|
Katılımcı Üye
Üyelik tarihi: Apr 2026
Mesajlar: 69
Tesekkür: 0
0 Mesajina 0 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 11
|
Bir başka önemli örnek de, Kutsal Kuran'ın, ruhbanlık ve dünyadan el etek çekmenin tamamen yanlış ve din dışı bir uygulama olduğunu anlatmasıdır:
Birçok dinde ve felsefede, manevi mükemmelliğe ulaşmanın yolu, dünyevi hayattan, onun nimetlerinden, özellikle de evlilik ve cinsel hayattan tamamen el etek çekmek olarak görülmüştür. Bu "ruhbanlık", bu pagan uygulamalar (monastisizm) veya "asketizm" anlayışı, Hristiyanlıkta ve diğer bazı dinlerde kurumsallaşmıştır.
Buna karşılık Kutsal Kur'an, bu aşırı yaklaşımı, insanın fıtratına aykırı bir "sonradan icat" olarak tanımlar ve bunun yerine dünya ile ahiret arasında dengeli bir yaşam modeli sunar.
Özellikle Katolik ve Ortodoks Hristiyanlıkta, rahiplerin, papazların, rahibelerin ve keşişlerin evlenmemesi (bekâret yemini) esastır. Bu anlayış, cinsel hayatın ve aile kurmanın, kişiyi Tanrı'ya tam olarak adanmaktan alıkoyan daha "aşağı" bir statü olduğu varsayımına dayanır.
Bu uygulama, sahte İnciller'deki bazı pasajların (örneğin, Matta 19:12'de "kendilerini göklerin egemenliği için evlenmekten alıkoyanlar vardır" ifadesi veya Pavlus'un 1. Korintliler 7. bölümde bekârlığı evliliğe tercih ettiğini belirtmesi) yorumlanmasına dayanır.
Bu anlayışın sonuçları:
Fıtrata aykırılık: Evlenme, aile kurma ve nesli devam ettirme gibi en temel insani ve biyolojik arzular bastırılır. Bu durum, tarih boyunca birçok psikolojik soruna ve hatta manastırlarda yaşanan cinsel istismar skandallarına zemin hazırlamıştır.
Dünyayı/imtihan evrenimizi kötülemek ve kendine zulmetmek: Dünya hayatı, nimetleri ve güzellikleri, maneviyatın önünde bir engel ve "kötü" bir şey olarak görülür. Kurtuluş, dünyadan kaçmakla mümkün olur.
Elit bir manevi sınıf yaratma: Evlenmeyen ve kendini tamamen dine adayan ruhban sınıfı, evli olan sıradan halktan (laikler) manevi olarak daha üstün kabul edilir.
Ve bu pagan, ızdırapçı uygulamalar sinsice birçok dine sızmıştır maalesef. Komünizm gibi sapmalar da ruhçuluğun yani paganizmin parçasıdır ve zenginlik de yasaklanmaktadır bu yüzden sahte kitaplarda ve öğretilerde.
Ama Kutsal Kur'an, ruhbanlığı, insanların Allah'ı razı etmek için kendiliklerinden icat ettikleri, ancak hakkını da veremedikleri bir yenilik (bidat) olarak tanımlar ve onu onaylamaz. Bunun yerine, dünya hayatının nimetlerinden meşru bir şekilde yararlanırken, ahiret sorumluluğunu da unutmayan dengeli bir model önerir.
A) Ruhbanlık, insanların icadıdır: Kur'an, Hristiyanların uyguladığı ruhbanlığın, Allah'ın emri olmadığını, kendi uydurmaları olduğunu belirtir.
"...uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz yazmadık (emretmedik). Fakat kendileri Allah’ın rızasını kazanmak için (bunu icat ettiler), ama ona da hakkıyla riayet etmediler..." (Hadid Suresi, 27)
B) Dünya nimetleri helaldir ve evlilik teşvik edilir: Kur'an, Allah'ın kulları için yarattığı güzel nimetleri yasaklamayı kınar.
Evlilik ise peygamberlerin sünneti (yolu) olan, sevgi ve huzur kaynağı (sekine) olarak tanımlanan mübarek bir kurumdur.
"De ki: ‘Allah’ın, kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?’..." (A'raf Suresi, 32)
"İçinizden, kendileriyle huzura kavuşasınız diye size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranıza bir sevgi (meveddet) ve merhamet koyması da O’nun (varlığının) delillerindendir." (Rum Suresi, 21)
C) Peygamberler, toplumun içinde yaşayan örneklerdir: İslam peygamberleri bir manastıra çekilip toplumdan soyutlanmamışlardır. Evlenmişler, çocuk sahibi olmuşlar, ticaret yapmışlar, devlet yönetmişler, bazıları çok zengin olmuş ve hayatın tam içinde, insanlara örnek olarak yaşamışlardır. Bu, maneviyatın hayatın içinde aranması gerektiğini gösterir.
"Andolsun, biz senden önce de elçiler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik..." (Ra'd Suresi, 38)
Kutsal Kur'an, insanın en temel biyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarını bastırmayı değil, onları meşru ve ahlaklı bir çerçevede yaşamayı emreder. Bu, hem bireyin hem de toplumun akıl sağlığını korur.
Dünya-ahiret dengesinin kurulması: İslam yolu, yani tüm peygamberlerin sunduğu yol hem dünyevi sorumlulukları yerine getirmeyi hem de ahireti unutmamayı içeren dengeli bir yoldur.
İslam'da herkes, evli de olsa bekâr da olsa, zengin de olsa fakir de olsa, Allah'a karşı kullukta eşittir. Üstünlük, bir yaşam tarzını seçmekle değil, sadece takva (Allah'a karşı sorumluluk bilinci) iledir. Bu, ruhban sınıfı gibi imtiyazlı bir manevi aristokrasiyi ortadan kaldırır.
Selam ve sevgiler
Emre Karaköse (Emre_1974tr)
|