hanifler.com Kuran odaklı dindarlık  

Go Back   hanifler.com Kuran odaklı dindarlık > İMAN > Allah'a İman > Allahın Sünneti

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 8. December 2012, 12:17 PM   #1
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
268 Mesajina 414 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart ALLAH'IN SÜNNETİNİ doğru anlıyormuyuz? Sünnetullah değişmezmi, değiştirilemezmi?

Selamun aleyküm,

Sevgili kardeşlerim,

Her yerde Allah'ın sünneti değişmez derken, acaba gerçekten ne anladığımızı tam olarak ifade eden bir şekilde bu cümleyi kurduğumuzdan emin olabiliyormuyuz, bunu söylerken neyi kastederek söylüyoruz ve kastettiğimiz ne kadar doğrudur diye hiç düşünebiliyormuyuz!

Çoğu kimsenin "Allah'ın sünneti değişmez" derken, Allah'ın ilk yarattığı insanlara belirlediği uygulamanın her yer ve zamandaki tüm insanlara aynı uygulama olduğunu iddia ettiği bilinen bir gerçektir.

Peki bu gerçekte ne kadar doğrudur, yada doğrumudur? Buna rabbimizin bir kaç ayeti ile cevap vermeye çalışalım:

Rabbimizin, örneğin tevratta,

1- Yahudilere; tırnaklı hayvanlar ve (sığır ve koyunlar hariç) hayvanların iç yağını haram etmişken kuranla birlikte ve bundan böyle tüm insanlara helal ettiğini biliyoruz.

Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz. (EN'AM - 146)

2- Rabbimizin, yine tevratta cumartesi avlanma yasağı koyduğunu fakat kuranla birlikte buna son verdiğini biliyoruz.

Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara, “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. Yine onlara, “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık. (NİSA - 154)

3- Rabbimizin bu değişikleri ve şu anda hemen hatırlayamadığımız değişikleri, "insanlara ayetlerimizi unutturur yada değiştirirsek ya onun aynısını, yada daha iyisini getiririz sözünden, bu değişikliklerin, değişen dönemlerde değişen şartlara göre bizzat rabbimiz tarafından getirildiğini görürüz.

Biz, bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak (ertelersek) mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir. (BAKARA - 106)


O halde, "sünnetullah değişmez" derken, rabbimizin değiştirmemesini değil, ondan başkalarının değiştiremeyeceklerini anlamamız ve bunu bilerek bu sözü kullanmamız gerekmektedir.

Aksi, halde, rabbimizinde uygulamalarını değiştirmeyeceği anlamında iddia ile bunu söylemek bizi kurana ve dolayısıyla da rabbimize ters düşürür.

Sonuç olarak; Allah'ın sünneti değişmez değil, değiştirilemezdir. Başka bir anlatımla, Allahtan başkasıyla değişmezdir.

selam ve saygılarımla...
aorskaya
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
aorskaya Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 4 Kisi:
aRaYaN (8. December 2012), hakikat_yolcusu (11. December 2012), Miralay (17. December 2012), Tenzin (8. December 2012)
Alt 8. December 2012, 09:12 PM   #2
Tenzin
Yeni Üye
 
Tenzin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 5
Tesekkür: 13
2 Mesajina 2 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 0
Tenzin has much to be proud ofTenzin has much to be proud ofTenzin has much to be proud ofTenzin has much to be proud ofTenzin has much to be proud ofTenzin has much to be proud ofTenzin has much to be proud ofTenzin has much to be proud of
Standart

Bir konuyla ilgili bir yazı okumuştum. Sünnetullahın değişmemesinden kasıt Allahın ezelden beri işleyen yasası diyordu. Yani ezelden beri kavimler sapkınlıklara yöneliyordu bunun üzerine peygamberler yollanmış,peygamberler onları doğru yola getirmek için uğraşmış ve her kavim peygamberini dışlamış ve eninde sonunda müşrikler hezimete uğramış ve tevhid dini zafere ulaşıp o topraklara hakim olmuştur. Ama çok kısa bir süre sonra insanlar gene azıtır ve şirke düşer ve bu zincirin muhammed peygambere kadar devam eder. Yani Allah her kavme tevhidi adaleti sevgiyi merhameti emretmiştir. Bu değişmez kanun gibi bir şey hiçbir kavme sen 3 tane tanrıya tapabilirsin veya istediğin insanı öldürebilir hırsızlık yapabilirsin gibi emirler gelmemiştir. Işte değişmeyen sünnetullah budur. Diğer emirler ve yasaklar kavme göre farklılık gösterir yani göçebe olan ve özelmülk anlayışı olmayan türklere zekat verin fakiri koruyun gibi ayetler inmez zira onlarda fakirlik yoktur. Ama türklere inen hukuk kuralları diğer kavimlere göre çok daha sert olur çünkü onlarda para yok öyle değerli şeyler yokki para cezası veresin. Hapis desen taş çatlasa 3 hafta adamlar göçüp duruyo. Bu yüzden cezalar çok ser olur ki insanlar uzakdursun. Yani dostlar kısaca Allahın her kavme şart koştuğu ilahi kanunlar ve koşullar olan sünnetullah değişmez. Geri kalanlar ise kavme göre değişikli gösterir. Hakikat budur demiyorum okduğum yazıdan anladığmı söylüyorum. Doğrusunu Allah bilir.
__________________
Biz bir dağdan Allah diye bağırırız o ses karşı vadiden Özgürlük diye yankılanır...
Tenzin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 8. December 2012, 09:33 PM   #3
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
268 Mesajina 414 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart

Sevgili tenzin kardeşim,

Yukarıdaki yazıda, sünnetullah değişmezden ne anlaşılması gerektiği anlatılmaktadır. Değişen sünnetlere ilişkin örnekler yazıda verilmiş, değişmeyen sünnetler ise canlıların doğumu, üremesi ve ölümleri, azgınlaşan ve mucizevi ikazlara rağmen ders almayan tövbe etmeyen toplumların helakı, helak şeklinde müdahele dışında doğal kanunların belirlendiği şekilde çalışması vb. yasalardır.

Ancak, sizin belirttiğiniz gibi bazı toplumlara zengin diye zekat muafiyeti, diğerlerine göçebe diye ceza muafiyeti vb. verilmesi olamaz.

Çünkü, bunlar kalıcı şeyler olmayıp aslında tanımları dahi görecelidir. Halbuki, zekat vb. ibadi yükümlülükler aynı dönemde yöresel farklılıklarda değil, farklı dönemlerde herkese aynı olan yükümlülükler olarak belirlenir.

Yoksa, aynı dönemde, farklı yörelerde farklı uygulamalar olması o sünnetin adaletsiz olduğunu gösterir.

Sünnetullahın değişmesi de yine, kuran inene kadar dönemler için geçerli olup, kuranın indiği ve sonraki zamanlar için ise kuranın evrenselliği gereği artık sünnetullah kıyamate kadar tamamen değişmez olarak devam edecektir.

Bu nedenle kurandaki her hüküm ve ibadetler, her yer, her zaman ve herkes için aynen geçerlidir. Şartları uyan insanlar, ibadetleri de yükümlülükleri de zaman ve mekan farkı olmaksızın yerine getirmek zorundadırlar.

selamlarımla,
aorskaya
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 8. December 2012, 09:43 PM   #4
aRaYaN
Katılımcı Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2012
Mesajlar: 81
Tesekkür: 30
29 Mesajina 49 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 22
aRaYaN has much to be proud ofaRaYaN has much to be proud ofaRaYaN has much to be proud ofaRaYaN has much to be proud ofaRaYaN has much to be proud ofaRaYaN has much to be proud ofaRaYaN has much to be proud ofaRaYaN has much to be proud of
Standart

Doğa yasalarını da anlıyorum.
aRaYaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 8. December 2012, 10:04 PM   #5
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
268 Mesajina 414 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart

Alıntı:
aRaYaN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Doğa yasalarını da anlıyorum.
Alıntı:
aorskaya Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
helak şeklinde müdahele dışında doğal kanunların belirlendiği şekilde çalışması vb. yasalardır.
Görüleceği üzere bunu yukarıdaki yazımda belirtmişim ama, başka bir şeymi anlatmak istiyorsun acaba?

selamlar
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
aorskaya Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
aRaYaN (8. December 2012)
Alt 8. December 2012, 11:03 PM   #6
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
268 Mesajina 414 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart

Konuyu açan ilk yazımda, sünnetullahın değişmez değil, değiştirilemez olduğunu kabul etmek gerekir derken, aynı yazıda ele aldığım ayetlere göre bunu söyleyebilmişsem de aşağıya alıntıladığım ayete göre yeni bir açıklama yapmak gerekebileceğini de düşünerek, sizlerinde bu ayetide öncekilerle birlikte ele alıp, görüşlerinizi belirtmenizi rica ediyorum.

Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. (FATIR- 43)

Şimdi yukarıdaki ayetlere göre rabbimizce değiştirilen uygulamaları aşağıdaki ayetin açıklamasına göre nasıl açıklamalıyız? Burada geçen değişiklik bulamama deyimi ile değişik uygulamalarında aslında değişmeyen sünnet içinde yer aldığımı düşünülmelidir?

selamlar,
aorskaya

Konu aorskaya tarafından (8. December 2012 Saat 11:05 PM ) değiştirilmiştir.
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11. December 2012, 11:54 AM   #7
seckin
Katılımcı Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 74
Tesekkür: 11
12 Mesajina 17 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 22
seckin has much to be proud ofseckin has much to be proud ofseckin has much to be proud ofseckin has much to be proud ofseckin has much to be proud ofseckin has much to be proud ofseckin has much to be proud ofseckin has much to be proud of
Standart

Alıntı:
O halde, "sünnetullah değişmez" derken, rabbimizin değiştirmemesini değil, ondan başkalarının değiştiremeyeceklerini anlamamız ve bunu bilerek bu sözü kullanmamız gerekmektedir.
Bu söz güzel olmuş. Akla yatkın. Azan kavim yok olur ve her ümmetin bir eceli vardır. Bu sünnetullahdır diyebilirmiyiz.
seckin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11. December 2012, 04:46 PM   #8
hakikat_yolcusu
Katılımcı Üye
 
hakikat_yolcusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2012
Mesajlar: 51
Tesekkür: 14
9 Mesajina 13 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 22
hakikat_yolcusu has much to be proud ofhakikat_yolcusu has much to be proud ofhakikat_yolcusu has much to be proud ofhakikat_yolcusu has much to be proud ofhakikat_yolcusu has much to be proud ofhakikat_yolcusu has much to be proud ofhakikat_yolcusu has much to be proud ofhakikat_yolcusu has much to be proud of
Standart

selamun aleyküm...

önceki mesajlarda da değinildiği gibi sünnetullahtan kast edilenin tabiat kanunları olduğunu düşünüyordum. bakalım buradaki fikir alış verişi bizi nereye götürecek...

saygılarımla...
hakikat_yolcusu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14. December 2012, 09:16 PM   #9
sahin
Yeni Üye
 
sahin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Bulunduğu yer: Germany
Mesajlar: 19
Tesekkür: 8
11 Mesajina 17 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 0
sahin has much to be proud ofsahin has much to be proud ofsahin has much to be proud ofsahin has much to be proud ofsahin has much to be proud ofsahin has much to be proud ofsahin has much to be proud ofsahin has much to be proud of
Standart

Allahin selami üzerinize olsun,

allah her seyi bir ölcü icidne yaratmis ama sakin ölcüyü bozmayin diye bir ayet okumusdum sanki rahman süresi 7-10 ayetler, simdi atom santrallerinle cevreyi kirletiyoruz, sakat cocuklar vs vs vs bunu neye saymak lazim ?

allahin rahmeti üzerinize olsun
__________________
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu).

(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
sahin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28. April 2013, 10:34 AM   #10
merdem
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 1.606
Tesekkür: 667
710 Mesajina 1.305 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 23
merdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud of
Standart

Genis bilgi icin bu sayfadan faydalanabilirsiniz, asagidaki satirlar pasaj olarak alinmistir konu uzun oldugundan.

ALLAH İNSAN VE KÂİNAT ÜÇLÜSÜNÜN İRTİBATI VEYA SÜNNETÜLLAHA YENİ BİR BAKIŞ

Prof. Dr. Osman Eskicioğlu

http://www.enfal.de/oe63.htm





Tabiat kanunlarına dinimizde "ilahi sünnetler" adı verilir. Cenab-ı Hak; kâinat makinesini idare için, bir takım kanunlar yaratmıştır. Bu makinenin her parçası, bu kanunlara bağlıdır. İster "tabiat kanunları" diyelim, isterse "ilahi adetler" adını verelim, bu kanunlar asla değişmez." Hocamız bu düşüncelerini Fetih suresindeki şu ayete dayandırmıştır.[7] Bu ayeti Hüseyin Atay şöyle tercüme etmiştir: "Allah'ın önceden gelip geçmişlere uyguladığı yasası budur. Allah'ın yasasında değişme bulamazsın"[8] Görüldüğü gibi tercüme bize tabiat kanunlarından daha ziyade Allah'ın sosyal kanunlarını hatırlatmaktadır.

Hâlbuki Hasan Basri Çantay, Meal diye isimlendirdiği tercümesinde bu ayet hakkında Beyzavi ve Medarik'e dayanarak şöyle bir yorum getirmiştir. Allah'ın öteden beri cari olagelen sünneti (âdeti budur). Yani Allah Teala geçmiş ümmetlere gönderdiği peygamberlerinin behemehal galip gelmelerini eski bir kaide ve kanun olarak vaz etmiştir. [9]

Aynı buna benzer bira ayet Ahzab suresinde geçer; orada şöyle buyrulmaktadır: "Bu, Allah'ın daha öncekilere de uyguladığı bir yasası (sünnetüllahı)dır ve sünnetullahta (Allah'ın yasasında) asla bir değişiklik bulamayacaksın."[10] Bu ayetin aslında geçen "ellezine" o kimseler ki kelimesi, teknik ifade ile cemi müzekker kalıbı olup sadece insanları ifade eder. Burada fi harfi kullanılmakla insanlarda veya toplumlarda denilmek suretiyle sünnetullahın toplumlarda cereyan ettiği ifade edilmiş olmaktadır.

***

Zamanla kelimelerin ve hatta terimlerin bile anlamlarının yavaş yavaş değiştiği göz önünde tutarsak sünnetüllah'ın, Allah'ın âdeti anlamından çıkıp tabiat kanunu anlamına doğru geldiğini anlarız. Hâlbuki Allah'ın âdeti ile tabiat kanunu aynı veya yakın anlamları çağrıştırıyor mu? Allah'ın âdeti dediğimiz zaman onun yapıp ettiği ve tutup yönettiği anlaşılırken, tabiat kanunu denildiği zaman varlık âleminde yani tabiatta sanki Allah'ın istek iradesi dışında çalışmakta olan kural ve kanunlar akla gelmektedir. Yani sünnetüllahın sadece tabiat kanunu şeklinde anlaşılması bilim ve teknoloji merkezli bir medeniyetin daha doğrusu batı medeniyetinin, çağın ve modernizmin etkisinden başka bir şey değildir. Hâlbuki insan tabiat kanunlarını kullanırken ve tabiat olaylarından faydalanırken bunu kendi kanunlarına uyarak yapması daha faydalı olmaz mı? Daha çok hayvan, bitki ve cansızların tabi olduğu bu tabiat kanunlarına tamamen uyduğu takdirde insan onların seviyesine inmiş olmaz mı? Hâlbuki tabiat kanunları daha çok insan için olan sosyal kanunlarla beraber düşünülüp ona göre bir uygulama yapılsaydı bu insanın mutluluğuna mutluluk katmaz mıydı? Robot kanunu ile irade kanunu yani bilim ve teknoloji ile din ve diyanet yani bunları teorisi ve pratiği birlikte yürüseydi daha insanca bir iş olmaz mıydı?

Hâlbuki birkaç asırdır böylece belki zıt iki anlayış ortaya çıkmış oluyor ki, Mevlana Şibli değerli eseri Asr-ı Saadet adlı kitabında sebepler ve illetler meselesinde bunu ifrat ve tefrit olarak nitelemiştir. O bu konuda şöyle söylemektedir:

Biz mucizelere inanma konusunda inançları düzeltmekle uğraşırken sebepler ve illetler ile de meşgul olduk ve bunun da diğer dinlerde olduğu gibi Müslümanlar arasında iki fikir ekolü meydana getirdiğini göstermiştik. Bu fikir ekollerinden birisine göre, sebep ve illetler varlık âlemine hâkimdir, bu kanunlar kaldırılamaz ve değiştirilemez. Bu ekole göre, dünyada meydana gelen olaylar maddi sebepler ve illetler sayesinde meydana gelir. Bu bakımdan tabiat kanunun bozulması mümkün değildir. Çünkü sebep ve illetler, kâinatın düzeni, "ilahi sistem"dir. İlahi sistem ise tebdil ve tağyir kabul etmez ve değişmez. Kuran-ı Kerim der ki, "Allah'ın nizamında bir tebdil (bozma) bulamazsın"[13] "Allah'ın nizamında bir tahvil (değiştirme) bulamazsın"[14] "Allah'ın yapısı değiştirilemez."[15]

İkinci fikir ekolü Allah'ı, özel bir nizam ile veya tabiat kanunlarıyla kayıtlı saymayı O'nun şanına ve kudretine aykırı bulur. Cenab-ı Hakk'ı "kadir-i mutlak" tanır ve O'nun bu vasıtalarla kayıtlı olmadığını söyler. Bu ikinci ekolün ileri sürdüğü deliller şu ayetlerdir: "Allah her dilediği yapar"[16] "İşte böyle! Allah dilediğini yapar."[17] "Allah dilediğini yapar"[18] "Allah elbette dilediğini yapar"[19] "fakat Allah dilediğini yapar"[20] " Allah dilediği hükmü verir"[21] "Allah elbette dilediğini yapar"[22] "Allah elbette her şeye kadirdir."[23] Bu ayetler, her şeyin ilahi kudret, meşiet ve iradeye bağlı, bu itibarla âdetin bozulmasının da mümkün olduğunu göstermektedir.

Gerçek şudur ki, bu her iki ekol de ifrat ve tefrite sapmıştır. Bunların her ikisi de Kuran ayetlerini bir bütün olarak derinlemesine araştırıp tetkik ederek onları anlayıp kavrayamamış sonuç bakımından varlıkların özellik, tabiat ve huylarını, akli maslahat ve hikmetlerini anlayamamışlardır. Şibli'nin bu konudaki düşünceleri özet olarak böyledir.[24]

Sünnetullah konusunda Hamdi Döndüren de İnsanlığa Son Çağrı Kuran-ı Kerim adlı eserinde şu bilgileri vermektedir: "Sünnetullah, Allahın sünneti, kanunu emektir. Allahın evreni yönetirken koyduğu kurallar, yaratıkları hakkındaki hüküm ve adetleri kastedilir. Tabiat olaylarında sebep-sonuç ilişkisi, fizik kimya astronomi biyoloji vb. pozitif bilimlerde görülen standart ilişkiler, canlılarda doğma büyüme ve ölme ve üreme gibi oluşumlar hep sünnetüllahın değişmez ilkelerine göre gerçekleşir Tabiat kanunları denilen bu kurallar aynı şartlar altında değişmeden sürüp gider.

Toplumdaki aşırı dengesizlikleri düzene sokmak üzere Cenab-ı Hakkın tabiat olaylarına müdahalesi de başka bir sünnetullah olarak ortaya çıkar. Buna göre sünnetullah 3 e ayrılır.

1- Mucizeleri gördüğü halde ısrar ve inatla dönemin peygamberini inkâr edenleri Allah'ın helak ederek cezalandırması. (bak. Fatır 35/ 43; Müslim Fezail, 81)

2- Bir toplum çoğunlukla kendi özündeki etik değerleri değiştirip bozmadıkça Allahın o toplumu değiştirmemeye söz vermesi (Ra'd 13/ 11).

3- Evrenin yaratılışı ve yönetimi ile ilgili olarak konulan fizik kimya biyoloji vb. kanunlar olup bunlar belli kurallara göre varlığını sürdürür Normal şartlarda bunların değişmezliği esastır (bk. Fussılet 43/ 12; Nahl 16/ 20–21)[25]

Biz de konuya şöyle yepyeni bir açıklama getirmek istiyoruz. Bir makinenin yapılması başka bir şey, onun kullanılması ise başka bir şeydir. Mesela arabayı imal eden kimse onu sürmeyebilir. Otomobili kullanan kişi de arabanın lastiği yerine başka bir şey takamaz. İşte Allah kâinatı var etti; zamanı, mekânı maddeyi ve enerjiyi koydu ve bunlara bazı özellikler verdi. Bu özellikler değişmemektedir. Taş düşer, taşın bu düşme özelliğini ondan hiçbir kimse alamaz. Su ısındığı zaman buharlaşır, 100 derecede kaynar ve 550 kalori alır, onun da bu özelliğini onun elinde kimse alamaz.

Canlı varlıkların da tabi olduğu doğal-ilahi kanunlar vardır. Canlılar beslenmeden yaşayamazlar. İnsanların da tabi olduğu doğal kanunlar vardır. İnsandan üzüntüyü kimse yok edemez. İnsandaki itaat ve tahakküm hissini yok etmek mümkün değildir. Toplumlar için de toplumsal kanunlar vardır. İbn Haldun, Emile Durkheim ve Marx gibi sosyologlar eserlerinde hep bu meseleler üzerinde durmuşlardır. Bu kanunlar sadece kendi başlarına bir işe yaramaz. Eğer bu kanunları kullanan birey ve toplumlar olmasa bunlar abesle iştigal olup boş yere var edilmiş olurlar. Zaten Allah da bunları kendi için değil, kulları için var etmiştir. Bu kanunları kullananlar da melekler, cinler, ruhlar ve insanlardır. İşte bu varlıklar, Allah'ın koyduğu bu tabiat veya doğa kanunlarını yani Allah'ın sünnetini kullanarak yaşamakta ve evrim yapmaktadırlar.
merdem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
allahin, anlıyormuyuz, değişmezmi, değiştirilemezmi, doğru, sünnetullah, sünnetını


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:02 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam