Bizi kurana, kuranı bize yaklaştırmayan büyüklerimiz, kuranın nurundan da faydalanmamıza set çekmişlerdir.

Din öğretisinde süre uzadıkça, kuran kursları hocaları devreye girmişler ve ; surelerin arapçalarını ezberleterek, “mümkün olduğu kadar yanık sesle, düz yada tecvitli kuran okumak” din olarak öğretilmiştir.


Artık, biraz daha ayaklarımızın üzerinde durmaya başlayınca da; imam hatip gibi okul hocaları görevi devralarak, kurs hocalarının kaldığı yerden devam etmişlerdir.

Buralarda da kuranı, yani dini öğretecek kimseler yetiştirmek yerine; devletin ve milletin bölünmez bütünlüğünü ve demokrasiyi koruyacak; bunlar için dini öğretecek; hatipler, hafızlar yetiştirmek temel ilke olarak korunmuştur.

Eee, tabi dini temsil eden kurumumuzda; güzel kuran okuma yarışmaları düzenleyerek, minarelerden güzel ezan okuyarak milleti duygulandıracak hafızlar yetitirme yarışına girmişlerdir.

Bize öğretilen şeyler; gerekenden çok göstermelik, içerikten çok şekilcilik şeklindeki yaşamı sağlayan ve öğretenler açısından kesin doğru ve yeterli olan şeylerdi.

Çünkü bizim, öğretmenlerimiz de aynı bizim yöntemimizle öğrenen kimselerdi.

Böylece; yuva kuracak aşamalara gelir, yuvalar kurarsak da, iş için gerekenin yanında, bir çok edebi cildi devirmiş olmamıza karşın hala kuran raflarımızda bile yerini alamaz.

Kimin kitabıdır, bu kitap ne der, neden korunmuştur, ne zaman lazım olur, anlarsak ne değişir?

Bu sorular, çok gereksizdi, çünkü zaten onu anlayamayacağımızı onun alimleri öğretmişlerdi.

Eee, koskoca alimler yalan mı söyleyeceklerdi? Biz onlar kadar olabilirmiydik?

Hem herkes kendi branşını en iyi bilir, matematiği hocası, kimyayı hocası, fen ve sosyali nasıl hocaları öğretiyorsa; dini de hocaları öğretmeliydi!

O zaman, biz de çocuklarımızı, yine nasıl diğer derslerde yarış için hocalarına gönderiyorsak, dini en iyi öğrenmesi içinde hocalara göndermemiz gerekmezmiydi canım? Bizde, bunu sağlayarak; dini öğretme görevimizi de yerine getirmiş, büyük bir yükün altından kurtulmuş oluyorduk.

Böylece; islamın şartının 5 olduğu, diğerlerinin bizi ilgilendirmediği; bu 5 şartında yılmaz bekçisi olan bir Müslüman devlete sahip olmamızın haklı gururuyla yaşayıp gitmekten başka bir şey kalmıyordu.


Şu anda bile topluma çıksanız, alim yada cahil kime mikrofon uzatıp sorsanız; islamın şartının hala değişmediğini, “bunu bilmemenin çok ayıp olacağını ve şartın (hala!) 5 olduğunu” şak diye suratınıza vuran cevaplar alırız.

Düşünebiliyormusunuz şimdi problemin büyüklüğünü?

Müslümana islamın şartının 5 olduğu, diğerlerinin şart olmadığı empoze ediliyor.

Acı olanda; Müslümanlar olrak, bu konuda fazla da kafa yormak istemeyip bunu din sanarak yaşayıp ölüp gitmemizdir.

İŞTE BU NOKTADA ŞEYTANIN BAŞARISI GÖRÜLMEKTEDİR.


Evet, şeytan bizlere galip gelmiştir. Şeytan ve dostları haklı olarak hep bayram halindedir.

BUGÜN DEĞİŞEN BİR DURUM VARMIDIR? ŞEYTANA GALİP GELİNEBİLMİŞMİDİR?

Hayır, aynı şeyler devam ediyor, gidiyor. Hiç kimsenin, dünyaya geliş amacını sorgulayıp, kitabı merak edip bakması gibi bir durum hala yok.

Hatta, Allah Allah diye savaşlar kazanan kimselerin ocaklarında camiye gidenler, dini kendi başlarına yaşamak isteyenler fişleniyor ve dışlanıyorlardı… Ama canım, onlar zaten irtica yapmaya çalışan kimselerdi.

Bu arada da bizim din için savaşırken ölenlere ait sandığımız şehitliğinde doğrusunu öğreniyorduk. Devlet kurumlarında halka hizmet için çalışan kim bu uğurda ölürse şehit oluyormuş. Hatta;

Gazinoda eğlenirken vurulan asker-polis şehit, masasında yazan gazeteciler bile şehit oluyormuş.


Bu, her dönemde islamı ve müslümanı zaafa uğratmak isteyen şeytan ve dostlarının müslümana sağdan yaklaşması denilen şeydir.

Dine en büyük zarar; kavgayla, öldürmeyle değil, dinden yanlışlar sokularak yapılabilir.

MÜSLÜMAN İSLAMIN 5 ŞARTI OLDUĞUNU (NAMAZ,ORUÇ,HAÇ,ZEKAT,KELİME-İ ŞEHADET) BİLİR BUNLARIDA ÖĞRETİLEN ŞEKİLDE YAŞARSA EN SALİH MÜSLÜMAN OLDUĞUNU SANIR.

AMA BİR ZAVALLI GİBİ ÖLDÜĞÜNÜ GÖREMEZ.


İslamı bu beş şey sanan ve bundan başka şeylere dikkat etmeyen biri kuranda okumaz, başka şartlarıda göremez bilemez.


Bu aşamada; "aksi yönde bilgilenen ve islamın şartı 5 olamaz, bu devlet islamı sekteye uğratan kanunlar yapıyor, islam bu değildir" diyen kimselerin karşısına diyanetin en yetkilileri çıkartılarak;
"siz kuranı anlayamazsınız, onun için bizler varız, bizler sizlere açıklarız, en doğrusu budur." dedirtilir.

Sonrada, devlet büyükleri, "saçmalamayın, oturun yerinize, bakın diyanet bile ne diyor. Siz ondan iyimi bileceksiniz? Allah'la kulu arasına girilmez, din Allah ile kulu arasında kalan şeydir. Sizin namazınıza, orucunuza, haccınıza, zekatınıza karışanmı var? Bak her yerde ezanlar okunmakta ve camiler dolup taşmaktadır.

Bunun aksini iddia edenler islamı bilmeyen cahiller yada provakötörlerdir denilerek, bunlara karşı diğer müslümanları da kalkan olarak kullanırlar.

Yani gerçek müslümanın başı, aslında tamda bu nedenle kafirlerden, müşriklerden çok kendini müslüman sanan tağutçu müslümanlarla derttedir.

Rivayetlerden, kıymet verdiği büyüklerden aldığı bilgiyle dini yaşayan müslümanlar olarak, diyanet ve devletin bu açıklamalarınıda otomatik olarak kabul ederek aksini söyleyenleri; hain, din düşmanı, peygamber düşmanı ilan ederek, dini bırakıp, yerine insan yapımı ideolojilerine destek veririz.


Ha sahi, bu film hep böylemi devam etmeli? Senaryo değişmeli, masal terk edilmeli değilmi?

Biz büyüdük, akıllandık artık!


(yoksa hala akıllanmadık mı?)

saygılarımla…
aorskaya

Konu aorskaya tarafından (18. August 2012 Saat 10:22 AM ) değiştirilmiştir.
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
aorskaya Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 4 Kisi:
dost1 (18. August 2012), GALİP ACAR (24. March 2014), merdem (18. April 2013), Miralay (22. August 2012)
Alt 18. April 2013, 11:39 PM   #2
merdem
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 1.606
Tesekkür: 667
710 Mesajina 1.304 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 18
merdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud of
Standart Biz böyleyiz iste, gavur kadar akillan(a)mayiz

Bu hikayede gerci IMAM misal verilmis, ama bilgilenmede, ögrenmede dahi güzel ögütler, amaclar ve örnekler toplumdan uzaklastirilmaya calisildiginda yine itirazlar olmayacaktir. Biz adam olamayiz, biz akillanamayiz. Rabbimizin fitrat üzerine yarattigi insanoglunun (müslümanlarin) beynini dogduktan hemen sonra hurafelerle dagliyorlar, dövme ancak kazinarak silinir, gelde kazi beyinleri. Hurafelerden ayrilmaktansa ölümü tercih edenler cok, nasil olsa Allah'in cenneti büyüktür diyorlar, Allah'in (hasa) ayagiyla cenennemi doldurtup kendileri icin cenneti parselliyorlar.

Kur'ana yaklasmayana, Allah'in buyruklarina yabanci olanlara,hani diyesim geliyor, cehennem dahi razi olmaz esasinda, böyle insanlarin her iki kainatta da bir yeri olabilirmi?



HER KULA HELÂL, MÜSLÜMAN’A HARAM!…


Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!”

Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye… Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzura getirilmiş.

- “Bu nasıl fitnedir, dini İslâm, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslümana yasakla! Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?” diye çıkışmışlar adama. Adam:

- “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…” dedikçe kadı kızmış:

- “Ne delili, ne ispatı? Sen fitne çıkardın, Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın, katlin vaciptir!” demiş. Demiş ama bir yandan da merak edermiş:

- “Nedir gerekçen?” diye sormuş. Adam:

- “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş… Padişah da sinirlenmiş ama diğer yandan o da meraklanırmış:

- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl, Müslüman’a haram yazarsın?” Adam, başı önünde konuşur:

- “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”

- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?”

- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultanım…”

- “Eeee?!..”

- “Sultanım, herhangi bir havradan (sinagog) rastgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…”

Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Museviler, “ne oluyor, bu ne zulüm? Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…” Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:

- “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler… Az zaman geçmiş ki, adam:

- “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım” demiş.

Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar… Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine… Sultan:

- “Bitti mi?” demiş adama.

- “Sultanım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.

- “Şimdi nedir isteğin?”

- “Efendim, payitahtımız Bursa’nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimat edilen âlimini alınız minberinden…”

Adamın dediğini yapmışlar, Ulucami imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka paça götürmüşler… Ve ne olmuş bilin bakalım? Bir Allah’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz? Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz” gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan soran olmamış…

Geçmiş bir hafta, “nerde imam” diye gelen-giden yok! Aptal ve cahil bir imam tayin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri… Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için:

- “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”

- “Kim bilir ne halt etti de tevkif edildi!”- “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…”

- “Sorma, sorma…”

Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:

- “Eee, ne olacak şimdi? Adam:

- “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.”

- “Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:

- “Ey büyük Sultanım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?” Sultan acı acı tebessüm etmiş:

- “Hava bile haram, hava bile!”
merdem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
merdem Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi:
dost1 (18. April 2013), GALİP ACAR (24. March 2014)
Alt 24. March 2014, 10:13 AM   #3
GALİP ACAR
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: Mar 2014
Mesajlar: 10
Tesekkür: 9
0 Mesajina 0 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 0
GALİP ACAR has much to be proud ofGALİP ACAR has much to be proud ofGALİP ACAR has much to be proud ofGALİP ACAR has much to be proud ofGALİP ACAR has much to be proud ofGALİP ACAR has much to be proud ofGALİP ACAR has much to be proud ofGALİP ACAR has much to be proud of
Standart

Evet çok geç, olsun...sonun da buldum. Diyanet ve hocalarıyla cebelleşmekten bıktım, bıktım yoruldum, etrafımdan "deli" sapık damgası yemekten. Bu yazı "bayılana limon ayılana gazoz "oldu. Tayyar Altıkulaç belki alazlanarak geçebilir amma diğer Diyanet işl.bşk.ları varya GAYYA kutyusu bile onlar için deniz sahili. Hocaların Hocası lakabını kendine yapıştıran Süleyman gerçekten Soyadı gibi hala ATEŞ yakmakta ve birde üfürmek te.
GALİP ACAR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
değişmedimi, hala, islamın, midir, şartı


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:40 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam