hanifler.com Kuran odaklı dindarlık  

Go Back   hanifler.com Kuran odaklı dindarlık > EĞİTİM - ÖĞRETİM > Aile içi Eğitim / Çocuk Gelişimi

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10. October 2008, 09:47 PM   #1
Barış
Uzman Üye
 
Barış - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 785
Tesekkür: 1.340
366 Mesajina 989 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
Barış is on a distinguished road
Standart Çocuklarda Allah Tasavvuru Üzerine bir araştırma

T.C.
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ
İLÂHİYAT FAKÜLTESİ
Cilt: 13, Sayı: 2, 2004
s. 59-80



Okulöncesi ve İlköğretim Çağı Çocuklarının
Allah Tasavvurları Üzerine Bir Araştırma


Mustafa ÖCAL
Yard. Doç. Dr., U.Ü. İlâhiyat Fakültesi



Özet

Bu araştırmada, 4-10 yaş grubundaki toplam 363 Müslüman aile
çocuğunun Allah hakkındaki düşünce ve tasavvurları tespit edilmiştir.
Tespitler, çocukların yaş ve cinsiyetlerine göre gruplandırılarak
verilmiş ve kısa kısa yorumlaması yapılmıştır.


ÇOCUKLARDA DİNİ DUYGU GELİŞİMİ VE ALLAH
TASAVVURLARI


1. Okul Öncesi Çağı (0-6 yaş) Çocuklarının Dini Duygu Gelişimi
ve Allah Tasavvurları


a. 0-4 yaş grubu çocuklarında dinî duygu gelişimi


Çocuklarda dinî duygu öz olarak yaratılışta veya diğer bir ifade ile doğuşta mevcuttur.
Onun için, -her din mensubu ailelerin çocuklarında olduğu gibi, Müslüman
ailelerin çocuklarında da- günler, aylar, yıllar geçtikçe bedensel, zihinsel,
ruhsal, heyecan vb. gelişimlerine paralel olarak dinî duygu ve
düşünce de gelişir. Çünkü, Müslüman ailelerinde çocuk daha doğar
doğmaz kulağına okunan “ezan” ve “kamet”le ona dinî telkînde bulunulmaktadır.
Ayrıca çocuk, anne, baba ve diğer yakınlarınca sevilip
okşanırken söylenen dinî içerikli bir takım sözlerle, uyutulurken seslendirilen
ninnilerle ona dinî telkîn yapılmaya devam edilir. Çocuğun
ağzından çıkacak ilk sözün “Allah” olması için kulağına yapılan fısıldamalar
ise, onun dinî duygu ve düşünce bakımdan erkenden gelişmesine
ve bu duygunun ilk fırsatta su yüzüne çıkmasına vesile teşkil
eder. Hıristiyanlarda ise “vaftiz” aynı maksatla yapılmaktadır.

Çocukların, yürüme ve konuşma gibi iki önemli yeteneği kazanıp,
kendisini kanıtlamaya çalıştığı 2. yaş, onlar için çok önemli bir
dönüm noktasıdır. Peygamberimiz “Her doğan fıtrat üzeredir. ‘Konuşmaya
başlayıncaya kadar’ bu hal üzere devam eder. Ondan sonra
annesi babası onu Yahudi veya Hıristiyanlaştırır
,”401 buyururken bu
gerçeğe işaret etmektedir. Çocuğun konuşması her ne kadar birinci
yaş civarında başlarsa da, anlamlı konuşma, söyleneni anlama, söylemek
istediğini bir-iki kelime ile ifade edebilmesi ancak ikinci yaş
civarında mümkün olmaktadır. Bundan dolayı, bazı araştırmacı ve
eğitimciler aynı gerçeğe vurgu yaparak; ikinci yaşın, çocuk hayatında
en önemli dönüm noktalarından biri ve aynı zamanda onlar için bir
“saadet (mutluluk) dönemi” olduğuna dikkat çekmektedirler. Bu
demektir ki çocuğun dil, davranış, duygu, heyecan vb. eğitimleri yanında
dinî eğitim ve öğretimi de bu yaşta başlatılabilir, başlatılmaktadır
da…

Sonraki yıllarda çocuklardaki gelişmeler çok yönlü olarak devam
eder. Daha doğumdan başlayarak sürekli bir şekilde İlâhî âleme
doğru yükselme ve yücelme istidadı gösteren dinî duygu, 3. yaştan
itibaren çocuklarda yavaş yavaş dinî nitelikli sözler söyleme, heyecanlarla,
sevgi ve korkularla ilgilenme biçiminde dışa yansımaya başlar.

3. ve 4. yaşlar, çocukların telkin almaya çok müsait olmaları
bakımından, eğitim ve din eğitimi açısından son derecede önemli ve
kritik bir dönemdir. Bu yaşlardaki çocuklar artık “sebebiyet prensibini”
(causalité) ve sebep-sonuç ilişkisini anlayabilmekte ve kendisi
ile başkalarını birbirlerinden ayırt edebilmektedirler.

4. yaş, çocukların hayallerinin güçlenmeye başladığı dönemdir.
Onun için bu dönemde çocuklar bazen, gerçeklerle hayalleri birbirlerine
karıştırırlar. Bundan dolayı, zaman zaman kafalarında kurup
geliştirmeye çalıştıkları hayalleri çevrelerine “gerçekmiş” gibi anlatabilirler.
Çocuğun söylediklerinin aslının olmadığını bilen veya öğrenen
annesi, babası ve yakınları da onu “yalancılıkla” itham edebilirler.
Bu yıllarda, -hangi din mensubu aile çocuğu olursa olsun- bütün
çocuklarda kendiliğinden dinî his de uyanıp, ortaya çıkmaktadır
,
405 ki bu his, çocuğun zihinsel ve ruhsal gelişimi ile paralellik
gösterir.İşte bu aşamada, aile büyüklerinin çocuklarının kulaklarına fısıldadıkları
dinî sözcük ve telkinlerle onlar ailelerinin dinlerine yönlendirilmiş olurlar.


b. 4-6 yaş grubu çocuklarında dinî duygu gelişimi ve Allah tasavvurları

4. yaş çocuklarında


Anketörlerce 4. yaş dönemindeki çocuklara yöneltilen; “Sence
Allah nasıldır?”
veya “Allah’ı tanıyor musun? Allah hakkında neler
biliyorsun?..”
şeklindeki sorulara kız çocukları şu şekilde cevaplar
vermişlerdir:

“Allah büyüktür, bulutlar kadar.” “Çok iyi, Allah bana cennette
çikolata, cips, dondurma, sakız verecek.”
Aynı yaş grubundaki erkek çocukların cevapları ise şöyledir:
“Allah çok büyük!” “Biliyorum, Allah büyük, bizden çok büyük.”
“Duydum, biliyorum, Allah’mış o.” “Bilmiyorum.”


4. yaşındaki kız ve erkek çocukların cevaplarındaki ortak nokta;
Allah’ı “çok büyük” olarak nitelemeleridir. Çünkü gelişimlerinin
doğal sonucu olarak bu yaşlardan itibaren Allah hakkında merak
edip sordukları soruya karşılık annesi, babası veya diğer büyükler
O’nu; “büyük” veya “çok büyük” bir varlık olarak ifade etmektedirler.
Çocukların da Allah’ı öyle düşünmeleri gayet doğaldır.
Kız çocuklarından birinin; “Allah bana cennette çikolata, cips,
dondurma, sakız verecek,” şeklindeki cevabını, ailesince Allah’ın “çocukları
ödüllendiren bir varlık” olarak anlatımından kaynaklandığı
şeklinde yorumlamak mümkündür. Çocuğa göre, Allah’ın vereceği
hediyenin, kendisinin çok hoşlandığı çikolata, cips, dondurma vb.
olarak ifade edilmesi ise yaşının gereğidir.

