hanifler.com Kuran odaklı dindarlık  

Go Back   hanifler.com Kuran odaklı dindarlık > AİLE VE AİLE HAYATI > Evlenme ve evlilik > Boşanma

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 26. January 2009, 09:31 PM   #1
Hülya
Yeni Üye
 
Hülya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 19
Tesekkür: 6
13 Mesajina 30 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 0
Hülya will become famous soon enoughHülya will become famous soon enough
Standart Bosanmak

TALAK
BOŞANMA


Aslında bu kitapta, boşanma konusuna değinmeyi hiç düşünmüyorduk Ama boşanma konusunda da Kur’ân’a aykırı bir çok uygulama var Müslümanlar arasında. Bu nedenle o hususlara dikkat çekmek için “D.A.T.Yanlışlar” kitabımızdaki açıklamayı buraya da koymayı uygun gördük.

Talak/boşanma, Arapça’da sözlük anlamı olarak, ‘bağı çözme’ anlamına gelir. Terim olarak ise, “Kadınla erkek arasındaki evlenme akdi ile kurulan nikah bağının çözülmesi” demektir.

Pratik hayata baktığımızda görüyoruz ki, boşanmadaki uygulamalar kadının aleyhine. İpin ucu erkeğin elinde, hanımına ‘boş ol’ dedi mi, mesele bitiyor, hemen yuva yıkılıyor. Böyle bir hakkın elinde olduğunu bilen erkek sürekli eşini sömürüyor yada ona zulmediyor. Bu bölümde İslâm’daki boşanma konusuna kısaca bir göz atalım.
Biz burada bu konuyu boşanmada kadın ve erkeğin durumu ve konunun toplumdaki yanlış uygulanması açılarından kısaca ele alacağız. Halk arasındaki kabule ve fıkıh ve ilm-i hal kitaplarındaki yer alan anlatımlara göre, boşama yetkisi erkeğe verilmiştir. Erkek bu yetkisini dilediği zaman ve dilediği şartlarda kullanabilir. Yani ne zaman isterse karısını boşayabilir. İpin ucu elindedir. Bu yetki Demokles’in kılıcı gibi kadının başının üstündedir. ‘Boş ol’, ‘şart olsun’, ‘boş olsun’ dedi mi, bitti gitti, yuva yıkıldı, çoluk çocuk perişan oldu, gitti. Elinde böyle bir yetkisi olan erkek eşini sürekli sömürür ona zulüm yapar. Toplumda asırlardan beri yapılıp durduğu gibi.
Evlilik/nikah, kadın ve erkek her iki tarafın hür İradeleriyle, rızalarıyla ve şahitler huzurunda açık beyanlarıyla (akit) oluşmasına rağmen, nasıl oluyor da, bu evliliği yürütüp yürütmeme yetkisi, tek taraflı erkeğe bırakılabiliyor. Ve ortak bir irade ve kararla oluşturulan evlilik kurumunu tek taraflı olarak erkek sona erdirebiliyor? Tüm insani işlere beşeri münasebetlerdeki sözleşme ve sözleşmenin sona erdirilmesi kurallarına da ters olan bu uygulama, erkeğin tarafını tutmak ve kadın tarafına zulüm değil mi ? Tabii öyle. Ayrıca bu durum, hiç tartışılmayacak kadar din, vicdan ve akıl ölçülerine aykırıdır.
Ama bakın bunun gerekçesi ne imiş !? Efendim, kadın, erkeğe göre daha duygusal, kapılgan, alıngan, zayıf olduğundan, ayrıca evlilik kurumunun oluşmasında mehir-başlık parası gibi herhangi bir maddi harcama yapmadığından, kadına boşama yetkisi verilirse bu yetkiyi, düşüncesizce, çarçabuk ve çok kullanırmış ve bu evlilik için sürekli bir tehdit unsuru olurmuş. İşte bu nedenle kadına ‘boşama yetkisi’ verilmemiş.
Gördüğünüz gibi, kadına boşama yetkisi vermeyen, İslâm dini değil, yukarıdaki arz ettiğim mantığın sahipleri. Bu görüşü yerleştirmiş olmalarına rağmen, “Kadın nikah anında nikah senedine kendisinin de boşama yetkisinin olacağını/tefviz) yazdırırsa kadının da boşama yetkisi olabilir. Ayrıca kocasıyla geçinemeyeceğine karar verirse (hul’) aldığı mehiri geri vermek sûretiyle, gerekirse üste kocasının memnun olacağı miktarda para, mal vermek sûretiyle (bir nevi haraç)de kocasını boşayabilir.” tarzında yine erkeği taraf tutan fetvalar üretmişlerdir. Yapılan ve yapılabilecek eleştirileri bu hükümlerle bertaraf etmeye çalışmışlardır. Ama nikah anında bu pazarlığı yapamayanlar ve kocasına haraç verecek imkana sahip olmayanlar, isteseler de istemeseler de boşanamayacaklar ve işkenceye katlanacaklardır.

Şimdi gelelim İslâm dininin aslındaki, yani Kur’ân’daki Talak/boşanma konusuna. Biliyorsunuz Kur’ân’ı Kerim’de Talak sûresi/Boşanma sûresi adıyla bir sûre vardır. Altmış beşinci sûre. Şimdi o sûrenin giriş âyetlerine bir bakalım .

Talak sûresi, âyet 1, 2 :

“Ey peygamber! Kadınları boşadığınız zaman iddetlerine doğru boşayın ve iddeti iyi sayın. Rabbiniz olan Allah’tan korkun. Onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar. Apaçık ve belgeli bir yüzsüzlük yapmaları durumu müstesna. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Allah’ın sınırlarını çiğneyen kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, belki Allah bundan sonra yeni bir iş/oluş ortaya çıkarır.”

