![]() |
|
|
|
|
#1 | |
|
Site Yöneticisi
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 3.111
Tesekkür: 3.641
1.099 Mesajina 2.448 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 100000 ![]() |
Selamun Aleykum! Değerli Hasan Akçay Kardeşim!
Alıntı:
Size saldıran birisine karşı ğayz halinde olmanız/sinirlenmeniz, öfkelenmeniz, kinlenmeniz,sertleşmeniz sonucu saldırdığınızda, saldırdığınızı cezalandırdığınızda, ğayz haliniz/siniriniz,öfkeniz, kinlenmeniz, sertlenmeniz gitmelidir. Eğer gitmezse bu ruh haliniz sizi saldırdığınız kişinin tüm sahip olduklarına - ki, bu malı mülkü akrabası vb olabilir- da yöneltir. İşte bunun için Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah Tevbe 73 de: Ya eyyühen Nebîyyü cahidilküffare vel münafikıyne vağluz aleyhim ve me'vahüm cehennem ve bi'sel mesıyr" diye buyurmaktadır. Allah, Nebisine ; Kafir ve münafıklar ile mücahedeyi emretmekte. Bunların davranışlarına karşı ğayz halinde olunmasını istemektedir. Tevbe 14 de: Katiluhüm yüazzibhumullahu bi eydiyküm ve yuhzihim ve yansurküm aleyhim ve yeşfi sudûre kavmin mu’miniyn "Onlarla savaşın Allah sizin elleriniz ile onları azablandırsın, rezil etsin onları, onların aleyhine size nusret versin ve mü’minler kavminin göğüslerine şifa versin." diyor. Savaşılacak olanlar bu ayetlerden önceki ayetlerde verilmektedir. Bu ayetlerde belirtilenlere karşı mü'minlerin ğayz halinde olmamaları mümkün değildir. Bu olacak ki; onlarla savaşılsın. Ancak savaşıldığında bu halden kurtulunur. Rabbimiz de buna vurgu yapıyor: "Ve yüzhib ğayza kulubihim ve yetubullahu alâ men yeşa' vAllahu Aliymun Hakiym; Kalblerindeki ğayzı gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah Hakiym’dir, Aliym’dir. Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Sevgi,saygı ve muhabbetle. Allah'a emanet olunuz.
__________________
Halil Ay |
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Uzman Üye
Üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 826
Tesekkür: 0
168 Mesajina 236 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 26 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Merhaba sayin dost1.
Diyorsunuz ki: "Bu ayetlerde belirtilenlere karsi mü'minlerin gayz halinde olmamalari mümkün degildir. Bu olacak ki; onlarla savasilsin." Bu tamam. Ama ardindan sunu belirtiyorsunuz: Ancak savasildiginda bu halden kurtulunur. Bundan anlasilan "Allah mü’min bir toplumun gögüslerinin kinini gidersin" seklindeki meali onayliyorsunuz. Dogru mu bu anladigim? Eger öyleyse sizin belirttiginiz "savasildiginda bu halden kurtulunur" seklindeki GEREKCE makbul görünmüyor. Cünkü o "gayz"dan 15'te kurtulunursa 73 ve 123'te de kurtulunur. Ama Allah nebisinin ve inananlarin kalblerindeki "gayz"in 73 ve 123'te sürmesini isteyip dururken 15'te giderilmesini neden istesin? Celiski budur ve sizin izah cabaniza ragmen orda hâlâ öyle duruyor. 15'teki ifade icin benim önerdigim "Allah kafirlerin kalblerindeki öfkeyi gidersin" seklindeki ceviri ise 73 ve 123 ile uyumludur; celiskiyi gideriyor. Dikkat edilirse 15'te hangi zevatin kalblerindeki "gayz"dan söz edildigi lafzen belirtilmis degil. Yorum sadedinde öneriliyor zamir. Giderilmesi gereken gayz celiskili meallere göre mümin bir toplumun kalblerindedir, benim gördügüm ise kafir bir toplumun kalblerinde. Evet. Giderilmesi gereken, kafirlerin kalblerindeki gayzdir. Cünkü nebinin ve inananlarin sirf "Rabbimiz Allah!" demelerine köpüren o gayzdir (Hac 40) ve Allah'in elcisiyle inananlari iskenceden gecirip evlerinden yurtlarindan atmistir. Kafirlerin kalblerindeki gayz onlarin zulm etmesini tetiklemistir; o gayzin giderilmesi gerekir. Nebinin ve inananlarin kalblerindeki gayz ise onlarin özgürce inanip özgürce yasamalarini sagliyor. O gayz sürmek zorunda. Bu gercege mevcut meallerin gözleri kapali. Arti, onlarin önerdigi zamir Allah'in celiskiden arinmis (Nisâ 82) kitabina celiski sokuyor, benim önerdigim zamir ise celiskinin oraya girmesini önlüyor. Ama belki gözümden kacan makbul bir GEREKCE vardir. Acklarsaniz sevinirim; Allah razi olsun, derim. Sevgi ile, Hasan Akcay Konu Hasan Akçay tarafından (14. April 2012 Saat 09:14 AM ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Uzman Üye
Üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 826
Tesekkür: 0
168 Mesajina 236 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 26 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
36. Süphesiz Allah katinda ayların sayısı, ay olarak on ikidir... Inne iddetes suhûri indallâhisnâ aşere şehren…
Bu meal sahibinin dikkat ceken yanlisi Arapca metindeki iddet es suhûra mealinde yer vermemis olmasidir. Oysa Allah’in o sözüne razi olup mealinde yer verseydi dogru meal su sekilde olacakti: Süphesiz Allah katinda dolunaylarin süresi on iki dolunaydir… Acik ve net. Tevbe sûresinin bu 36 nci ayetinde Allah ne semsî yil ne kamerî yil… hic bir yildan söz etmiyor, "dolunaylarin süresi"nden söz ediyor. O ise bir dolunayin dogmasindan ayni dolunayin bir sonraki dogusuna kadar olan vakittir. Örnegin 21 Hazirandan sonraki ilk dolunay 2011 yilinin 15 Temmuzunda dogdu, 2012 yilinin 3 Temmuzunda dogacak. http://www.timeanddate.com/calendar/...?year=2012&n=0 Dolunaylarin süresi bu iki dogus arasindaki vakittir. Dolunaylarin süresi on iki dolunaydir demek, EN AZ on iki dolunaydir demek. 11 dolunay 1 iddet etmez. Örnegin on iki dolunayli bir sürenin son dolunayi ertelenirse gelen sürenin haram aylari yerlerinden oynatilip hükümden düsürülür; iste Allah o erteleme hinligine ziyâdetun fîl küfr diyor (Tevbe 37) -katmerli küfür. Öte yandan bazi iddetlerde 13 dolunay var. Iste onlar bir mucize. Cünkü Allah o 13 ncü dolunaylar yoluyla "dolunaylarin iddeti"ni semsî yila uyumlu hale getiriyor. Örnegin Yûsuf nebiye taninan verimli 7 YIL (seb'â sinîn) = 7 dolunay iddeti. Verimli 7 kamerî yila gelince o bunlardan 3 (üc) ay kisadir cünkü kamerî yil iddetler NESÎ fesadina ugratilmak suretiyle üretilmistir. Kamerî yil var sanilir ama yoktur aslinda; tamamen "sanal"dir. Eger Yûsuf nebi semsî yil yerine kamerî yila uysaydi 7 yilda yalnizca 6 ürün alir ve halkin acliktan ölmesine neden olurdu. Ayet iddet es suhûr kâle alinmaksizin okundugu icin yorumlar da yanlis oluyor. Örnegin su yoruma bakar misiniz: Bu âyetlerde haccın [en üst düzeydeki uluslararası eğitim ve öğretimin] önemine dikkat çekilmekte ve hacc yapmamanın, ertelemenin zararları konu edilmekte ve evrenin yaratılışından bu yana ayların sayısının 12 olduğu, bunlardan 4'ünün haram [dokunulmaz/özerk eğitim-öğretim ayı] olduğu ve bu ilkenin sağlam bir din olduğu ifade edilmektedir. Öyleyse insanlar, özellikle de Müslümanlar senenin dört ayını, yüksek düzeyde uluslararası eğitim-öğretimle geçirmeli ve bu süre içinde barış, huzur ve sükunet sürdürülmelidir. Yanlis 1 HAC en üst düzeyde uluslararasi egitim ve ögretim imis… Yok öyle sey. HAC ibadettir. Yanlis 2 Hac vaktinin her yil farkli aylara denk gelmesi gerekiyormus. Hayir! Allah’in hükmü degil bir kisim beserin uydurmasidir bu. Eger YIL vakit bildiren bir arac ise, ki öyledir, haccin yil icindeki vakti sabit olacaktir. Yanlis 3 Bir daha: AY YILI diye bir yil olamaz. Cünkü o uyduruk seyin icinde mevsimler, dolayisiyla vakit kavrami yok. Vakti bildirmeyen yildan yil olmaz. Son yillarda Türk Diyanet Isleri bu gercegi teslim edip kutlu dogum haftasini semsî yilin icine aldi. Ama mevlid kandili komedisi devam ediyor ve Muhammed nebi bazan kisin doguyor, bazan yazin, bazan ilk baharda, bazan son baharda. Yani aslinda hic dogmadi diyecekler de... Yanlis 4 Haram aylar kamerî yilin icindeymis. Asla. Haram aylar aslinda avlanma yasagini bildidir (Mâide 2, 95); avlanma yasagi ise vakten sabittir. Cünkü hayvanlarin üreyip yavrularini büyüttügü dönem, dolayisiyla, avlanmalarinin sakincali oldugu dönem yil icinde sabittir. Kisacasi kamerî yilin vakten oynak aylari vakten sabit olan avlanma yasagini bildiremez. Haram aylar kamerî yilda degil gökteki aylarin icindedir. Gökteki aylar vakten sabittir. Örnegin 21 Hazirandan sonraki ilk dolunay daima 21 Hazirandan sonraki ilk dolunay olup sicak yaz günlerinin ve, o arada, avlanma yasaginin habercisidir. Ayet 36’in iddet es suhûr kâle alinmaksizin algilanmasindan kaynaklanan baska iddialar da var. Ama kisa tutmak adina yaziyi burada kesiyorum. Sevgi ile, Hasan Akcay Konu Hasan Akçay tarafından (15. April 2012 Saat 07:54 AM ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| suresi, tevbe |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|