Kendisine Allah hakkında yöneltilen soruya bir erkek çocuğunun
“bilmiyorum” şeklindeki verdiği cevabı ise; “O’nu kendine göre
ifade edememek” şeklinde değerlendirmek mümkündür.


- 5. yaş çocuklarında

Bazı araştırmacılarca 4. ve 5. yaşlar, çocuklarda dinî ihtiyacın
canlılık kazanmaya başladığı dönem kabul edilmiştir.Aynı zamanda
bu yaşlar, çocukların Allah’la ilgili fikir yürütmeye ve giderek
artan oranda sorular sormaya başladıkları dönemdir. Artık çocukların
dinî düşüncelerinin merkezini “Allah” kavramı oluşturmaya başlamıştır.

Bu yaşlardaki çocuklar henüz somut düşündüklerinden
Allah’ı da somut varlık olarak algılarlar. Onların düşüncelerinde Allah bazen;
babalarından, dedelerinden veya görüp tanıdıkları bütün
insanlardan çok daha büyük bir insan gibidir.408 Bazen de, gökyüzünde
oturan “aksakallı bir dede” olarak tasarlanır. Hatta bazen
gördükleri en uzun boylu ağaçtan veya minareden yahut yüksek dağlardan
da büyüktür. Kısaca çocuklar, Allah’ı -yaşlarının gereği- hep
somut bir varlık olarak düşünmektedirler. O’nun büyüklüğünü anlatırken
de, -ifade etmeye çalıştığımız gibi- tanıdıkları ve bildikleri bazı
insan veya diğer varlıkları ölçü almaktadırlar.

Ancak burada bir hususa dikkat çekmemiz gerekmektedir: şayet
ailede ve çevresinde çocuklara Allah; insanları ve çocukları seven,
koruyan, esirgeyen, bağışlayan… vb. şekilde anlatılmış ise O’nu; sevimli,
nûrânî ve güler yüzlü bir insan olarak tasavvur eder ve O’na
yakın olmak isterler. Onun için çocuklara Allah inancı “sevgi” ile verilmelidir.

Buna karşılık Allah; cezalandıran, cehenneminde insanları yakan
bir varlık olarak anlatılmış ise, bu takdirde de O’nu; öfkeli, asık
suratlı, kızgın bir varlık -insan- olarak tasavvur ve tahayyül eder ve
O’ndan korkarlar. Bundan dolayı çocuklar mümkün olduğunca Allah’tan
uzak kalmaya çalışırlar.


Aslına bakılırsa; çocuklarda doğuştan Allah korkusu yoktur.
Kendilerine Allah nasıl anlatılırsa, çocuklar O’na öyle inanır ve kabul
ederler. Yani çocuklardaki Allah korkusu kendilerine anlatım biçiminden
kaynaklanmaktadır. Şayet Allah hep “azap verici”, “cezalandırıcı,
cehennemde bütün insanları ve çocukları yakan” bir varlık
olarak tanıtılırsa, çocuklar daha küçük yaşlardan itibaren O’ndan
korkarak kaçma ve başkalarına sığınma duygusunu geliştirirler.
Bu şekilde yetiştirilmeye çalışılan çocukların korkudan kurtulmak ve
rahata erebilmek için -kendilerince- “Allah’ın olmadığı yer(!)” aramaya
koyuldukları eğitimcilerce yapılan tespitler arasındadır.”


Bizim bu araştırmamızda çocuklardan Allah’tan korkanlara
pek rastlanmamıştır. Bu durum; “araştırmada, Allah’ın hep sevgi ile
anlatıldığı aile çocuklarına denk gelindiği” şeklinde yorumlanabileceği gibi;
“Allah, artık ailelerimizde çocuklara öncelikle sevgi duygusu
öne çıkarılarak anlatılmaya özen gösterilmektedir” şeklinde de yorumlamak
mümkündür. Çünkü çocukların cevaplarından da açıkça anlaşılacağı
gibi, onların düşünceleri arasında genellikle; “Allah’ın büyüklüğü,
güzelliği, iyiliği, kendilerini (çocukları) sevindirecek bir şeyleri
olan varlık” nitelemeleri ve “Allah’ı büyüklerinden duyduğu şekilde
bilme ve kabul etme anlayışı” öne çıkmaktadır.

İşte bu yaş grubundaki
kız çocuklarının Allah hakkındaki düşünce ve tasavvurları:

“Allah çok büyüktür, dünyadan daha büyüktür. Her tarafı örtülüdür.”
“Hiçbir şeye benzemiyordur.” “İyidir, farklıdır.” “O’nun da bir
düşüncesi vardır, çocukları sevindirmek için bir şeyleri vardır.” “Güzel,
yıldıza, ay dedeye benzer.” “Biliyorum ama nasıl olduğunu bilmiyorum.”
“(Ellerini açıp göstererek) “Büyük olduğunu biliyorum..” “Evet
biliyorum, annem söylemişti.” “Duymadım, bilmiyorum hiç.”


Erkek çocuklarının düşünceleri ise şöyledir:
“Allah büyüktür, kocaman.” “Biliyorum ama nasıl olduğunu bilmiyorum.
Hiçbir şey söylemediler hakkında.” “Duydum, biliyorum.
Yağmur yağıyor ya havada, öyle biliyorum.” “Duydum, annem söyledi,
babam söyledi.”


Çocuklardan kimilerinin “Allah’ı hiçbir şeye benzemeyen bir
varlık” olarak nitelemesine karşılık kimilerinin “yıldıza, ay dedeye,
yağan yağmura benzeterek” somut bir varlık gibi tasavvur etmeleri ve
hatta birtakım isteklerde bulunmaları yaşlarının gereği olduğu kadar
ailelerinde kendilerine Allah’ın anlatım biçimi ile de izah edilebilir.

Bu şekilde düşünmeleri her neden kaynaklanırsa kaynaklansın,
çocukları Allah ile korkutacak veya O’ndan “sakındıracak” tepki
gösterilmemelidir
. Çünkü böylesine düşünce ve tasavvurları, somut
düşünmelerinin doğal sonucudur. Üstelik bu durum çocukların gelişmesine
engel olamayacağı gibi, aksine somuttan soyut düşünceye
geçebilmeleri için bir basamak teşkil etmektedir. Kuşkusuz duygu,
düşünce ve zihnî gelişimlerine paralel olarak, Allah tasavvuru da
zamanla değişecek ve gelişecektir.

Çocuklardan bazılarının “Allah’ı bildiklerini ama nasıl olduğunu
bilemediklerini” buna karşılık başka bazılarının da; “Allah hakkında
kendilerine hiçbir şey söylenmediği” ve dolayısıyla “Nasıl bir varlık
olduğunu bilemedikleri” anlamına gelen ifade kullanmaları ise; bir
taraftan bu yaşta doğal davrandıkları ve düşüncelerini herhangi bir
çekinme duygusuna kapılmadan olduğu gibi ifade ettikleri anlamına
gelebileceği gibi, diğer taraftan da ailelerinin bu konuda kendilerini
yeterince bilgilendirmediği anlamına gelebilir.