Dikkat ettiniz mi ? Hitap kime ? Nida/ünlem kime yapılıyor ?
PEYGAMBERE. Yani devlet başkanına. Diğer bir ifadeyle, KAMU OTORİTESİNİN BAŞINA.
Şimdi bir de Nisa sûresi, âyet 35’e bakalım :

“Eğer karı kocanın arasının açılmasından korkarsanız, bir hakem erkek tarafından, bir hakem de kadın tarafından gönderin. Bunlar, barıştırmak isterlerse Allah, kadınla erkeğin aralarını düzeltmede onları başarılı kılacaktır. Allah Alîm’dir, her şeyi bilir, Habîr’dir, her şeyden haberdardır.”
Ya bu âyeti celilenin muhatapları kimler? Buradaki muhataplar, kendilerine seslenilenler ise, İNSANLAR. Sûrenin İlk âyetini hatırlayın: Ey insanlar ! Rabbinizden sakının. O Rabbiniz ki ........

Bu âyette de hitap insanlığa. Yani kamu otoritesine. Herhangi bir bireye değil.

Evet bu âyetlerde gördüğünüz gibi, boşama yetkisi kamu otoritesine aittir. Kadın ve erkeğin boşama yetkileri yoktur. Onların boşanma hakları vardır. Boşanacak eş kamu otoritesine baş vurur, gerekçelerini bildirir. Onların tetkiki ve karar ise kamu otoritesine aittir.

Şimdi gelelim boşanma konusundaki ikinci toplumsal yanlışa: Yani üç talak meselesine ve bu üç talakın birden kullanılmasına. Önce bu konuyu düzenleyen âyetlere bir bakalım.
Bakara sûresi, âyet 229, 230 :

“Boşanma iki kezdir. Bunun ardından ya iyilikle tutmak ya da güzelce serbest bırakmak gerekir. Onlara verdiğinizden bir şeyi geri almanız size helal olmaz. Erkekle kadının Allah’ın sınırlarını korumada endişe etmeleri hali başka. Erkek ve kadının Allah’ın sınırlarında duramayacaklarında endişe ederseniz, o zaman kadının verdiği fidyede ikisine de bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Bunları aşmayın.Allah’ın sınırlarını aşanlar, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.
Bütün bunların ardından erkek, kadını boşarsa artık bundan sonra başka bir eşle nikahlanıncaya kadar ilk erkeğe helal olmaz. İkinci erkek kadını boşadığında, boşanan kadınla ilk erkek Allah’ın sınırlarını koruyabileceklerini düşünürlerse, birbirlerine dönmelerinde sakınca yoktur. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır ki, Allah bunları bilgi sahibi bir topluluğa açıklar.”

Birinci âyete dikkat ettiyseniz, boşanma üç değil iki keredir. Bu ne demektir? Açıklayalım. Evli eşler boşanırlar. Olabilir. Bunlar düşünür taşınır, ölçer biçerler yeniden nikahlanırlar. Ama yürütemezler ve yine boşanırlar. Böylece bu çift iki kere evlenmiş ve iki kez boşanmış olurlar. Bunun böyle yapılmasına hiçbir engel yok. Bu Allah’ın koyduğu bir kural ve sınır. Peki üçüncü kez evlenemezler mi ?
Onun cevabı 230. âyette, yani yukarıdaki sunduğum ikinci âyette. Âyette gördüğünüz gibi ikinci kez boşanmış eşler üçüncü kez normal şartlarda hemen evlenemezler. Ancak zaman içerisinde, eşlerden bayan olanı bir başkasıyla daha evlenir daha sonra yeni kocasından da boşanmak sûretiyle dul kalacak olursa, eski kocası da evliliğe müsait olursa bunlar üçüncü kez evlenebilirler. Yoksa ilk iki kez evlendikleri gibi evlenemezler.
Burada şu konuya iyice dikkat edilmelidir. Bayanın bu evliliği muvâzaalı olmayacak. Hayatın normal akışı içerisinde yaşanmış bir evlilik ve boşanma olacak. Yoksa halk arasında Hülle tabir edilen tarz maskaralık cinsinden olmayacak. Halk arasında uygulanan maskaralık insanların kendilerini aldatmasından başka bir şey değildir.

Bir de bu konudaki toplumun yanlışı, bu üç boşanma hakkının bir kerede kullanılır anlayışıdır. Yani ‘ben eşimi üç talakla boşadım’ ya da ‘eşim üç talakla boş olsun’ demiş birisinin artık eşiyle evlenemeyecek bir duruma düşmüş olması kabulüdür. Ki Allah’ın verdiği haklar eşlere kullandırtılmıyor. Böylece Allah’ın çizdiği sınırlara rağmen taraflar mağdur oluyorlar. İlm-i Hal ve fıkıh kitaplarında bununla ilgili gerekli teferruat mevcuttur. Ama bu anlayış, Kur’ân’a zıt bir anlayıştır. Bu anlayış Peygamber Efendimiz ve Hz. Ebu Bekr dönemlerinde de yoktu. Bu içtihat, insanları tedbirli olmaları için, evliliklerine özen göstermeleri gerekçesiyle Hz. Ömer tarafından ortaya atılmış o zamandan bu güne kadar da devam edip gelmiştir.

Üç boşama hakkının tek bir uygulamada kullanılacağı Kur’ân’a ters olduğu gibi akıl ve mantığa da ters bir durumdur. Şöyle ki; eline bir ip alıp bir düğüm yapan insan, o düğümü çözse ve ‘Ben bu düğümü üç kere çözdüm’ dese, o düğüm üç kere çözülmüş olmaz. O düğüm bir kere çözülmüştür. Üç kere çözdüm diyen yalan söylemiş olur. O düğümün üç kere çözülmesi için iki kez daha düğümlenmiş olmalıdır. Aynen bunun gibi ikinci ve üçüncü boşanmaların olabilmesi de ikinci ve üçüncü nikahların yapılmasına bağlıdır. Yapılmamış bir evliliğin boşanması da olmaz.
Bu çalışmamızın ana konusu ‘Din Adına Toplumdaki Yanlışlar’ olduğundan biz burada boşanma konusunun dine aykırı noktalarına temas ettik. Nikah ve boşanmanın kategorileri, kısımları, bunun gerekçeleri, boşanmada kullanılan açık-kapalı cümleleri, iddeti, nafakayı ve. teferruatlarını vermeyi düşünmedik. İlgilenenler fıkıh kitaplarından bakabilirler.
Boşanma ile ilgili sahih hadis kitapları dediğimiz eserlerde farklı yollarla ve farklı ifadelerle elli altı rivâyet vardır. Bunların kendi içerisindeki çelişkiler bertaraf edilince ve de hepsi bir bütünlük içerisinde değerlendirilince, aslında hepsinin de Kur’ân ile uyumlu oldukları görülecektir.
Hakkı Yılmaz
Hülya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hülya Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi:
Ali Rıza Borazan (15. June 2009), Miralay (28. October 2010)
Alt 15. June 2009, 04:29 PM   #2
Ali Rıza Borazan
Uzman Üye
 
Ali Rıza Borazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 399
Tesekkür: 59
244 Mesajina 485 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 15
Ali Rıza Borazan will become famous soon enoughAli Rıza Borazan will become famous soon enough
Standart

TALAK (BOŞANMA)
Nikah: nasıl; Müslüman olan bir erkeğin,Dünya hayatında Allah’ın emirlerini hayatına uygulayarak,koruyuculuğunu ve gözetimi altına aldığı Müslüman bir kadının ona itaat etme koşulu ile şahitler huzurunda yapılan sözleşme ise İşte içlerinden herhangi birisinin yapılan bu sözleşmeyi ihlal etmesi ile de sözleme akdi fesh olur
Evlenme nikah ile ilgili bölümde de izah edildiği gibi Nikah olayının eşlerin her ikisinin de tevhid akidesine uygun olması ile gerçekleşebileceğini, söylemiştik. Bu sözleşme karşılıklı olarak herhangi birisi tarafından çiğnenirse de nikah olayı fesh edilir.
Genelde fıkıhçılar veya müfessirler, talak ile ilgili konuyu işlerken, Kur’an’ın kendi içerisindeki Anlatış espirisine uygun olanı değil. Hikayeler yoluyla gelen bilgilere dayanarak, açıkladıklarından olayın özünü kavrayamamışlardır.
Genel olarak boşanma toplumda bir erkeğin kadına sen benden boşsun dediği zaman bir talak boş olduğunu, Dokuz talak sen benden boşsun dediği zaman da üç talak boş olur anlayışı baskın görülmektedir. Bakınız Doğru olan talak bahsini kurandan ayetlerle örnek vererek açıkladığımız zaman şimdiye kadar genelde boşanma anlayışının ne kadar yanlış olduğunu göreceksiniz.
2/224” Bir de yeminlerinizi bahane ederek, İyilik yapmanız sakınmanız,ve insanların arasını düzeltmenize engel kılmayın. Allah işitendir.bilendir.”
Yemin kelimesi Evlilik Akdinin çözülmesi ile ilgili sadece ağızdan çıkan boş bir sözdür. Bakınız konu içerisinde işlenirken gelecek olan ayet onu nasıl izah ediyor.
2/225” Allah sizin yeminlerinizdeki rast gele söylemelerinizden boş amaçsız sözlerden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat kalplerinizin kazandıklarınızdan dolayı sorumlu tutar. Allah bağışlayandır yumuşak davranandır.”
Görüldüğü gibi,devam eden ayette ağızdan çıkan bir sözün kalp ile bütünleşmedikçe o sözleri Allah geçerli saymıyor. Ama her yapılan bir yanlış davranışın veya yanlış bir sözün bir bedeli vardır mutlaka.
Eşya üzerinde araştırma ve inceleme yaptığımız zaman, Her Eşya eskidi diye hemen çöpe atılmaz, Ancak tamiri mümkün olmayan eşyalar çöpe atılır. Bir motorun en çok eskiyen yeri en çok çalışan yeridir. Dizel motorlarında gömlek ve pistondur. Gömlek ve piston öldü diye motorun her yerini atmak yerine, Sadece gömlek ve pistonunu yenileyerek büyük bir masraftan kurtulmuş oluruz
Aynen onun gibi İlim ve hikmet sahibi olan Allah da Kadın ve erkeğin evlilik hayatlarının uzun müddet dayanıklı olması için bir projesi olduğu gibi, Arza ve problem meydana geldiği zaman da, o problemin nasıl çözüleceğinin formülünü de vermektedir.
4/34”Allah’ın Bazısını bazısına üstün kılması ve onların kendi mallarından harcaması nedeni ile, Erkekler kadınlar üzerinde sorumlu ve gözeticidir. Saliha kadınlar,gönülden itaat edenler. Allah Nasıl koruduysa görünmeyeni koruyanlardır. Nüşuzundan korktuğunuz kadınlara öğüt verin, Yataklarında yalnız bırakın, Vurun, Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın.Doğrusu Allah yücedir büyüktür.”
Hiç Tartışmaya gerek yok ; Dünya üzerinde bir araştırma ve inceleme yaptığımız zaman, Bütün yaratıklar dişili erkekli yaratılmışlardır.Tavukla horozun bir çiftlikte farklı konumlarda olduğu gibi yani horoz lider konumundadır. Ailede de Allah Bir Aile düzeni kurarken Erkeği lider yapmıştır . Tabi ki bu anlayış bayanlar arasında kıyameti kopartacak bir söz ama Bizim söylediğimiz Allah’a gönülden inanıp teslim olanlar içindir. Allah Yaptığından dolayı kimseye Hesap verici değildir o bir şeyi yapacağı zaman kimseye de danışmaz.
2/237”Eğer onlara mehir tesbit eder de el sürmeden boşarsanız.Bu durumda kendileri veya nikah bağını elinde bulunduranın bağışlaması hariç Tesbit ettiğiniz mehirin yarısı onlarındır. Sizin bağışlamanız takvaya daha yakındır. Aranızdaki üstünlük farkını unutmayın, Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızı görendir.”
Toplumlarda ve milletlerde genel olarak, Kadınlar erkeklere gelin olarak giderler Erkekler toplumlarda genelde sorumluluk duygusunu üzerine almış kişilerdir. Bakınız ayette, Erkeğin kadına göre yaratılış bakımından güçlü olduğunu Vurgulamaktadır. O Konu ile ilgili uzmanlar kadın ile erkek arasında kırk altı tane farklılık olduğunu söylemektedirler.
İşte erkeğin egemen olduğu ailelerde, Kadın eğer Allah’ın sınırlarını koruyamamışsa önce öğüt verilerek yapmış olduğu yanlışlıkları bırakmasını istemek gerekmektedir. Eğer o kadar gayret ve çaba bir fayda vermemişse ilerde ayetlerin ışığında bir süreç içerisinde . kadını boşamalıdır
Daha önce de bahsettiğim gibi , hiçbir insan veya hiçbir peygamber,hiçbir insanı kendisi istemedikçe yola getiremez. Hiçbir erkek veya hiçbir kadın evli olduğu eşini kendileri istemedikçe yola getiremezler. Yola gelmedi diye kadının dövülmesi olayı Allah’ın insanlara verdiği , yol seçme özgürlüğü ile bağdaşmaz.
Allah kesinlikle Müslüman olan bir erkekle Müslüman olmayan bir kadının evlenmelerini yasakladığı gibi, Müslüman olan kadıların Müslüman olmayan erkeklerle de evlendirilmelerini yasaklamıştır. Eğer, Evlendikten sonra kadın belirli bir zamandan sonra yoldan sapmışsa onu dövmek değil, onu boşayarak kendi hayatını kendisine vermek gerekmektedir.
İşte Allah İnsanlardaki eksiklikten dolayı yapılan bir yanlışlığın bedelini hemen ödettirerek telafisi mümkün olmayan bir uygulama yerine, Onların tedrici olarak yeminlerinin çözülmesini istemektedir Bu Hem işlenen bir fiilin insanın isteği dışındaki gayrı ihtiyari işlenen bir yanlışı önleyecek. Hem de piskolojik olarak tam bir boşanma hadisesi gerçekleşmeden önce onları evlilik hayatını yürütüp yürütemeyeceklerinin provası yapılmış olacaktır.
İşte ayette geçen öğüt verme. Ve yatakların ayrılması fayda vermemişse, vurun emriyle dövün değil boşamayı öğütlemektedir. Boşama olayı hemencecik sen benden boşsun sözüyle boş olması değil, onun bir süreç içerisinde olduğunu Kuran bakınız nasıl izah ediliyor.
2/226”Kadınlardan uzaklaşmaya yemin edenler için, dört ay bekleme süresi vardır.Eğer ( bu süre içinde) eşler dönerlerse, Şüphesiz Allah bağışlayandır .esirgeyendir.”
İnsanları ve kainatı yaratan İlim ve hikmet sahibi Allah. Ne söylemişse mutlaka doğrudur. İnsanlar o konu ile araştırma ve inceleme yaptıkları zaman ancak kavrayabilirler.
Önce Kadını kuran boşamadan önce Dört ay bir bekleme süresinin olduğunu belirtiyor. İşte bu ayette geçen dört ay nisa suresindeki otuz dördüncü ayette geçen “ nüşuzundan korktuğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarında yalnız bırakın,” Ayetinde yataklarında yalnız bırakın ifadesi bakara suresinin iki yüz yirmi altıncı ayetinde . Kadılardan uzaklaşmaya yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır.” İfadesiyle tefsir edilmiş oluyor.
İşte bir birlerini açıklayan ayetlerden anlaşıldığı gibi dört ay kadını aynı evde aynı çatı altında cinsel ilgiden uzak, bir yaşam tarzıyla kadını kendi kedisiyle baş başa bırakarak düşünmeye davet etmiştir. Bu kendini Kolları ve kanatları arasına alan bir erkeğin, kendi yaptığı itaatsizlik saygısızlık sonucunda yavaş yavaş kendisinden uzaklaşarak bazı menfaatlerinin gittiğini bu hal böyle devam ederse kendisini daha büyük imtihanın beklemesi gerektiği ihtarını vermektedir. İnsanlar tercih ederken bilgi sahibi oldukları şeylerde ,hep daha iyiyi kendine daha çok menfaatli olanı tercih ederler. İşte kadın bu dört aylık dönem içerisinde ölçer biçer bir karara varır. Ya yapmış olduğu yanlış davranışlara pişman olur, özür dileyerek yönünü değiştirir, yada yanlışlara devam ederek başına daha çok kaybedeceği güzelliklerin gidişine hazırlıklı olur Eğer Erkek kadının bu dört aylık deneme sonucunda bir değişiklik görememişse onu boşayarak üçüncü bir operasyonla .tekrar tedavi etmeye devam eder.
2/227” Eğer boşamada kararlı davranırsa, (erkek kadını boşar) şüphesiz Allah işitendir bilendir.
Boşamaya doğru giden süreç, Erkeğin Yaptığı Öğüt verme dört ay yatakları ayırma sonuçsuz kalmışsa artık Daha büyük bir ceza olarak kadını tamamen yalnızlaştırarak, boşarlar. Kur’an’a Göre. Kadın ayrıldıktan sora kocasının kendine ait çocuğuna bakıyorsa örfe göre ücret verilir onu ilerleyen zamanlarda inşallah işleyeceğiz.
2/228” Boşanmış Kadınlar kendi kendilerine üç ay hali ve temizlenme süresi beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın rahimlerde yarattığını saklamaları onlara helal olmaz. Kocaları bu süre içerisinde barışmak isterlerse, onları geri almada(başka kocalardan) daha çok hak sahibidirler. Onların, lehinde ve aleyhlerinde maruf hakka denk bir hak vardır.Yalnız erkekler için onlar üzerinde bir derece var. Allah azizdir hakimdir.”
Burada çok önemli dikkat çekilen bir şey var. Bu da kalbi marazlı olanları yanlış yorum yapmaya yönlendiriyor. Diyorlar ki; Kadın boşandıktan sonra üç ay iddet beklemesi, Rahimlerinde olan başkalarına ait çocuk içindir diyorlar.Bu Gün tıp anında bir damla idrarın tahlil edilmesi sonucunda çocuğun olup olmaması anında öğrenebiliyor. O Halde bu ayetin hükmü geçmiştir deyip yorum yapıyorlar. Bu sebeple kadının üç ay beklemeden evlenmesinde bir sakınca yoktur diyorlar.
Daha öncede bahsettiğim gibi, Kur’an iki gayıp haberinden bahseder.Birincisi insan kültürü geliştikçe çözülebilecek olan gayıp haberleri diğeri ise insan kültürü ne kadar gelişse de çözülemeyecek olan gayıp haberleridir. İşte bin beş yüz sene önce sadece çocuğun olup olmadığı fiziksel görüntü sonucu ortaya çıkıyordu. Evet doğru şimdi onun hükmü kalkmıştır . Ama göz ardı ettikleri ve olayın iç yüzünü kavrayamadıkları bir şey daha vardır.
Ayette geçen üç ay aynı zamanda kadının piskolojik olarak denenerek Kocası ile tekrar barışıp barışmayacağı gözlenmektedir, Sonuçta boşanmanın arkasından ne olup olmayacağını Allah’tan başka kim bilebilir. İşte bu günkü hakimler bile yaptıkları ani davranışların bedelini büyük bir şekilde ödemesinler diye boşanmayı belirli bir müddet geciktiriyorlar.
Mucize olan Kur’an Allah’ın bir sesidir. Allah gelecekte olacak olan olayların detayına girmeden sadece bir formül olarak verir geçer.Onların nedenini ve niçinini insanların o konuda uzmanlaşanlarına bırakır. Dünyanın ve güneşin kendi miğferleri etrafında döndüğünü söyler. Ama felsefe gibi; Bir Teori ortaya atar o konuda uzman olan ilim Adamlarına yol açar.
İşte Ayetin bir bölümünü alıp bir bölümünü diğer yerlerini göz ardı etmek ayeti yanlış yorumlamaya neden olur. Bakınız bununla ilgili başka bir ayette de şöyle buyruluyor.
65/4” Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmemiş bulunanların, iddetleri Eğer şüpheye düşecek olursanız,üç aydır. Hamile kadınların iddet beklemeleri ise, yüklerini bırakmaları ( ile biter.) Kim Allah’tan korkup sakınırsa ona işinde bir kolaylık gösterir.
Bilindiği gibi boşama hadisesi adet görme halinde iken olmaz. İnsanların öfkeli ve kızgınlık hallerinde vermiş oldukları kararlar. İsabetli olmadığı gibi Kadınların da adet görme hallerindeki yanlış davranışlardan dolayı sinirli ve hırçın olduklarından boşama olayı olamaz. Onların gerçek hali ve doğru davranışları Adet hali dışındaki davranışlarıdır.
İşte Kur’an ayrılmaya karar verme hadisesini, kadının sinirli ve sitresli bir halde iken yasaklamaktadır. Artık Adetten kesilmiş olan ifadesiyle,kadıları hayız halinin bitişini kastettiği gibi , menopoz dönemini de kastetmektedir. Diğer taraftan Henüz adet görmemiş kadınların Bekleme sürelerinden bahsederken, de onların da iddet beklemelerinin üç ay olduğunu belirtmektedir. Hamile olan kadınların iddetleri de çocuk doğuncaya kadar devam etmektedir.
Bazılarının söylediği gibi Kadınları hamileliği biter bitmez evlenilir sözü yanlıştır. Ayette bahsediln o üç ay mutlaka beklenerek gerçekleştirilmelidir.
Kur’an Boşanmış kadınların konumunu Nişanlılık dönemine girmiş kadınlar ile hiç evlenmemiş kadınların Arasında bir yere oturtturmuştur. Ayette ifade edilen,” Kocaları bu süre içerisinde barışmak isterlerse,onları geri almada daha çok hak sahibidirler.”
İşte burada boşanmış kadınların konumu, hiç evlenmemiş kadınlardan farklılaşarak, Birinci derecede hak boşamış olan kocanın geri almada daha çok hak sahibi oluşudur. Ama Hiç evlenmemiş kadınlarda durum öyle değildir onları almak isteyen bütün erkeklerde öncelik hepsinde eş değerdedir.
Boşayan erkekle boşanan kadın bir birlerini geri alabilirler. Burada kız tarafının erkek tarafını istemeye değil istemeye giden erkek tarafı olduğu gibi öncelikle adımı atan erkek olmalıdır. Birinci derecede kadına göre erkek ön plana geçmektedir.
Talak 2- Buraya kadar izah edildiği gibi, bir talak boşama hadisesinin gerçekleşebilmesi için bu süreç geçmiştir. Birinci boşamanın ardından tekrar geri almanın ardından tekrar geçimsizlikler devam ederse aynı süreç tekrar işletilerek ikini defa da erkek boşar.
2/229” Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutmak yada güzellikle bırakmak (gerekir.) Onlara (kadınlara) verdiğiniz bir şeyi, geri almanız size helal değildir. Yalnız Allah’ın sınırlarını ayakta tutamayacaklarından korkmuş olmaları (durumu başka,) Eğer ikisinin evliliği Allah ın sınırlarını ayakta tutamayacaklarından korkarsanız. Fidye vermelerinde ikisi içinde bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Onlara tecavüz etmeyin. Kim Allah’ın sınırlarına tecavüz ederse. Onlar zalimlerin ta kendileridir.
Allah İnsanlara öyle yumuşak öyle merhametli ki. Yapmış oldukları yanlışlara karşılık sabrediyor. Evli Düzgün yaşanan bir hayatın , nimet olarak Allah’ın bağışladığı en büyük ikramdır. Ne Yazıktır ki insanlardan bazıları böyle bir nimetin şükrünü eda edemeyip nefsi ve gururu uğruna tepeleyip atıyorlar. Izdırab ve acılar içerisinde helak olup gidiyorlar.
Dayanabilme kötülüklere katlanabilme büyük bir meziyet istemektedir. Erkeğin o evin ihtiyaçlarını Karşılayabilmek için soğuk ve sıcak demeden. Karda ve kışta ne sıkıntı ve işkenceler çekerek çalışması., Kadının da Hem O erkeğin evini barkını namusuyla koruması, yemeğini pişirip çocuklarına yedirip onları giyindirmesi Gerçekten katlanılması kolay işlerden değildir. Erkek için de kadın içinde bu tahammülü zor olan şeylere katlanmak ancak sevgi ve ibadet ruhu ile mümkün olur. Elbette insanlar eksik ve hatalıdırlar. Her insanın kendisine göre güzel tarafları varsa, Hatalı tarafları da vardır. O Güzelliklerinin hatırına kadın erkeğin erkek de kadının hatalı yönlerini görmezlikten gelmesi lazımdır. Bu da tabii ki Allah’ın çizdiği sınırları aşmadığı sürece.
4/19”- Ey iman edenler, kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkışmanız helal değildir. Apaçık olan 'çirkin bir hayasızlık' yapmadıkları sürece, onlara verdiklerinizin bir kısmını gidermeniz (kendinize almanız) için onlara baskı yapmanız da (helal değildir.) Onlarla güzellikle geçinin. Şayet onlardan hoşlanmadınızsa, belki, bir şey hoşunuza gitmez, ama Allah onda çok hayır kılar.
İnsan yaratılış icabı olarak, göz farkı renk farkı güzellik ve çirkinlik kendi elinde olan bir şey değildir. Ama Huy ve davranışları güzelleştirmek kendi elinde olan bir şeydir. Zaten evlenirken, kadın ve erkek bir birlerini görerek ve tanıyarak evlenmesi bir zarurettir. Çünkü görmeden evlenirlerse, hoşuna gitmeyen gizli çirkinliklerin ortaya çıkışında her ikisinde tatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bunu Önlemek için, kadın ve erkeğin kendilerinde ne gibi kusurları varsa ortaya dökmesi gerekmektedir. Evlendikten sonra mutlaka bu kusurlar ortaya çıkacaktır. Bu da tatsız bir ayrılığa neden olur.
Böyle her şey açık ve net olarak ortaya konularak evlilik yapılmışsa, kadın ve erkekten herhangi birisi herhangi bir kusurdan dolayı onu kınaması doğru değildir. Hem demezler mi ki sen benim böyle olduğumu senden gizlemedim benimle bilerek evlendin. Şimdi böyle demeye ne hakkın var der.
Dünya gibi kısa bir hayat için insanlar karşılarındakileri ufak tefek kusurlar için, üzmeye kalkışmamaları gerekir. Ama kendi eşlerini veya kocalarını telafisi mümkün olmayan bir davranış ortaya koymuşsa, o başkadır. İnsanlar yanlış bir davranış yaptıkları zaman, isterse O Kendileri bile olsa ona sahip çıkıp savunmamalıdır. Yanlışları desteklemek doğruları öldürmek için harekete geçmek demektir.
Samiri nin yaptığı buzağı heykelini desteklemek samiriye iyilik değil Samiriyi Allah’a kulluktan uzaklaştırarak buzağıya tapmaya götürmek demektir ki oda onun manen ölümü demektir
İnsanların ne hayır diye yaptıkları hayır diye yaptıkları Hayır olmayabileceği gibi ne de şer sandıkları şeyde şer olmayabilir. Bun Ancak Allah bilir
2/216- Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize yazıldı (farz kılındı). Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.
Talak ikiden kaldığımız yerden devam edelm. Ayette ifade edilen ya iyilikle tutmak, Ya da güzellikle bırakmaktır.
İslamın temel felsefesi Davranışlardan seçerken güzel olanından daha güzeli , kötü olanından da seçilmesi zorunlu olursa daha az kötüsünü seçmeyi öğütler.
Evliliklerde de Eğer kadını boşamayacaksa yanında güzellikle barındırmalı. Eğer boşayacaksa da ondan güzellikle ayrılmalıdır Doğru olanı kötülüğü en güzel biçimde savmaktır.
Yalama yapmış bir civatayı yalama yapmış somun ile ne kadar tutturacağım diye uğraşsan tutmadığı gibi , laşkalaşmış olan evliliği ne kadar sürdüreceğim desen de artık o evlilik yenilenmesi gerekmektedir.
Birinci sefer evlenip boşanmış olan eşler ikinci birleşimde de aynı hatayı yapmaya devam ediyorsa artık onlar bu evliliğin kadrini kıymetini bilemeyip cezasın aynı kocayla vaya aynı kadınla bir daha evlenmemek üzere cezalarını ayrılmaları ile çekmleri gerekmektedir .Ancak
Talak 3-2/230- Yine onu (kadını üçüncü defa) boşarsa, (kadın) onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. Eğer (bu koca da) onu boşarsa, onlar (ilk koca ile karısı) Allah'ın sınırlarını ayakta tutacaklarını sanıyorlarsa, tekrar birbirlerine dönmelerinde ikisi için günah yoktur. İşte bunlar, Allah'ın sınırlarıdır; bilen bir topluluk için bunları (böyle) açıklar.
Bu gün bazılarının söylediği gibi Kadın iki talak boşandığı zaman Başka bir koca ile bir gece kalıp tekrar geriye dönerek Evlenebilir anlayışı, çok yanlış ve saçmadır.
Çünkü; Evlilik önünde gelecek olan iyi veya kötü günlerde bir bilerinin velileri olarak ölüm gelinceye kadar yaşanması için yapılır. Yoksa şartlı olarak evlenme ve boşanma olamaz,
İki Defa evlenip de boşanmış olan kadınlar. Dizel motorlarındaki Piston ve gömlekteki gibi bir yenileme ve rektefiye olması gerekmektedir. İlk Kocayla araları açılmış artık evlilik saygısını yitirmiş, Artı Bir Yenileme hadisesi olmadan Tekrar bir araya gelme lüzumsuz olacaktır. Çok Dikkat edilmesi gereken husus,Yeni kocayı eski kocayla evlenmek için aracı kullanmak için değil, Onunla bir hayat boyu bir hayat geçirmek için evlenilir. Eğer Yeni kocasıyla da geçimsizlik hüküm sürer veya yeni kocası ölürse o zaman eski kocayla eğer ikisi de isterlerse ancak evlenebilirler. Değilse üçüncü bir sefer evlenmek asla helal değildir.
Daha önce de bahsettiğim gibi Erkek ve kadın başlı başına birer insandırlar. Ve Allah’a ikisi de yapmış olduğu iyi veya kötü amellerden dolayı hesap vereceklerdir. Erkek kadının nüşuzundan korktuğu zaman boşanmaya doğru bir süreç gidiyorsa, Allah’ın Sınırlarını koruyamayan erkekten de kadının ayrılması gerekir.
4/128- Eğer bir kadın, kocasının nüşuzundan veya ondan yüz çevirip uzaklaşmasından korkarsa, barış ile aralarını bulup düzeltmekte ikisi için sakınca yoktur. Barış daha hayırlıdır. Nefisler ise 'kıskançlığa ve bencil tutkulara' hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik yapar ve sakınırsanız, şüphesiz, Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır
Kulluk Ve ibadet hem erkek için hem de kadın içindir. Her iki si de Allah’ın Koyduğu kural ve prensipleri korumak için görevlidirler. Allah’a Olan Sevgiye Allah’ın Yarattıklarından hiç birine Allah a denk veya Allah ın sevgisi üzerinde bir sevgi gösterilemez, Eğer koca Allh a olan ibadet ve kulluktan ayrılıp Allah’ın gönderdiği kurallara uymuyorsa Evlilik Adına Müslüman olan kadının orada kalması doğru değildir. Kocaya İtaat kocanın Allah’a itaati devam ettiği sürece vardır. Aksi halde Hem kocaya itaat olmaz hem de evlilik sözleşmesi fesh olur.
66/1- Ey Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah'ın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Tarih boyunca Kur’an’a Besmele ile yaklaşmayanlar, yani onun dışında bir anlayışla gelenler, Allah elçisine helal kıldığı fakat onu hanımlarının hoşnutluğu için haramlaştırdığı konusunda bal şerbetimi zencefil mi diye tartışıp durmuşlardır. Halbuki Bunu Kur’an da aranması gerekirken zan ve tahminlerle Kur’an ın dışında arayıp durmuşlardır. Nasrettin hoca bunu bir nükte olarak çok güzel izah etmiştir.
Bir gün Nasrettin hoca yolun ortasında yana yakıla kıvranarak bir şeyler arar yoldan geçen bir vatandaş hocanın telaşının sebebini sorar. Hoca yüklü bir miktar para kaybettiğini söyleyince adam acınır ve sorar hoca parayı nerede kaybettin hoca da çöplükte kaybettim der peki neden çöplükte değil de parayı açık olan yolda arıyorsun deyince hoca da çöplükte araması zor da onun için yolda arıyorum demiş. Doğru olanı Paranın yitirilen yerde aranması gerekirdi.
Aynen Onun gibi Kur’an her örnekten bir örnek verdim dediği halde hiçbir eksik bırakılmadığını ve insanların ondan hesaba çekileceğini söylediği halde inananlar Kur’an ın dışına çıkarak yol yöntem aramaları gerçekten çok yanlıştır.
Bakınız Kur’an Konu Bütünlüğünde olayı çok güzel izah ettiği gibi bu anlayış Kur’an ın bütünlüğündeki anlayışla da örtüşmektedir
66/2- Allah, yeminlerinizin (keffaretle) çözülmesini size farz (veya meşru) kıldı. Allah, sizin mevlanız (sahibiniz, yardımcınız)dır. O, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
66/3- Hani Peygamber, eşlerinden bazılarına gizli bir söz söylemişti. Derken o (eşlerinden biri), bunu haber verip Allah da ona bunu açığa vurunca, O da (Peygamber) bir kısmını açıklamış bir kısmını (söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda haberi verince (eşi) demişti ki: "Bunu sana kim haber verdi?" O da: "Bana bilen, (herşeyden) haberdar olan (Allah) haber verdi" demişti.
66/4- Eğer sizler (Peygamberin iki eşi) Allah'a tevbe ederseniz (ne güzel); çünkü kalpleriniz eğrilik gösterdi. Yok eğer ona karşı birbirinize destekçi olmaya kalkışırsanız, artık Allah, onun mevlasıdır; Cibril ve mü'minlerin salih olan(lar)ı da. Bunların arkasından melekler de onun destekçisidirler.
66/5- Belki onun Rabbi, -eğer o sizi boşayacak olursa- ona yerinize sizlerden daha hayırlı Müslüman, mü'min, gönülden itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan dul ve bakire eşler' verir
Bu Ayetleri Konu ve Kur’an bütünlüğünde Nasıl izah edilir ona bir bakalım. Bir Defa Allah Peygamberin yaptığı bir yanlıştan dolayı uyarıyor. O Yapmış olduğu Yanlış Davranış Allah İman etmeyen ve imanını Salih amele dönüştürmeyen . Kadınların boşanmasını istiyor peygamber de gerek toplumun dedikodusundan çekindiği , gerekse hanımlarını incitmeme duygusundan dolayı boşama olayını gündeme getirmiyor. Allah da Hanımlarından İki Tanesinin kendi aleyhinde Tuzak kurduklarını resulüne haber veriyor . Peygamber de Allah’ın verdiği haberle hanımlarının yaptıkları yanlışlıkları kedi aleyhinde tuzak kuran hanımlarlna anlattığı zaman o iki hanımı şaşırarak biz bunları konuşurken ikimizden başka kimse yoktu sen bunu nereden bildin dediklerinde bana Rabbim haber verdi deyince şaşırıyorlar. İşte Allah da dört ve beşinci ayetlerde bahsettiği gibi
66/4- Eğer sizler (Peygamberin iki eşi) Allah'a tevbe ederseniz (ne güzel); çünkü kalpleriniz eğrilik gösterdi. Yok eğer ona karşı birbirinize destekçi olmaya kalkışırsanız, artık Allah, onun mevlasıdır; Cibril ve mü'minlerin salih olan(lar)ı da. Bunların arkasından melekler de onun destekçisidirler.
66/5Belki onun Rabbi, -eğer o sizi boşayacak olursa- ona yerinize sizlerden daha hayırlı Müslüman, mü'min, gönülden itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan dul ve bakire eşler' verir.
Ayetlerden anlaşıldığı gibi Burada Allah’ın Helal kılıp da peygamberin haramlaştırdığı bal şerbeti pekmez şerbeti değil. Müslümanlıktan çıkan veya peygamber aleyhinde atıp tutan iki kadını boşamama zihniyetidir. Daha Önce Müslüman olan bir erkek Müslüman olmayan bir kadına.müslüman bir kadın da Müslüman olmayan erkeğe haram demiştik.
60/10- Ey iman edenler, mü'min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilendir. Şayet (gerçekten) mü'min kadınlar olduklarını bilip-öğrenirseniz, artık sakın onları kafirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helaldir, ne onlar bunlara helaldir. Onlara (kafir kocalarına kendileri için) harcadıklarını verin. Onlara (hicret eden mü'min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikahlamanızda size bir güçlük yoktur. Kafir (kadın)ların ismetlerini (nikahlarını) tutmayın ve (onlar için) harcadıklarınızı isteyin. Onlar da (mü'min kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür; sizin aranızda hükmeder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İşte Kur’an da anlatılan talak (boşanma) benim anladığım kadarıyla böyledir. Okuyup da yanlışlarımı düzeltmek için beni uyaranlardan Allah Razı olsun Tabi ki belgeleri varsa.
Gönderen Ali Rıza Borazan zaman:
Ali Rıza Borazan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Ali Rıza Borazan Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (28. October 2010)
Alt 27. October 2010, 10:52 PM   #3
hiiic
Uzman Üye
 
hiiic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 1.979
Tesekkür: 1.908
1.298 Mesajina 2.732 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 24
hiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud of
Standart

Bakara 230
Eğer erkek kadını (üçüncü defa) boşarsa, ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helal olmaz. Eğer bu kişi de onu boşarsa, (her iki taraf da) Allah'ın sınırlarını muhafaza edeceklerine inandıkları takdirde, yeniden evlenmelerinde beis yoktur. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Allah bunları bilmek, öğrenmek isteyenler için açıklar.

Bakara 232
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit, aralarında iyilikle anlaştıkları takdirde, onların (eski) kocalarıyla evlenmelerine engel olmayın. İşte bununla içinizden Allah'a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Bu öğüdü tutmanız kendiniz için en iyisi ve en temizidir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Ahzâb 37
(Resulüm!) Hani Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana layık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki evlatlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
38
Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Boşadığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah hakkıyle bilendir, halimdir. *
39
Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helâl değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir.
40
Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.

Mümtehine 10
Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları, imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kafirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helal değildir. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kafir kadınları nikahınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.


-----------------
hiiic isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hiiic Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (28. October 2010)
Alt 28. October 2010, 04:02 PM   #4
hiiic
Uzman Üye
 
hiiic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 1.979
Tesekkür: 1.908
1.298 Mesajina 2.732 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 24
hiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud of
Standart

Herşey bakış açısına bağlı,,,
Daha dün bana çok saçma ve itici gelen bu ayetler bu gün gayet mantıklı ve tutarlı geliyor...
Eğer kusur görmeye çalışırsan bir bilim cahilinin dediği gibi "eğer tanrı bana sormuş olsaydı ona daha basit bir everen dizaynı önerirdim, bu kadar gereksiliğe gerek yok" der, eğer kalbinde iman varsa "Allahım şı bir atamundaki gücü sırları keşfedemedik, bu alem ne şahane, senin gücün herşeye yeter" deriz.

hakikaten Ancak ama ancak hidayet veren Allahdır. Onun dışında hiç bir mülk insana Allahın vereceği bakış açısını kazandıramaz. Allah ayaklarımızı dosdoğru yolu üzerine sabitlesin yoksa gerçekten nefs başından musibet kalkınca insana kötüyü ve ayetleri reddi emrediyor...

Allah en doğrusunu bilir.
hiiic isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hiiic Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Altimuray (28. October 2010)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
bosanmak


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:54 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam