Eşik ve Engel
Kur’an’ın Mimarisinde Kapısı Olan Duvar
Giriş: Hakikatin Mekânla Konuşması
Kur’an-ı Kerim, insanın hakikatle ilişkisini çoğu zaman somut mekân tasvirleri üzerinden kurar. Ancak bu tasvirler süsleyici anlatılar değil; kalbin yönelişini, niyetin ağırlığını ve amelin akıbetini gösteren ilahî işaretlerdir.
Bu bağlamda Kur’an’da geçen duvar, perde, set, yükseklik gibi kavramlar; coğrafî engellerden çok, iman ile gösteriş, samimiyet ile oyalama, teslimiyet ile erteleme arasındaki sınırları temsil eder.
Bu mimarinin en sarsıcı örneklerinden biri, Hadîd Suresi 13. ayette karşımıza çıkan “kapısı olan duvar” tasviridir:
“Aralarına, kapısı olan bir duvar çekilir. İç tarafında rahmet, dış tarafında ise azap vardır.”
(Hadîd, 57/13)
Bu duvar, taş ve topraktan değil; niyetlerden, tercihlerden ve ertelenmiş sadakatlerden örülmüştür.
1. Yakınlık İçindeki Ayrılık: Aynı Saf, Farklı Akıbet
Hadîd Suresi’nde bu duvar, inkârcılarla inananlar arasına değil; inananlarla münafıklar arasına çekilir. Yani mesele, dışarıdan düşmanlık edenlerle değil; aynı yürüyüşte görünüp kalben geri duranlarla ilgilidir.
Münafıklar:
Aynı ortamda bulunmuş
Aynı sözleri söylemiş
Aynı çağrıya muhatap olmuşlardır
Ancak aynı bedeli ödememişlerdir.
Duvarın dehşeti buradadır:
Taraflar birbirini görür, seslenir, hatırlar…
Ama kavuşamaz.
Bu, Kur’an’ın en ağır ikazlarından biridir:
Yakın olup ulaşamamak.
2. Kapının Varlığı: Kaçırılmış Fırsatın Azabı
Ayetin en çarpıcı yönü, duvarın kapısının olmasıdır:
“Sûrun lehû bâb” – “Bir duvar… ve onun bir kapısı vardır.”
Eğer kapı olmasaydı, bu bir kader olurdu.
Kapının varlığı ise şunu ilan eder:
“Bir zamanlar geçebilirdin.”
Kur’an, Hadîd 14. ayette münafıkların feryadını aktarır:
“Biz sizinle beraber değil miydik?”
Cevap ise nettir:
“Evet; ama siz kendinizi oyaladınız, beklediniz, şüpheye düştünüz, kuruntulara kapıldınız…”
Bu bir mekân reddi değil, ahlâk muhasebesidir.
Kapı orada durur ve sessizce şunu söyler:
“Girmedin; çünkü geç kalmayı seçtin.”
3. Rahmet İçeride, Azap Dışarıda: Yöneliş Meselesi
Ayet, tarafları coğrafyayla değil yönelişle tarif eder:
İç taraf:
İhlas
Sabır
Bedel ödeme
Hakikat uğruna risk alma
Dış taraf:
Görünürde iman
Güvenli bekleyiş
Menfaat hesabı
“Şartlar netleşsin” tavrı
Bu nedenle duvar, kâfirle mümin arasına değil,
samimi olanla idare eden arasına çekilir.
4. Kur’an’da Duvarın Diğer Yüzleri
A‘râf Suresi: Yükseklik ve Bekleyiş
“İki taraf arasında bir perde vardır.” (A‘râf, 7/46)
Buradakiler her iki tarafı da görür.
Tanırlar.
Seslenirler.
Ama yerleri belli değildir.
Bu, kararsızlığın ve gecikmiş tercihin sembolüdür.
Yâsîn Suresi: Dünyada Örülen Set
“Önlerine bir set, arkalarına bir set çektik; artık görmezler.” (Yâsîn, 36/9)
Bu set:
Kalpteki kibir
Hakikatten kaçış
Konfora sığınma
ile örülür.
Ahiretteki kapılı duvar,
dünyada örülen bu setlerin sonucudur.
5. Bugünün Duvarları: Konfor ile Hakikat Arasında
Modern dünyada duvarlar artık:
Taştan değil
Algıdan
Alışkanlıktan
Konfor bağımlılığından yapılır
İnsan:
Mazlumdan yana gibi durur
Ama bedel ödemez
Hakikati sever
Ama risk almaz
Kur’an bu hâli isimlendirir:
Münafıklık.
Ve uyarır:
“Nur, onu hak edenlerindir.”
Sonuç: Duvar Ahirette Değil, Bugün Yükselir
Kur’an’ın anlattığı o duvar, gökten bir anda inmeyecek.
O duvar:
Ertelenen iyiliklerle
Kaçınılan fedakârlıklarla
“Sonra bakarız” denilen hakikatlerle
bugün örülür.
Trajedi, duvarın arkasında kalmak değildir.
Asıl trajedi:
Kapının önünde olup, anahtarı —samimiyeti— kaybetmektir.
www.dersvekuran.blogspot.com