![]() |
Salât’ın Kadim Hattı
Salât’ın Kadim Hattı: Nuh’un Gemisinden İbrahim’in Kıyamına
Kur’an’da İstikamet, Ahd ve Tevhid Mirası Kur’an, tarihi olayların kronolojik dizilimiyle ilgilenmez; onun derdi istikamettir. Bu yüzden kıssalar, birbirinden kopuk anlatılar değil; aynı hakikatin farklı zamanlarda aldığı biçimlerdir. Salât-ı İbrâhîmiyye de bir şahıs yüceltmesi değil, kesintisiz bir tevhid hattının bilinçli hatırlatılmasıdır. Bu hat, Nuh’un gemisinde başlar, İbrahim’in kıyamında billurlaşır ve Muhammed (as) ile evrensel çağrıya dönüşür. 1. Nuh’tan İbrahim’e: “Selâm” ile Kurulan Süreklilik Kur’an, İbrahim’i tarih sahnesine yalnız ve kopuk bir figür olarak çıkarmaz. Aksine onun bir mirasın vârisi olduğunu açıkça söyler: “Şüphesiz ki o (İbrahim), Nuh’un şîasındandı.” (Sâffât 37:83) Buradaki şîa, soy veya grup adı değil; aynı ahde sadakat, aynı tevhid yönelimi demektir. Bu süreklilik, iki büyük “selâm” ile mühürlenir: “Âlemler içinde Nuh’a selâm olsun!” (37:79) “İbrahim’e de selâm olsun!” (37:109) Bu selâm, bir nezaket ifadesi değil; kurtuluş onayıdır. Nuh’ta selâm, tufandan kurtuluştur. İbrahim’de selâm, ateşin serinliğe dönüşmesidir. Salât işte bu iki selâm arasında kurulan direniş ve teslimiyet köprüsüdür. 2. İbrahim’in İmamlığı: Kelimelerle İnşa Edilen Bir Ahd İbrahim neden merkez figürdür? Kur’an cevabı soyda değil, kelimelerde verir: “Rabbi İbrahim’i birtakım kelimelerle imtihan etti; o da onları eksiksiz yerine getirdi. Allah dedi ki: ‘Seni insanlara imam kılacağım.’” (Bakara 2:124) Bu kelimeler: sadece söylenen lafızlar değil, hayatta karşılığı olan ilahî ilkelerdir. İbrahim bu kelimeleri: okuduğu için değil, ikame ettiği için imam kılındı. İşte burada salât, kelimelerin hayata dikilmesi; yani kıyam hâlidir. Salât, kelimenin bedene, ahde ve eyleme dönüşmesidir. 3. Millet-i İbrahim: Etnik Değil, Akli ve Fıtrî Bir Yol Kur’an’ın en sert uyarılarından biri şudur: “İbrahim’in milletinden, kendini bilmeyenden (sefih) başka kim yüz çevirir?” (Bakara 2:130) Bu ayet, dini: soy, gelenek, etiket meselesine indirgeyen herkese yöneliktir. İbrahim’in milleti: Yahudi, Hristiyan, Arap kategorileriyle tanımlanmaz. “İbrahim ne Yahudi idi ne Hristiyan; fakat hanîf bir Müslim’di.” (Âl-i İmrân 3:67) Haniflik, aklın ve fıtratın Allah’a hizalanmasıdır. Yüzü (vech) yaratıcıya döndürmektir: “Ben yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim.” (En‘âm 6:79) Salât, işte bu yüz çevirmenin bedensel ve toplumsal ilanıdır. 4. Beyt’in Temelleri: Taş Değil, Tevhid Kazısı “İbrahim ve İsmail, Beyt’in temellerini yükseltiyorlardı…” (Bakara 2:127) Burada yükseltilen şey sadece duvar değildir. O temeller: Nuh’tan beri var olan, fakat insanlığın örttüğü tevhid duruşudur. Kur’an bunu açıklar: “İbrahim’in makamını musallâ edinin.” (Bakara 2:125) “Evimi tavaf edenler, kıyamda duranlar, rükû ve secde edenler için temizle.” (Hac 22:26) Temizlik burada: tozdan değil, şirkten arınmadır. Salât, mekânı değil insanı temizler; taşı değil niyeti hizalar. 5. Muhammed (as): Ahdin Son Vârisi Peygamber’e sürekli şu emredilir: “De ki: Rabbim beni dosdoğru yola iletti; hanîf olan İbrahim’in milletine.” (En‘âm 6:161) Bu, Muhammed’in (as) kendini geri çekmesi değil; tevhid zincirinin tamamlanmasıdır. “Allah doğruyu söyledi. Öyleyse hanîf olarak İbrahim’in milletine uyun.” (Âl-i İmrân 3:95) Sonuç: Salât Bir Ritüel Değil, Bir Hizalanmadır İbrahim, salât için: konforu terk etti, ekinsiz vadiyi seçti (İbrahim 14:37). Eğer kıldığımız namaz bizi: Nuh’un direnciyle, İbrahim’in hanifliğiyle, Muhammed’in ahlakıyla buluşturmuyorsa, Kur’an’ın ifadesiyle: “Salâtlarından gafildirler.” (Mâûn 107:5) Salât; Nuh gibi fırtınaya direnmek, İbrahim gibi putları kırmak, Muhammed (as) gibi ahdi taşımaktır. Ve Kur’an hâlâ aynı soruyu sorar: “İnsanlardan İbrahim’e en yakın olanlar, ona uyanlardır.” (Âl-i İmrân 3:68) Yakınlık, soyla değil; istikametle ölçülür. [url]www.dersvekuran.blogspot.com[/url] |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:59 AM. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam