![]() |
|
|
|
|
#1 |
|
Uzman Üye
Üyelik tarihi: Sep 2010
Mesajlar: 955
Tesekkür: 191
556 Mesajina 1.179 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 26 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
"Mele" Psikolojisi ve Sistemik Direnç
Kur’an-ı Kerim, tevhid mücadelesini anlatırken meseleyi sadece bir "inanç-inançsızlık" düzlemine hapsetmez. Vahyin karşısında duran blok, rastgele bir kalabalık değil; ekonomik, siyasi ve sosyal sermayeyi elinde tutan, Kur’an’ın "Mele" (الملأ) olarak tanımladığı seçkinler sınıfıdır. Kelime anlamı itibariyle "bir yeri dolduran, göze çarpan" demek olan bu zümre, aslında her çağın "statüko muhafızlarını" temsil eder. 1. Sistemin Bekçileri: "Biz Atalarımızı Bir Yol Üzerinde Bulduk" Mele’nin en temel karakteristiği, hakikatin doğruluğuna değil, düzenin devamlılığına odaklanmasıdır. Onlar için değişim bir tehdittir. Kur’an bu refleksi şöyle özetler: "Senden önce de hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek, oranın lüks içinde yaşayan şımarık ileri gelenleri (mütrefûha) mutlaka şöyle demişlerdir: 'Biz babalarımızı bir ümmet (din, yol) üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uymaktayız.'" (Zuhruf, 43:23) Buradaki "ata yolu" savunması aslında kültürel bir muhafazakârlıktan ziyade; mevcudiyetlerini borçlu oldukları ekonomik ve sosyal imtiyazları koruma çabasıdır. 2. Sosyal Sınıf Kibri: "Sana Ayaktakımı mı Uydu?" Mele, vahyi sadece fikren reddetmez, aynı zamanda vahye inananları sınıfsal olarak aşağılar. Hz. Nuh örneğinde gördüğümüz bu tavır, tarihin tüm "elit" dirençlerinde ortaktır: "Kavminden inkâr edenlerin ileri gelenleri (mele), 'Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. Sana ancak içimizden basit görüşlü ayaktakımının (erâzilunâ) uyduğunu görüyoruz' dediler." (Hûd, 11:27) Bu ayet, Mele’nin zihin haritasını ele verir: Onlara göre hakikat, ancak kendi sınıflarına hitap ederse değerlidir. Yoksulun ve mazlumun yanında saf tutan bir din, onların imtiyazlı dünyasını sarsmaktadır. 3. Zulmü Meşrulaştırma Dili: "Bozguncu" Etiketi Mele’nin en tehlikeli silahı, kavramların içini boşaltarak zulmü "kamu düzeni" adına savunmaktır. Hz. Musa’nın karşısında duran Firavun’un Mele’si, tarihin en klasik algı operasyonunu yürütür: "Firavun’un kavminden ileri gelenler (mele) dediler ki: 'Musa’yı ve kavmini, yeryüzünde bozgunculuk çıkarsınlar, seni ve tanrılarını terk etsinler diye mi bırakacaksın?'" (A’raf, 7:127) Zulme başkaldıran "bozguncu" (müfsid) ilan edilirken; statükonun devamı "barış" (ıslah) olarak sunulur. Bugünün dünyasında da hak arayışlarının "kaos" olarak nitelendirilmesi, bu kadim "Mele" refleksinin bir devamıdır. 4. Baskı ve Sürgün: "Seni Yurdundan Çıkaracağız" Fikirle baş edemeyen Mele, son aşamada güce ve tehdide başvurur. Peygamberlere verilen cevaplar hep aynı kapıya çıkar: "Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler (mele) dediler ki: 'Ey Şuayb! Seni ve seninle beraber iman edenleri ya mutlaka şehrimizden çıkaracağız ya da bizim dinimize döneceksiniz!'" (A’raf, 7:88) Bu ayet gösteriyor ki Mele için "hürriyet" sadece kendileri içindir. Hakikat, onların kurduğu oyun alanının dışına çıktığında, yerini hemen zorbalığa bırakır. Sonuç: Mele Bir Tipolojidir Kur’an bize Nuh’un, Salih’in, Musa’nın veya Hz. Muhammed’in (sav) Mele’sini anlatırken aslında "zamansız bir sınıfı" tarif eder. Siyasi güç (Firavun), Bürokratik akıl (Haman) ve Toplumsal onay mekanizması (Mele) birleştiğinde ortaya çıkan yapı, hakikatin önündeki en büyük engeldir. Kur’an’a göre imansızlık, sadece bir "anlayış noksanlığı" değil; konforunu, sınıfını ve kibrini hakikate tercih etme eylemidir. Mele, bu bilinçli tercihin ve kurumsallaşmış kibrin adıdır. www.dersvekuran.blogspot.com |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| mele, psikolojisi |
|
|