Konu Barış tarafından (10. October 2008 Saat 10:18 PM ) değiştirilmiştir.
Barış isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Barış Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Derin Düşünce (17. June 2011)
Alt 10. October 2008, 10:01 PM   #2
Barış
Uzman Üye
 
Barış - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 785
Tesekkür: 1.340
366 Mesajina 989 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
Barış is on a distinguished road
Standart

- 6. yaş çocuklarında


6. yaş grubu çocuklarında da Allah’ı bir insana veya herhangi
bir varlığa benzeterek somut olarak düşünme ve o şekilde tasavvur
etme anlayışı devam etmektedir. Ancak bu durum geçicidir. Çünkü
çocuklar, bu yaşlardan itibaren kafalarında tasavvur ettikleri Allah’ı
zamanla insanlardan ayırt etmeye başlayacaklardır.
Meselâ; Allah’ın
güç ve kudretinden bahsedilince, babalarının güç ve kudretini ölçü
alan, O’nu babaları kadar güçlü ve kuvvetli varlık olarak tasarlayan
çocuklar, zamanla babalarının aciz bir varlık olduğunu ve her şeye
gücünün yetmediğini idrak edeceklerdir. Böylece onlar, Allah’ın insanlardan
daha farklı ve üstün bir varlık olduğunu anlayacaklardır.
Allah’ın her şeye kadir olduğunu kavrayacaklar ve kendilerini her tür
kötülükten koruyacak güce sahip bir varlık olarak benimseyeceklerdir.
“O’nu, görülmeyen, resmi çizilemeyen ve her yerde olan bir varlık
olarak anlayıp,”öyle inanacaklardır.

Öyle ise, bu yaş dönemlerindeki çocukların, Allah’ı bir insan
veya herhangi büyük bir varlık gibi düşünme ve tasavvurlarından
dolayı sakındırılmasına gerek yoktur. Esasen onları başka türlü düşündürtmek
mümkün değildir.

Araştırmamızla, 6. yaş dönemindeki çocukların Allah’ı tasavvurları
şu şekilde tespit edilmiştir.

Kızlar; “Allah çok büyük, beyaz sakallı, beyaz elbisesi ve beyaz şapkası
var.” “Yaşlı, saygılı biri.” “Çok büyüktür. Allah büyüktür.” “ Allah
yuvarlaktır, beyaz renklidir.” “Duydum, biliyorum ama nasıl olduğunu
bilmiyorum.” “Duydum, Rabbimiz değil mi? Peygamberimizi duydum.
Allah’ın büyük olduğunu duydum. Bir de Allah’ımızın güçlü olduğunu
duydum,” şeklinde düşüncelerini ortaya koyarken, erkekler:
“Allah’ı dışarıda, yukarı bakarken gördüm, gökte büs-büyüktür.”
“Belki bize benzerlikleri vardır, belki değişiktir, dünyadan büyüktür.”
“Büyüktür, O’nun çok ismi var, görünmez.” “Peygamberimizle aynıdır.
Benim bildiğime göre saçları beyaz, gözleri yeşildir. Allah biz gibi değildir,
teni biz gibi değildir, yeşildir.” “İyidir, kötülük yapmaz bize.”
“Duymadım, bilmiyorum.” “Evet duydum, biliyorum. Allah’a küfretmemek
ve Allah’a kötü davranmamak gerekir. Biz O’nu görmüyoruz, O
bizi görüyor. Böyle biliyorum O’nu.” “Duydum, biliyorum ama nasıl
olduğunu bilmiyorum,” şeklince cevaplar vermişlerdir.


Görüldüğü gibi 6. yaş çocukları Allah’ı genellikle “bir insana benzeterek”
veya “çok büyük, beyaz saçlı ve beyaz sakallı, beyaz elbiseli,
gözleri yeşil, yaşlı, iyi ve kötülük yapmayan, bizim kendisini göremediğimiz
ama bizi gören, saygılı, güçlü bir insan” olarak tasavvur etmektedirler.

Dikkat edilirse çocukların bu yaşlardaki Allah tasavvurları arasında
saflığın, temizliğin ifadesi olan beyaz renk hâkimdir. Kendilerine Allah
hakkında aileleri tarafından genellikle iyi ve olumlu şeyler anlatılmış
olmalı ki, onlar da O’nu “iyi ve kötülük yapmayan” bir varlık olarak nitelemektedirler.


2. İlköğretim Çağı (7-10 yaş) Çocuklarının Dinî Duygu Gelişimi ve
Allah Tasavvurları

- 7. yaş çocuklarında


6. yaşını doldurarak son çocukluk çağının başı olan 7. yaşa gelmiş
ve ilköğretime başlamış çocuklarda artık “beş duyu” dediğimiz görme,
işitme, dokunma, tat ve koku alma duyularının gelişimleri tamamlanmış
olmaktadır.

Bir başka ifade ile çocuklar, okuma ve öğrenme
için gerekli olan beş duyuyu ve ayrıca bedensel, zihinsel, sosyal, ruhsal,
dinî, psiko-motor…vb. gelişimlerini yeterince tamamlamışlardır. Artık
kendilerine verilecek dinî ve dünyevî birtakım bilgileri almaya ve öğrenerek
benimsemeye hazır vaziyettedirler. Peygamber Efendimizin, çocuklara
namaz öğretimine 7. yaştan itibaren başlanmasını tavsiye etmesi de bundan dolayıdır.

İmam Gazâlî (Öl. 1111.), “7 yaşındaki çocuğun, temyîz yani ayırt
etme gücünün gelişmiş olduğunu ve artık duyulan objeler (mahsûsât)
dışındaki şeyleri kavrayacak duruma geldiğini” ifade eder.417 Gerçekten
de, 7. yaşa gelmiş çocuklar, birtakım kişisel farklılıklar göstermekle
beraber varlıkları rahatlıkla birbirlerinden ayırt edebilirler. Artık onlar
iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt etme duygu ve yeteneğine de sahip
olmuşlardır.

Bu yaşlardaki çocuklar güçlük çekmeden ve rahatlıkla konuşabilirler.
Birtakım hükümler verebilirler veya verilen hükümlerden sonuçlar
çıkarabilirler. Zihinsel fonksiyonları oldukça gelişmiş ve işlerlik kazanmıştır.
Somuttan soyuta ve sürekli “entelektüel realizme” doğru bir
açılım içerisindedirler.

7. yaşa gelmiş çocukların diğer konularda olduğu gibi, artık dinî
konularda da yeni bilgiler öğrenebileceklerini veya ilk çocukluk dönemlerinde
edindikleri bilgileri daha ileri seviyede geliştirebileceklerini söyleyebiliriz.
Her ne kadar çocukların, soyut kavramların geliştirilmesine
yardımcı olan faktörlerden kas ve sinir sistemindeki gelişmeler daha
uzun süre devam edecek ise de,7 yaşından itibaren çocuklardaki
Allah düşüncesi ve tasavvuru bir hayli gelişmiş olmaktadır.
Bu yaştan itibaren çocuklar, -aşağıda örneklerini vereceğimiz gibi-
Allah’ın nasıl bir varlık olduğunu kendilerine göre kısa fakat önceki
yaş dönemlerine göre daha net ifadelerle izah edebilme başarısını gösterebilmektedirler.

Bazı araştırmacıların tespitlerine göre çocuklar artık;
Allah’ın, hem kendisinin, hem yakınlarının ve hem de varlıkların yaratıcısı
olduğunu ifade edebilmektedirler. Aynı zamanda onlar, Allah’ın
“her yerde olduğunu”, “yaptıkları her şeyi gördüğünü” ve “kendileri ile
ilgilendiğini” de düşünebilmektedirler. Bundan dolayı bazı araştırmacılar;
7. yaştan 10. yaşa kadarki dönemi çocukta ahlâkın istikrarlı bir hal
almasına yardım edecek olan çok derin bir dinî gelişmenin meydana
geldiği yıllar olarak kabul etmektedirler.

Bizim tespitlerimiz arasında da benzer ifadeler yer almaktadır.

İşte 7. yaştaki kız çocuklarının Allah hakkındaki düşünce ve tasavvurları:

“Allah, beyaz sakallı, saçları da beyazdır.” “Allah iyidir, ay gibidir,
turuncu hilâl gibidir, gözü bir tanedir.” “Allah iyidir, iyi davranır,
Allah’ı gördüm ben, insan değildir.” “Allah nûrdur.” “Uzun sakallı çok
büyük kocaman birisidir.” “Biliyorum Allah’ı, güzel duydum. Allah
deyince melekler geliyor aklıma. “Allah’ı bilmiyorum ama dua ediyorum.
“Evet, çok zor bir soru, Allah cennettedir. Bu dünyayı yönetir. Bizi
yaratır. Allah çok iyidir.”


Erkek çocuklarının cevapları ise:

“Allah iyi, büyük, güzel, kimseye benzemez, insanları görür.” “İyi
şeyler yapar, insanların bazı istediklerini yapar.” “Allah kar gibi bembeyaz,
çok temiz bir kimsedir.” “Çok uzun boyludur, başı göğe değer.”
“Tanıyorum. Allah herkesten güçlüdür. Bir adım attığı zaman her yere
ulaşır. Terbiyesizleri sevmez. Annelerin çocuklara namaz ve dua öğretmesi
gerekir. “Allah’ı biliyorum. Duymadım ama biliyorum. Nasıl
olduğunu bilmiyorum ama dua ediyorum. “Duydum, biliyorum. Küçükken
annem-babam bana Allah’ı öğretmiş. Küçükken bana “Allah
Allah” diye öğretmiş.”


Görüldüğü gibi bu yaş döneminde kızlarla erkeklerin düşünce
ve tasavvurlarında önemli bir farklılık yoktur. Onların somut düşünce
dönemleri devam ettiği için Allah’ı da somut bir varlık olarak (insan
gibi) algılamaya devam etmektedirler. Kendi ifadelerinden de
açıkça anlaşılmaktadır ki onlardan bazılarının Allah’ı; “beyaz sakallı
ve kocaman” “başı göğe değecek kadar uzun boylu”, “herkesten güçlü”
“iyi olduğu ve iyi davrandığı…vb.” şeklindeki ifadeleriyle tasvir ve
tasavvur etmelerine karşılık diğer bazıları; “ay gibi, turuncu hilâl gibi”
olduğunu ifade etmekte, hatta kendisinin “Allah’ı gördüğünü ama
insan olmadığını” “kimseye benzemediğini” söylemektedirler. Diğer
bazıları ise; “Allah deyince aklına meleklerin geldiğini”, “Allah’ın bir
nûr olduğunu” veya “kar gibi bembeyaz ve çok temiz,” ve “cennette
olduğunu,” “Ona dua ettiklerini” ve “terbiyesizleri sevmediğini” ifade
etmektedirler.

Bütün bunlar gösteriyor ki, kendilerine soru yönelttiğimiz 7.
yaş grubundaki çocukların düşünce ve tasavvurlarındaki Allah saf,
temiz, arı ve durudur. Allah’ın varlığı fikri çocukların hafızalarında
yer etmiş vaziyettedir. Aileleri tarafından kendilerine Allah hakkında
korkutucu veya sakındırıcı bilgiler ve duygular aşılanmamış olmalı
ki, O’ndan korku veya nefreti andıran ifadelerle bahsetmemektedirler.
Tam tersine ağırlıklı olarak O’nun; “iyiliğini”, “güzelliğini” öne
çıkarmaktadırlar.


- 8. yaş çocuklarında

8. yaşa gelmiş olan çocuklar, yavaş yavaş “bütünden parçaya”
doğru anlama ve kavrama yolunda gelişmeler gösterirler. Çünkü, ilk
çocukluk yıllarından itibaren dinledikleri masallarla, hikâyelerle hayâl
âlemleri epeyce gelişmiştir. Toplumdan duyarak öğrendikleri batıl
inançlara ve mutlu tesadüflere inanmak da bu dönem çocuklarının
belirgin özelliklerindendir. Bununla birlikte artık istikrar kazanmaya
başlayan ahlâkî duygular dinî duyguların gelişmesine yardımcı olur.

Dinî duygu, istek ve inanç bakımından 8-9 yaşlarına ulaşmış kızerkek
çocuklar arasındaki duruma bakıldığında; bu dönemdeki kızların
Allah’ı arayışları ve O’na sığınma arzuları erkeklere oranla daha içten ve
canlı olabilmektedir. Ayrıca kızların, Allah’a inanma ihtiyacı bakımından
içten gelen bir arayış ve derinliğe doğru açılan bir duygusallıkla
daha istekli oldukları söylenebilir.

Aslında kız-erkek bütün çocuklar için Allah yabancı bir varlık değildir.
Onlar, Allah’a inanmakta, O’na karşı sevgi duymakta ve O’na
yakın olmak arzusu taşımaktadırlar. Bundan dolayı günlük hayatta lazım
olacak dinî terimleri ve ibadetlerde okunan sûre ve duâları ezberlemek,
öğrenmek isterler. Aksine bir engelleme ve şartlandırma olmadığı
takdirde, hepsi de ibadetleri ifa etmek arzusunu taşırlar. İmkan ve fırsat
tanındığında ise, severek ve isteyerek oruç tutarlar, namaz kılarlar, duâ
ederler. Ancak bazı çocuklar namaz kılıp, oruç tutmak istedikleri halde,
gerekli sûre ve duâları -ailede ve okulda öğretilmediği için- bilemediklerinden
dolayı bu arzularını gerçekleştiremedikleri ve bundan üzüntü
duydukları yapılan araştırmalarımızla ve yüz yüze yaptığımız görüşmelerimizle
tespit edilmiştir.

Tespitlerimize göre, bu dönem çocuklarının Allah hakkındaki tasavvurlarında
dikkat çeken hususlardan biri de; artık onların Allah’ı bir
insana benzetmekten yavaş yavaş uzaklaşmaya başladıkları gerçeğini
ortaya koymaktadır.

İşte 8. yaş grubundaki kız çocuklarının “Sence Allah nasıldır?” sorusuna verdikleri cevaplar:

“Ben Allah’ı görmedim ki…” “Biz Allah’ın nasıl olduğunu bilemeyiz.”
“Elleri, gözleri, ayakları yoktur.” “İnsanları yaratan, kötü insanları
cehennemde yakan, iyi insanları cennete koyan kişidir.” “Çok büyük,
her tarafa uzanabilen sihirli biri.” “Erkek değil, kız değil, insana
benzemez.” “Allah çok güzel ve çok iyi birisidir, bize her zaman yardım
eder.” “Allah çok güçlüdür ama bizim gibi insandır da…” “Allah’ı biliyorum,
ama nasıl olduğunu bilmiyorum, şeklini bilmiyorum.” “Çok
merhametli, iyiliği hemen kabul eden, kötülüğü bekleyen (hemen cezalandırmayan) ve her şeyi yaratandır.” “Allah’ı biliyorum. İyi kalpli ve
zor durumdaki insanlara yardım eder.”



Aynı yaş grubundaki erkeklerin cevapları:

“Allah bizi görür, biz Allah’ı göremeyiz.” “Büyüktür, kalbi çok iyidir,
hiçbir şeye benzemez.” “İyiliğe iyilik, kötülüğe kötülük yapar.
Beyaz renk gölgemize benzer. Dürüst, doğru insanlara akıl verir.” “Uyurken
bazen Allah rüyama giriyor, beni bıçaklayıp öldürmek isteyenlere
karşı koruyor, uçarak geliyor. Bizim gibi ama bacakları yok, sadece
kafası görünüyor, üzerinde siyah bir giysi var.” “Allah çok iyi kalplidir,
bizi hep korur, gözetir.” “Allah hiç görünmeyen gizli ama her şeyi
gören biridir.” “Allah’ı biliyorum ama nasıl olduğunu bilmiyorum. O’nu
göremiyoruz.” “Allah çok iyi bir insandır. Herkese çok iyi davranır.
Herkese yardımcı olur.” “Allah’ı biliyorum, O yediren, içirendir. Her
şeyi yaratmış ve Allah bize can vermiştir.”


Çocukların Allah hakkındaki düşünce ve tasavvurlarını naklettikten
sonra şunu söyleyebiliriz:

Bu yaş grubunda artık Allah fikri ve
düşüncesi onların hâfızalarında iyice yer etmiştir. Kimileri henüz
Allah’ı -tam ve net olmamakla birlikte insan gibi- somut bir varlık
olarak düşünmeye ve tasavvur etmeye devam etse de, bazıları yavaş
yavaş O’nu; “görülemeyen fakat bizi gören, nasıl olduğu bilinemeyen,
elleri, gözleri, ayakları olmayan, çok büyük ve her tarafa uzanabilen,
erkek değil, kız değil yani cinsiyeti olan insana benzemeyen, çok iyi
ve güçlü, insanlara yardım eden ve koruyan, çok merhametli ve iyi
kalpli, her şeyi yaratan, bizleri yediren, içiren…” bir varlık olarak
tasavvur etmektedirler.

- 9. yaş çocuklarında

Çocuklar, içten sevip inandıkları Allah’a yakın olmak arzusunu
taşırlar. Bu maksatla O’na duâ ve ibâdet etme, Kuran-ı Kerîm okumayı
öğrenme isteği duyarlar. Bunu yaptıkları takdirde, Allah’ın kendilerini
daha çok seveceğine ve isteklerini yerine getireceğine inanırlar. Maddi
birtakım isteklerinin yerine getirilmesi için de olsa,423 çocukların yapacakları
bazı biçimsel ve taklide dayalı ibadetler ve duâlar, zamanla gerçek
dinî duygunun ve arzunun uyanmasına ve gelişmesine olumlu katkıda
bulunur. Bu şekilde başlayan ibadet ve duâlar zamanla bilinçli
hale gelir.

Araştırmamızla yaptığımız tespitlere göre 9. yaş grubu kız çocuklarının
Allah hakkındaki düşünce ve tasavvurları şöyledir:

“Allah her şeyi yaratan, sevap işleyenleri cennete koyan, günah
işleyenleri cehenneme koyan görünmez biridir.” “Allah çok güzel, ak
yüzlü biridir.” “Allah iyi insanlara benziyordur.” “Büyüktür, bembeyaz,
hiç kimseye benzemez.” “Allah’ın nasıl olduğunu tarif edemem,
çünkü O’nu kimse görmedi.” “Bize ve diğer canlılara gözükmez.” “Benim
bildiğim güzel sözlü, kötü yalanlar söylemeyen biridir.” “Allah’ımız
çok büyüktür, çok güzeldir, kimse göremez, insana benzemez, cinsiyeti
yoktur.” “Allah merhamet dileyeni affeden birisidir.” “Her şeyi yaratan,
çok büyük ve nimet veren birisidir.” “Bilmiyorum, görmediğim için
bilmiyorum. O çok uzaktadır.” “Evet biliyorum, yarattığı şeylerden biliyorum.”
“O’nu tanıyorum, Rabbimizdir. O olmasaydı biz olmazdık.
Allah’ın çok hoşgörülü olduğunu biliyorum.”


Aynı yaş grubu erkeklerin cevapları ise şöyledir:

“Allah’ın nasıl olduğunu hiç kimse bilemez. Biz Allah’ı görmediğimiz
için nasıl olduğunu bilemeyiz.” “Allah büyüktür, güzeldir, hiç
kimseye benzemez.” “İyi birisidir, kötüleri sevmez cehenneme yollar,
iyileri sever cennete gönderir.” “İyi kalplidir, büyüktür, dileklerimizi
gerçekleştirir.” “Her şeyden, binalardan büyük, insana benzer.” “Çok
büyüktür, beyaz buluttur da görünmez.” “Bilinmez.” “Ben uyurken
görüyorum ama aklımda kalmıyor.” “Herkesten büyük, istediği şeyi
yapabilir, dünya gibi yuvarlaktır, mavidir.” “Hiç şekli yoktur, Allah birdir, eşi ve benzeri yoktur.” “Allah görünmez.” “Bir insana benzer,
çok iyidir.” “Allah bilinmez. O, iyileri ödüllendirir, kötüleri cezalandırır.”
“Allah’ın nasıl olduğunu düşünmek günahtır, annem söyledi.”
“Allah’ı bilmiyorum, nasıl olduğunu bilmiyorum.” “Allah bizi yarattı.
Allah hepimizden güçlüdür. Allah bizi topraktan, şeytanları ateşten,
melekleri ise nurdan yaratmıştır.” “Yarattığı şeylerden tanırım. Fakirleri
görünce bize verdiği nimetleri hatırlarım.”


Gerek kızların ve gerekse erkeklerin cevaplarına dikkat edilirse,
-bir-iki istisnası hariç- 9. yaşa gelmiş çocuklar arasında önceki yaş
dönemlerinde olduğu gibi Allah’ı bir insana veya maddi / somut bir
varlığa benzeten pek kalmamıştır
. Yani bir başka ifade ile bu yaş
grubuna gelen Müslüman çocuklarında ruhsal ve dinî duygu ve düşünce
bakımından gelişmişlik seviyesi çocuktan çocuğa farklılık arz
etse de, artık Allah’ı somut veya cismanî bir varlık olarak değil, soyut
yani gözle görülemeyen bir varlık olarak düşünme ve kabul etme
dönemine geçiş yaptıkları söylenebilir. Bunun doğal sonucu olarak,
Allah’ın, önceki tasavvurlarından farklı olduğunu anlayabilmektedirler.

Hâlbuki özellikle Batılı eğitimcilerce Hıristiyanlık inancına sahip olan
aile çocukları üzerinde yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlar
-ki onlardan bir kısmı bu araştırmada kaynak olarak kullanılmıştır-
Müslüman çocuklarınkinden farklıdır. Onlarda gözle görülemeyen
varlıkları kabul etme ve olduğu gibi tanımlamaya çalışma, bir başka
deyimle somuttan soyut düşünceye geçiş yaşı olarak 11 ila 12 ve
hatta 13. yaş gösterilmektedir.

Genellikle Batılıların araştırma ve
tespitlerinden hareketle Türkiye’de yapılan bazı yayınlarda da somuttan
soyuta geçiş için aynı yaş dönemine atıfta bulunulmaktadır.
Peki bu fark nereden kaynaklanmaktadır? Müslüman çocukları
daha 9. yaşlarında iken Allah’ı “görülemeyen” ve soyut bir varlık olarak
kabul etme aşamasına gelirken, neden Hıristiyan veya diğer bazı
din mensubu insanların çocukları bu basamağa ancak 11-12. yaşlarında
ulaşabilmektedirler?.. Kanaatimizce bunun sebebi şudur:
Müslüman aileler, çocuklarına inandıkları yüce varlık olan Allah’ı
tanıtmaya, kavratmaya çalışıp, bu konuda bilgilendirme yaparken,
“bu Allah’tır (Tanrı’dır)” diye onların önlerine elle tutulur, gözle
görülür herhangi bir varlığı koymamaktadırlar.

Halk arasındaki geleneksel anlatım biçimine göre onlara Allah şöyle anlatılmaktadır:

“Allah, ne yerdedir, ne gökte, ne sağdadır, ne solda, nerede anarsan
oradadır. Allah, hava gibi her yerde mevcuttur ama görülmez.
Havayı teneffüs ederiz ama göremeyiz. Allah’ı da göremeyiz fakat biz
O’nu kalbimizde hissederiz… vb.”İslâmî / dinî öğretide ise, Allah’ın bize kendisini
İhlâs Sûresindeki veya Âyete’l-Kürsî olarak bilinen âyetlerdeki tanıtımına uygun
olarak anlatımı yapılmaya çalışılır. Yani; Allah birdir. O ihtiyaçtan
beri / uzaktır. O’nun herhangi bir şeye ihtiyacı yoktur. O herhangi
birinden doğmamıştır ve kendisi de herhangi birini veya varlığı doğurmamıştır.
O’nun eşi, benzeri, dengi yoktur... vb.


Görüldüğü gibi, gerek geleneksel öğretide ve gerekse İslâmî /
dinî öğretide çocukların karşısına somut bir varlık konularak; “Bu
Allah’tır!..” denilmemektedir.

Konu Barış tarafından (10. October 2008 Saat 10:24 PM ) değiştirilmiştir.
Barış isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Barış Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Derin Düşünce (17. June 2011)
Alt 10. October 2008, 10:08 PM   #3
Barış
Uzman Üye
 
Barış - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 785
Tesekkür: 1.340
366 Mesajina 989 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
Barış is on a distinguished road
Standart

Peki çocuklar bu anlatım biçimlerinden Allah’ı olduğu gibi veya
soyut bir varlık olarak algılayıp kavrayabilmekte midirler? Elbette ki
küçük yaşlardaki çocukların bunu anlaması veya kavraması mümkün
değildir. Ancak bu tür ifade ve tanımlamaları duya duya zamanla
Allah’ın varlığını ama görünmezliğini kabul edip, benimseyebilmektedirler.

Onların, Allah’ın görülmeyen varlığını kabul etmelerinde,
havanın görünmezliği benzetmesinde olduğu gibi, meselâ; aklın
görünmezliği, çaydaki şekerin, sütteki yağın…vb.nin görünmezliği
gibi başka bazı benzetmelerle ilişkilendirilmesi de önemli rol oynamaktadır.
İşte bu ve benzeri açıklamalarla Müslüman çocukları 9
yaşlarına geldiklerinde Allah’ın mevcudiyeti konusunda daha sağlıklı
ve aslına uygun bir fikir ve inanç sahibi olabilmektedirler.

Hıristiyan veya Budizm gibi diğer bazı din mensubu insanların
çocuklarına yaptırdıkları “Tanrı” öğretisi ise, Müslümanlardan farklıdır.


Söz konusu din mensupları çocuklarını kiliseye veya mabetlerine
götürdüklerinde karşılarına, ağaçtan, taştan, mumdan veya çeşitli
madenlerden insan eliyle yapılmış bir cismi -çarmıha gerilmiş İsa
veya oturur vaziyetteki Buda heykelini- koymakta ve onu “tanrı” olarak
takdim etmektedirler. Üstelik Hıristiyanlar kilisede çocuklarına
“tanrı” diye takdim ettikleri çarmıha gerilmiş vaziyetteki heykeli “Allah’ın
oğlu(!)” olarak da nitelemektedirler. Bundan dolayı, her kiliseye
veya mabede gidişinde karşısında tanrı olarak somut bir varlığı gören
çocuklar, “tanrı olarak” gözle görülemeyen (soyut) bir varlık arayışına
girme ihtiyacı hissetmemektedir.
Öyle ki, son çocukluk döneminin
sonuna kadar -başka bazı şeyleri cisimden soyutlayarak düşünmeye
çalışsa bile- Tanrının görünmezliğini düşünmeye veya O’nu öyle tasavvur
etmeye ihtiyaç hissetmemektedir.


-10. yaş çocuklarında

9. yaş çocuklarının gösterdiği gelişim basamaklarından hareketle
10. yaş çocuklarının artık yeterince soyut düşünme aşamasına
geldiklerini söyleyebiliriz. Dolayısıyla Allah tasavvurları bir evvelki
yaş grubuna göre daha netleşmiş olmalıdır. Bu yaş grubundaki çocukların

Allah hakkındaki görüş ve tasavvurlarına bir göz attığımızda
kızlarda şöyle bir durumla karşılaşmaktayız:

“Allah çok büyük ve çok iyidir.” “Allah’ı görmediğim için bilemiyorum.”
“Allah bir kuldur bizi yaratan O’dur. Allah görünmeyen bir
kuldur.” “Allah’ın ağzı, burnu, gözü, kulağı, yüzü yoktur. Allah iyiliği,
doğruluğu ve kullarını seven bir yaratıcıdır.” “Allah büyüktür, insanları
yaratandır, yaşlı birilerine benzer.” “Allah asla insan gibi değildir,
kimseye benzemez. Ama kesinlikle âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah
çok büyük, çok merhametli, çok güzel biridir.” “Allah, yarattıklarının
hiçbirine benzemez.” “Allah, insanlara kitap ve peygamber gönderen
bir büyüktür.” “Biliyorum, Allah iyi birisidir.” “Allah kalbimizde. Allah
bizim okula gelmedi. Biz O’nunla tanışmadık, okulda bunları görmedik.”
“Allah doğmamıştır. Allah’ın çocuğu yoktur. Allah “baba” değildir.
Allah’ın annesi ve babası yoktur. Allah her şeyi bilir, Allah’tan başka
kimse bilmez.”


Buna karşılık erkek çocuklarının görüşleri ise şöyledir:

“Allah iyidir, kullarını seven birisidir, yuvarlak, ay gibi bir şeydir.”
“Ruh gibi bir şey, biz O’na inanır güveniriz.” “Kimse bilmiyor ki,
kimse görmedi ki…” “Allah hiçbir canlıya benzemez, Allah’tan daha
büyük kimse yoktur, herkesi yaratmıştır.” “Nûrânî yapıda, bambaşka
bir şeydir.” “Bu konuda konuşmak doğru olmayabilir. Ama bence Allah
çok güzel ve çok bağışlayan, herkesi affeden birisidir.” “Biliyorum,
ölene kadar görülmediğini biliyorum.” “Biliyorum. Allah, yaratan, bizlerin
iyiliğini düşünen, görmediğimiz, duymadığımız büyük biri. Hiç
kimseye benzemez.”


Verdikleri cevaplardan da anlaşılacağı gibi; kız olsun erkek olsun
bütün çocuklar Allah’ı: “Çok büyük, çok iyi ve çok merhametli,
göremedikleri veya görülemeyen, ağzı, burnu, gözü, kulağı, yüzü olmayan
ve asla insan olmayan ve kimseye benzemeyen, kullarını seven,
kalbimizde yer eden, doğmamış ve çocuğu olmayan ve “baba”
olmayan, annesi babası da olmayan, nûrânî yapıda, ruh gibi ve her
şeyi bilen…” bir varlık olarak nitelemektedirler. Kızlardan birinin:
“Allah bir kuldur, bizi yaratan O’dur. Allah görünmeyen bir kuldur”
şeklindeki ifadesinden kendisinin “kul” kavramının anlamını tam
kavrayamadığı veya Allah için kullanabileceği başka bir kelime bulamadığı
için bu ifadeyi kullandığını tahmin ediyoruz.

Yine kızlardan birinin; “Allah bizim okula gelmedi. Biz O’nunla
tanışmadık, okulda bunları görmedik,” ifadesi anlamlıdır. Bu ifadeyi;
“sıradan ve çocukça bir açıklama veya cevap” olarak değerlendirmek
mümkündür. Fakat aynı zamanda bu ifadeyi; “çocuk bir eksikliğe
vurgu yapıp, bir ihtiyacı dile getirmektedir” şeklinde de yorumlayabiliriz.
Zira bu yaş çocukları henüz Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi
ile tanışmamışlardır. Bazılarının ailelerinde de Allah ve dinî konular
konuşulmuyorsa, bu takdirde çocuğun kendi iç dünyasında bir eksiklik
hissetmesi doğaldır. Onun için, bir taraftan aileleri bilgilendirip,
bilinçlendirme faaliyetleri yürütülürken, diğer taraftan da Din
Kültürü ve Ahlâk Bilgisi derslerini daha alt sınıflardan (1. sınıftan)
başlatmanın gereği ortaya çıkmaktadır.

Bazı eğitimciler 10. yaş dönemini “gelişim döneminin altın çağı”
olarak nitelerler.Gerçekten de bu yaş dönemi çocukları artık 9.
yaşına göre daha olgunlaşmış ve “orta çocukluk dönemi” olarak ifade
edilen erginlik öncesi çağa geçiş aşamasına gelmişlerdir. Tavır ve
davranışları biraz daha istikrar kazanmıştır. Dinî inanç konusunda
da daha kesin inanç sahibi olmuşlardır. Herhangi bir kuşku duymadan
Allah’ın varlığına ve birliğine inanmaktadırlar. Gerek aile büyükleri
ve gerekse öğretmenler bu yaş dönemindeki çocuklarla daha rahat
diyalog kurabilirler. Dinî ve ahlâkî konuları anlatmada ve bu
anlamda onlara bilgi kazandırmada fazla güçlük çekilmez.


3. İlköğretim Çağı (11-14 Yaş) Çocuklarının Dinî Duygu Gelişimi
ve Allah Tasavvurları


Araştırmamız her ne kadar 4-10 yaş grubu çocuklarının görüşleri
ile sınırlı ise de, gerek bu araştırma ile yapabildiğimiz tespitler ve gelişim
basamaklarını dikkate alarak ve gerekse başka bazı araştırmacıların
tespitlerinden hareketle son çocukluk döneminin (ilköğretim çağının)
sonu olan 13-14 yaşlarına kadar çocukların Allah hakkındaki düşünce
ve tasavvurları ile dinî duygu ve düşünce bakımından gelişimleri hakkında
da kısa bazı açıklamalar yapmak istiyoruz.

11. yaştan itibaren çocuklar artık Allah’ın görünmez bir varlık olduğunu
iyice anlama ve kavramaları kadar O’nun varlığı ve birliği konusunda
da tereddütsüz ve kesin bir inanca ulaşmış olmaktadırlar
.

Onlara göre Allah vardır ve birdir. Allah insanlar tarafından görünmez
ama O herkesi görür ve gözetler. Allah güçlü ve kuvvetlidir, fakat O’nun
gücü ve kudreti insanlarınki ile mukayese dahi edilemez. O’nun belli bir
şekli yoktur. Her şeyi ve herkesi kuşatır. Allah’ın bilgisi dışında her
hangi bir şey olamaz.

Çocukların yetiştikleri ve içinde yaşadıkları kültürel, sosyal ve dinî
çevreye göre Allah tasavvurlarında ve dinî duygu ve düşünce bakımından
gelişimlerinde bazı farklılıklar olabilmektedir. Yetiştikleri çevre,
sosyal, kültürel ve dinî yönden yeterince gelişmişse, şüphesiz ki önceki
yaş dönemlerinde olduğu gibi bu yaş dönemlerinde de çocuklar bütün
bunlardan olumlu yönde etkilenmektedirler. Hem inançları pekişmiş ve
hem de dinî duygu ve düşünce bakımından yeterince gelişmiş olmaktadırlar.

Aksine bir ortamda ve çevrede yetişmiş olanlarda ise, dinî duygu
ve düşünce gelişimi daha yavaş seyretmektedir. Bu durum, özellikle
şehir merkezleri ile köylerde yaşayan aile çocuklarında açık bir şekilde
görülebilir. Köylerde doğayla baş başa yaşayan çocukların Allah inancı
belki daha güçlüdür. Ancak, dil gelişimi ve sosyo-kültürel ortam, şehir
çocuklarına oranla daha az ve geride olduğu için dinî duygu ve düşünce
bakımından kendilerini yeterince ifade edememektedirler.

Ancak, şunu da belirtelim ki; bu yaş dönemine kadar dinî inançlar
ve bunlarla ilgili konuları öğrenme imkânını bulamamış çocukların
kendilerinde öğrenme isteği olsa bile, bunun yeterince gelişememiş veya
geliştirilememiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu bize, dinî istek yönünden
açılmış çocukların yanında, henüz gereği kadar uyanmamış, yani içlerinde
dini henüz yeterince yaşamamış çocukların da varlığını göstermektedir.
Ancak bu çocukların inanma istekleri, bir ihtiyaç olarak kendisini
hissettirmektedir. Bu ihtiyacını karşılayamayan çocuk, inancı
azalmadan doyum yolları aramaktadır. Eğer o bunu doğrudan karşılayamıyorsa,
dolaylı yollarla sağlamaya çalışmaktadır. Bu da, duruma
göre çocuğun inancını “sahte inanca” dönüştürebilmektedir. Böylece
dinî isteklerin yerini “sahte istekler” alabilmektedir ki, çocuğun inanç
dünyası için bu durum son derecede sıkıntı verici ve tehlikeli olabilir.

Aslına bakılırsa, insan benliğinde yaratılışı itibariyle (fıtratında)
doğruları kabul etme özelliği mevcuttur ve kendiliğinden Allah’ı bulup,
kavrayabilecek güce sahiptir.

Bir başka şekilde ifade edersek;

Allah, insan fıtratına kendisini araştırıp bulma, ibadet etme ve hak
ve gerçek olan dini benimseme duygu ve yeteneği vermiştir.
İnsanlar
tek başına da yaşasalar, inançsız veya putperest bir toplumda da
yaşasalar belli bir yaşa gelip akıllarını kullandıkları takdirde Allah’ın
varlığını ve birliğini anlayıp kavrayabilecek ve benimseyebilecek yetenekte
yaratılmışlardır. Buna en güzel örnek olarak; Kur’an-ı Kerim’de
anlatılan Hz. İbrahim’in kendi kendisine düşünerek Allah’ı
bulma olayı gösterilebilir.

Burada akla gelebilecek muhtemel bir soruyu sorup, cevabını
da vermek istiyoruz.

Denilebilir ki; “Hz. İbrahim sonradan Peygamber
olacaktı, onun için Allah onu özel olarak ve bu şekilde yönlendirmiş
olamaz mı?..”
Makul bir soru… Ancak bu konuda peygamber olmayacak
insanlardan da uygun örnekler bulmamız mümkündür. Şöyle
ki: yapılan tespite göre, insanlardan uzak ve babasından başka herhangi
bir insanı görüp tanımadan bir çiftlik evinde yaşayan ve üstelik
kendisine Allah hakkında hiçbir bilgi verilmeyen çocuk da kendi
kendisine bir Yüce Yaratıcı fikrine ulaşmıştır.


Öyle ise diyebiliriz ki; çocuklar hangi anne ve babadan, kız veya
erkek olarak her ne zaman dünyaya gelirse gelsin, onların her
birinin fıtratında din duygusu mevcuttur. Kaynağı ise, İlâhî’dir.
Çünkü
Yüce Yaratıcı, yarattığı her kulunun iç dünyasına aynı duyguyu
yerleştirmektedir. Zamanı gelince de bu duygular diğer duygulara
paralel olarak kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Hele dinî bakımdan
sorumluluk çağına yaklaştıkça bu duygu ve düşünce kendiliğinden
ve daha belirgin bir şekilde kendisini hissettirir. Şayet kişide böyle
bir duygu gelişimi söz konusu olmazsa, zaten Yüce Yaratıcı onu sorumlu
tutmaz.

Konumuz açısından 11-14. yaş dönemine gelmiş kız ve erkek çocuklarının
karşılaştırılması halinde ise; kızların yaratılışlarındaki duygusallıklarına paralel
olarak dinî duygu, düşünce ve Allah’a inanma
bakımından -az da olsa- daha önde fakat kararsız oldukları söylenebilir.
Namaz kılma, oruç tutma gibi ibadet etme istekleri bakımından
da bu yaş dönemi kızlarının önceki yaşlara oranla daha belirgin bir davranış
sergiledikleri görülmektedir.

Her ne kadar bu yaş dönemi çocuklarının Allah hakkındaki düşünce
ve tasavvurları böyle devam etmekle birlikte, ilköğretim okullarının
sonu ile lise yıllarının başlarında (14-15 yaş civarında) bir başka
deyimle çocukluktan gençliğe geçiş aşamasında kuşku dönemi başlar.
Bazıları çevreden duyduğu birtakım yalan-yanlış veya kendilerini şüphelendirici
sözlerden hareketle Allah’ın varlığı konusunda kuşkuya düşebilirler.
Bu tür duygularını kimileri içten içe yaşarken, kimileri dışa
yansıtabilir.

14-15 yaşları, dönem olarak bu araştırmamızın dışında
kaldığı için konuyu fazlaca irdelemeyeceğiz. Ancak sadece şunu söylememiz
mümkündür: Böylesine bir kuşku dönemi vardır, fakat geçicidir.
Su, geçici olarak ve yeniden durulmak üzere bulanmıştır. Bir müddet
sonra bu tür kuşkular, -kendilerine verilecek sağlıklı bir din eğitimi ve
öğretimi sayesinde- kesin ve tereddütsüz imana dönüşecektir.


Özetle; okul öncesi ve ilköğretim çağı çocuklarının dinî duygu ve
düşünce gelişimleri ile Allah tasavvurları, yaşlarına, cinsiyetlerine ve
yetiştikleri sosyo-kültürel ortam ve dinî çevre şartlarına uygun ve paralel
olarak seyretmektedir diyebiliriz. Bu dönem çocuklarının Allah’ı; besleyen,
büyüten ve özlemini duyduğu isteklerini yerine getiren, dileklerini
kabul eden, zorluklardan ve tehlikelerden kurtaran güvenilir bir sığınak
ve dayanak olarak kabul ettiklerini de söyleyebiliriz. O’na duâ edilip,
namaz kılınıp, oruç tutulduğu takdirde, isteklerinin daha çok yerine
getirileceğine inanırlar.

Konu Barış tarafından (10. October 2008 Saat 10:29 PM ) değiştirilmiştir.
Barış isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Barış Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Derin Düşünce (17. June 2011)
Alt 10. October 2008, 10:11 PM   #4
Barış
Uzman Üye
 
Barış - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 785
Tesekkür: 1.340
366 Mesajina 989 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
Barış is on a distinguished road
Standart

C. SONUÇ


Gerek bizim ve gerekse başka araştırmacıların yaptıkları ve ortaya
koydukları tespitlerin sonucu olarak şunu söyleyebiliriz: Hangi
yaş döneminde olursa olsun çocuklar dinle ilgilenmektedirler. Bu ilgi
onlar için bir gelişme basamağıdır ve kendiliğindendir.432 Bütün bu
gelişmeler boyunca, çocukları sürekli meşgul eden ve devamlı onların
meraklarını çeken ise, şüphesiz ki Allah kavramıdır. Her ne kadar
çocuklar, konuşmaya ve anlamaya başladıkları yıllardan itibaren
Allah’ı duymuşlar ve O’nu düşünmeden ve tereddüt etmeden kabul
etmişlerse de, kavrama güçleri geliştikçe “Allah’ı anlama” arzusu
sürekli canlılığını korumaktadır.433

Çocuklardaki bu ilgi, istek ve arzuyu; Yaratan-yaratılan arasındaki
görünmez ve doğal ilişki olarak değerlendirebiliriz. Bu ilgi,
istek ve arzu hangi çağda, hangi bölgede, hangi din mensubu anne
ve babadan doğarsa doğsun ve cinsiyeti ne olursa olsun bütün çocukların
fıtratında mevcuttur. Zamanı gelince kendiliğinden ortaya
çıkmaktadır. Bu konuda anne ve babalarla okula düşen görev; çocuklardaki
bu doğal duygunun sağlıklı bir şekilde ve gelişim aşamalarına
uygun olarak ortaya çıkmasına yardımcı olmaktır. Çocukların
sağlıklı bir kişilik kazanmaları, toplum içerisinde dengeli, tutarlı ve
saygın bir yer edinebilmeleri için buna ihtiyaçları vardır. Ailenin,
okulun ve sosyal çevrenin çocuklara yapacakları en büyük yardımların
başında da bu gelir.

Mustafa ÖCAL
Yard. Doç. Dr., U.Ü. İlâhiyat Fakültesi



T.C.
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ
İLÂHİYAT FAKÜLTESİ
Cilt: 13, Sayı: 2, 2004
s. 59-80



(ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİNDEN ALINTIDIR.)

Konu Barış tarafından (10. October 2008 Saat 10:31 PM ) değiştirilmiştir.
Barış isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Barış Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Derin Düşünce (17. June 2011)
Alt 10. October 2008, 11:11 PM   #5
Toslunba
Uzman Üye
 
Toslunba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 217
Tesekkür: 90
69 Mesajina 159 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
Toslunba is on a distinguished road
Standart

Allah razı olsun barış.Arayıp durduğum bilgilerdi bunlar. Hatta kuranyolunda.com da link açıp insanlardan kaynak istemiştim.
Çok sağol.

Selametle..
Toslunba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
allah, araştırma, bir, çocuklarda, tasavvuru, üzerine


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:38 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam