hanifler.com Kuran odaklı dindarlık  

Go Back   hanifler.com Kuran odaklı dindarlık > TARİH > Kuranda adı geçen diğer Salihler > Zu’l-Karneyn

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 22. February 2009, 08:40 PM   #1
dost1
Site Yöneticisi
 
dost1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 3.017
Tesekkür: 3.567
1.083 Mesajina 2.384 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 100000
dost1 is on a distinguished road
Standart Zul Karneyn ve yecüc mecüc

Selamün Aleyküm ! Değerli Kardeşlerim!

Kur’an’ da Zülkarneyn aşağıdaki ayetlerde anlatılır.


Kehf 83. “Ve yes'eluneke an zil karneyn* kul seetlu aleyküm minhü zikra “

“Sana Zülkarneyn'den de sorarlar. De ki: "Size ondan bir hatıra okuyacağım."

Kehf 84. İnna mekkenna lehu fil erdı ve ateynahü min külli şey'in sebeba

“Biz onun için yeryüzünde güç ve saltanat hazırladık ve ona herşeyden bir sebep verdik.”

Kehf 85. Fe etbea sebeba

O da bir sebebi izledi.

Kehf 86. Hatta iza belağa mağribeş şemsi vecedeha tağrubü fı aynin hamietiv ve vecede ındeha kavma* kulna yazel karneyni imma en tüazzibe ve imma en tettehıze fıhim hunsa

“Nihayet, güneşin battığı yere varınca onu kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında bir de kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn, ya bunlara azap edersin ya da haklarında güzel bir tavrı esas alırsın."

Kehf 87. Kale emma men zaleme fe sevfe nüazzibühu sümme yüraddü ila rabbihı fe yüazzibühu azaben nükra

“Dedi: "Zulmedene azap edeceğiz; sonra Rabbine döndürülecek, O da onu görülmedik bir azaba çeker."

Kehf 88. Ve emma men amene ve amile salihan fe lehu cezaenil husna* ve senekulü lehu min emrina yüsra

"İman edip hayra ve barışa yönelik iş yapana gelince, onun için ödül olarak en güzeli var. Ve ona, buyruğumuzdan, kolay olanı söyleyeceğiz."

devam edecek
dost1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22. February 2009, 08:41 PM   #2
dost1
Site Yöneticisi
 
dost1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 3.017
Tesekkür: 3.567
1.083 Mesajina 2.384 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 100000
dost1 is on a distinguished road
Standart

Kehf 89. Sümme etbea sebeba

Sonra bir sebebi daha izledi.

Kehf 90. Hatta iza belağa matliaş şemsi vecedeha tatlüu ala kavmil lem nec'al lehüm min duniha sitra

“Biz süre sonra, güneşin doğduğu yere varınca onu, güneşe karşı kendilerine bir siper
yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu.”

Kehf 91. Kezalik ve kad ehatna bima ledeyhi hubra

“İşte böyle! Biz onun yanında olan herşeyi bilgimizle kuşatmıştık.”

Kehf 92. Sümme etbea sebeba

Sonra yine bir sebebi izledi.

Kehf 93. Hatta iza belağa beynes seddeyni vecede min dunihima kavmel la yekadune yefkahune kavla
“Nihayet, iki set arasına ulaştı. Setler arasında öyle bir topluluk buldu ki neredeyse söz anlamıyorlardı.”

Kehf 94. Kalu ya zel karneyni inne ye'cuce ve me'cuce müfsidune fil erdı fe hel nec'alü leke harcen ala en tec'ale beynena ve beynehüm sedda “

“Dediler: "Ey Zülkarneyn! Ye'cuc ve Me'cuc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Onlarla bizim aramızda bir set yapman şartıyla sana vergi verelim mi?"

Kehf 95. Kale ma mekkennı fıhi rabbı hayrun fe eıynunı bi kuvvetin ec'al beyneküm ve beynehüm redma

Dedi: "Rabbimin beni içinde tuttuğu imkan ve güç daha üstündür. Siz bana bedensel gücünüzle destek verin de onlarla sizin aranıza çok muhkem bir engel çekeyim."

Kehf 96. Atuni züberal hadıd* hatta iza sava beynes sadafeyni kalenfühu* hatta iza cealehu naran kale atunı üfriğ aleyhi kıdra

"Bana demir kütleleri getirin!" İki ucu tam denkleştirince, "körükleyin" dedi. Onu ateş haline koyunca da "getirin bana, üzerine erimiş bakır/katran dökeyim" diye seslendi.

Kehf 97. Femestau ey yazheruhü ve mestetau lehu nakba

“Artık onu ne aşabildiler ne de delebildiler. “

Kehf 98. Kale haza rahmetüm mir rabbı* fe iza cae va'dü rabbı cealehu dekka'* ve kane va'dü rabbı hakka

“Dedi: "Bu, Rabbinizden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Ve Rabbimin vaadi haktır."

Kehf 99. Ve terakna ba'dahüm yevmeiziy yemucü fı ba'dıv ve nüfiha fis suri fe cema'nahüm cem'a

“O gün onları bırakmışızdır, birbirleri içinde dalgalanırlar. Sura da üflenmiştir. Hepsini biraraya toplamışızdır.”
devam edecek
dost1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22. February 2009, 08:42 PM   #3
dost1
Site Yöneticisi
 
dost1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 3.017
Tesekkür: 3.567
1.083 Mesajina 2.384 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 100000
dost1 is on a distinguished road
Standart

Acaba Zülkarneyn’e verilen sebeb nedir?

Kur’an ‘daki ayetlere bakalım.

Mü’min36. Ve kale fir'avnü ya hamanübni lı sarhal le allı eblüğul esbab

“Firavun dedi ki: "Ey Haman, sebeplere ulaşabilmem için bana yüksek bir kule yap!"

Mü’min 37. Esbabes semavati fe attalia ila ilahi müsa ve innı le ezunnühu kaziba* ve kezalike züyyine li fir'avne suü amelihı ve sudde anis sebıl* ve ma keydü fir'avne illa fı tebab

"Göklerin sebeplerine ulaşırsam, Musa'nın tanrısına da ulaşırım. Ben onun yalancı biri olduğunu düşünüyorum." Firavun'a, yaptığı işin kötülüğü bu şekilde süslü gösterildi de yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı hep kayıptadır.”

Esbab: göğe çıkmayı sağlayan şeyler.

Sad10. Em lehüm mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma feyerteku fil esbab

38/10 Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülk ve saltanatı onların mı? Eğer öyleyse sebepler içinde yükselsinler.

Esbab: göğe çıkmayı sağlayan şeyler.


Hac15. Men kane yezunnü el ley yensurahüllahü fid dünya vel ahırati felyemdüd bi sebebin iles semai sümmelyakta' felyenzur hel yüzhibenne keydühu ma yeğıyz

“Kim Allah'ın dünyada ve ahirette kendisine yardım etmeyeceğini sanıyorsa; bir sebeple göğe uzansın, sonra öteki ilişkilerini kessin de bakıversin: Oyunu, öfkelendiği şeyleri gerçekten giderecek mi?”

Sebeb: göğe çıkmayı sağlayan şey.

Bakara166. İz teberraellezınet tübiu minellezınettebeu ve raevül azabe ve tekattaat bihimül esbab

“O zaman, izlenenler, kendilerini izleyenlerden uzaklaşıp gitmişlerdir.Azabı gördüler artık,
aralarındaki bağlar parçalanıp koptu.”

Esbab:bağlar


Sebeb:Yukarıdan aşağı sarkan ip. Hurma ağacına çıkmaya yarayan ip.
İp çeşitlerindendir,sağlamdır uzundur. İddia edilir ki ip yukarıya çıkmak veya aşağı sarkmak için kullanılırsa, sebeb olur. Tacu’l Arus.

Kelimenin lügat manası esas alınırsa “sebeb” yukarı tırmanmaya yarayan ipi gösterir. Bu ya yüksekçe bir yerden sarkıtılan iptir. Ya da insanın beline bağladığı tırmanmaya yarayan halka şeklindeki iptir.

devam edecek
dost1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22. February 2009, 08:43 PM   #4
dost1
Site Yöneticisi
 
dost1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 3.017
Tesekkür: 3.567
1.083 Mesajina 2.384 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 100000
dost1 is on a distinguished road
Standart

Zülkarneyn’in Birinci seyahati

Kehf 85. Fe etbea sebeba
18/85 O da bir sebebi izledi.

Kehf 86. Hatta iza belağa mağribeş şemsi vecedeha tağrubü fı aynin hamietiv ve vecede ındeha kavma* kulna yazel karneyni imma en tüazzibe ve imma en tettehıze fıhim hunsa

“Nihayet, güneşin battığı yere varınca onu kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında bir de kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn, ya bunlara azap edersin ya da haklarında güzel bir tavrı esas alırsın."



Mağrip kelimesi kur’an’ da 6 yerde daha geçer

Bakara115. Ve lillahil meşriku vel mağribü fe eynema tüvellu fe semme vechüllah* innallahe vasiun alım
“Doğu da batı da yalnız Allah'ındır.O halde nereye dönerseniz orada Allah'ın yüzü vardır.Allah Vasi'dir, varlığı sürekli genişletip büyütür; Alim'dir, her şeyi en iyi biçimde bilir.”

Bakara142. Se yekulüs süfehaü minen nasi ma vellahüm an kıbletihimülletı nasi ma vellahüm an kıbletihimülletı kanu aleyha* kul lillahil meşriku vel mağrib* yehdı mey yeşaü ila sıratım müstekıym

“İnsanlar içinden bazı beyinsizler: "Onları, yönelmekte oldukları kıbleden ne çevirdi?" diyecekler.De ki: "Doğu da Allah'ın, batı da.O, dilediğini dosdoğru yola kılavuzlar."


Bakara177. Leysel birra en tüvellu vücuheküm kıbelel meşrikı vel mağribi ve lakinnel birra men amene billahi vel yevmil ahıri vel melaiketi vel kitabi ven nebiyyın* ve atel male ala hubbihı zevil kurba vel yetama vel mesakıne vebnes sebıli ves sailıne ve fir rikab* ve ekames salate ve atez zekah* vel mufune bi ahdihim iza ahedu* ves sabirıne fil be'sai ved darrai ve hıynel be's* ülaikellezıne sadeku* ve ülaike hümül müttekun

“Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne çevirmeniz zafer ve mutluluğa ermek değildir.Zafer ve mutluluğa ermek o kişinin hakkıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır; akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, namazı kılar, zekatı öder.Böyleleri söz verdiklerinde ahitlerine vefalıdırlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve şiddet zamanında da sabırlıdırlar.İşte bunlardır özüyle sözü bir olanlar.Ve işte bunlardır korunan takva sahipleri.”

Bakara258. E lem tera ilellezı hacce ibrahıme fı rabbihı en atahüllahül mülk* iz kale ibrahımü rabbiyellezı yuhyı ve yümıtü kel ene uhyı ve ümıt* kale ibrahımü fe innellahe ye'tı biş şemsi minel meşrikı fe'ti biha minel mağribi fe bühitellezı kefer* vallahü la yehdil kavmez zalimın

“Allah kendisine mülk ve saltanat verdiği için, Rabbi hakkında İbrahim'le çekişeni görmedin mi?İbrahim şöyle demişti: "Benim Rabbim odur ki, hayat verir ve öldürür." O da şöyle demişti: "Ben de hayat veririm, ben de öldürürüm." İbrahim, "Allah, güneşi doğudan getiriyor, hadi sen onu batıdan getir" deyince, küfre sapan o adam apışıp kalmıştı.Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.”

Şuara28. Kale rabbül mesrikı vel mağribi ve ma beynehüma* in küntüm ta'kılun

“Musa dedi: "Eğer aklınızı işletirseniz O, doğunun, batının ve bunlar arasındakilerin de Rabbidir."


Müzzemmil 9. Rabbulmeşrikı velmağribi la ilahe illa huve fettehızhu vekiylen.

“Doğunun ve batının Rabbidir O. Tanrı yoktur O'ndan başka.O'nu vekil et.”

“mağribeyn” ikil olarak da;

Rahman17. Rabbulmeşrikayni ve rabbulmağribeyni.
55/17 İki doğunun Rabbi de O'dur, iki batının Rabbi de.

“mağarib” çoğul olarak da;

Mearic40. Fela uksimu birabbilmeşarikı velmeğaribi inna likadirune.
70/40 İş, onların sandığı gibi değil! Doğuların ve batıların Rabbine andolsun ki, biz gerçekten gücü yetenleriz;

A’raf137. Ve evrasnel kavmellezıne kanu yüstad'afune meşarikal erdı ve meğaribehelletı barakna fıha* ve temmet kelimetü rabbikel husna ala benı israıle bima saberu* ve demmerna ma kane yesneu fir'avnü ve kavmühu ve ma kanu ya'rişun

“Ezilip itilmekte olan topluluğu da içine bereketler doldurduğumuz toprağın doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden hedefine vardı. Firavun ve toplumunun sanayi olarak meydana getirdiklerini de dikip yükselttikleri sarayları da yere geçirdik.”

ayetlerinde geçmektedir.

Bu ayetlerin hiçbirinde de mağrib güneşle birlikte kullanılmamıştır.Güneşin battığı yer denilmemiş batı denilmiştir.

Yüce Rabbimiz mağrib kelimesini batı manasında defalarca kullanmış.

Peki Mağribeşşems Güneşin battığı yer ile ne anlatılmak isteniliyor olabilir?

Mağrib köken olarak garube fiilinden türemiştir. Göçmek manası da vardır.

Güneşin göçtüğü yer de denilebilir.


Yasin38. Veş şemsü tecrı li müstekarril leha* zalike katdiyrul aziyzil aliym

“Güneş kendine özgü bir durak noktasına/bir durma zamanına doğru akıp gidiyor.Aziz,Alim olanın takdiridir bu.

Bu ayet “Güneşin battığı yer/ Güneşin göçtüğü yer ile ilgili ip uçlarını vermektedir.

Kehf 87. Kale emma men zaleme fe sevfe nüazzibühu sümme yüraddü ila rabbihı fe yüazzibühu azaben nükra

“Dedi: "Zulmedene azap edeceğiz; sonra Rabbine döndürülecek, O da onu görülmedik bir azaba çeker."

Kehf 88. Ve emma men amene ve amile salihan fe lehu cezaenil husna* ve senekulü lehu min emrina yüsra

"İman edip hayra ve barışa yönelik iş yapana gelince, onun için ödül olarak en güzeli var. Ve ona, buyruğumuzdan, kolay olanı söyleyeceğiz."


devam edecek
dost1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22. February 2009, 08:45 PM   #5
dost1
Site Yöneticisi
 
dost1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 3.017
Tesekkür: 3.567
1.083 Mesajina 2.384 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 100000
dost1 is on a distinguished road
Standart

Zülkarneyn’in İkinci seyahati

Kehf 89. Sümme etbea sebeba

“Sonra bir sebebi daha izledi.”

Kehf 90. Hatta iza belağa matliaş şemsi vecedeha tatlüu ala kavmil lem nec'al lehüm min duniha sitra

“Biz süre sonra, güneşin doğduğu yere varınca onu, güneşe karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu.”

Kehf 91. Kezalik ve kad ehatna bima ledeyhi hubra

“İşte böyle! Biz onun yanında olan herşeyi bilgimizle kuşatmıştık.”

matliaş şemsi: Güneşin doğduğu yer.
Bunun da sadece doğuyu söylediği düşünülemez.

Kur’an’daki ayetlere bakalım.

maşrık: Doğu kelimesi tekil olarak 6 yerde geçer.

Bakara115. Ve lillahil meşriku vel mağribü fe eynema tüvellu fe semme vechüllah* innallahe vasiun alım
“Doğu da batı da yalnız Allah'ındır.O halde nereye dönerseniz orada Allah'ın yüzü vardır.Allah Vasi'dir, varlığı sürekli genişletip büyütür; Alim'dir, her şeyi en iyi biçimde bilir.”

Bakara142. Se yekulüs süfehaü minen nasi ma vellahüm an kıbletihimülletı nasi ma vellahüm an kıbletihimülletı kanu aleyha* kul lillahil meşriku vel mağrib* yehdı mey yeşaü ila sıratım müstekıym

“İnsanlar içinden bazı beyinsizler: "Onları, yönelmekte oldukları kıbleden ne çevirdi?" diyecekler.De ki: "Doğu da Allah'ın, batı da.O, dilediğini dosdoğru yola kılavuzlar."

Bakara177. Leysel birra en tüvellu vücuheküm kıbelel meşrikı vel mağribi ve lakinnel birra men amene billahi vel yevmil ahıri vel melaiketi vel kitabi ven nebiyyın* ve atel male ala hubbihı zevil kurba vel yetama vel mesakıne vebnes sebıli ves sailıne ve fir rikab* ve ekames salate ve atez zekah* vel mufune bi ahdihim iza ahedu* ves sabirıne fil be'sai ved darrai ve hıynel be's* ülaikellezıne sadeku* ve ülaike hümül müttekun

“Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne çevirmeniz zafer ve mutluluğa ermek değildir.Zafer ve mutluluğa ermek o kişinin hakkıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır; akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, namazı kılar, zekatı öder.Böyleleri söz verdiklerinde ahitlerine vefalıdırlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve şiddet zamanında da sabırlıdırlar.İşte bunlardır özüyle sözü bir olanlar.Ve işte bunlardır korunan takva sahipleri.”

Bakara258. E lem tera ilellezı hacce ibrahıme fı rabbihı en atahüllahül mülk* iz kale ibrahımü rabbiyellezı yuhyı ve yümıtü kel ene uhyı ve ümıt* kale ibrahımü fe innellahe ye'tı biş şemsi minel meşrikı fe'ti biha minel mağribi fe bühitellezı kefer* vallahü la yehdil kavmez zalimın

“Allah kendisine mülk ve saltanat verdiği için, Rabbi hakkında İbrahim'le çekişeni görmedin mi?İbrahim şöyle demişti: "Benim Rabbim odur ki, hayat verir ve öldürür." O da şöyle demişti: "Ben de hayat veririm, ben de öldürürüm." İbrahim, "Allah, güneşi doğudan getiriyor, hadi sen onu batıdan getir" deyince, küfre sapan o adam apışıp kalmıştı.Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.”

Şuara28. Kale rabbül mesrikı vel mağribi ve ma beynehüma* in küntüm ta'kılun

“Musa dedi: "Eğer aklınızı işletirseniz O, doğunun, batının ve bunlar arasındakilerin de Rabbidir."


Müzzemmil 9. Rabbulmeşrikı velmağribi la ilahe illa huve fettehızhu vekiylen.

“Doğunun ve batının Rabbidir O. Tanrı yoktur O'ndan başka.O'nu vekil et.”

Maşrıkayn ikili olarak iki ayette geçer.

Rahman17. Rabbulmeşrikayni ve rabbulmağribeyni.

“İki doğunun Rabbi de O'dur, iki batının Rabbi de.”

Zuhruf 38. Hatta iza caena kale ya leyte beynı ve beyneke bu'del meşrikayni fe bi'sel karın

“Sonunda bize geldiğinde, şeytan yoldaşına şöyle der: "Keşke aramızda iki doğru arası kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü yoldaşmışsın sen!"

Maşarık çoğul olarak da

Mearic40. Fela uksimu birabbilmeşarikı velmeğaribi inna likadirune.

“İş, onların sandığı gibi değil! Doğuların ve batıların Rabbine andolsun ki, biz gerçekten gücü yetenleriz;”

A’raf137. Ve evrasnel kavmellezıne kanu yüstad'afune meşarikal erdı ve meğaribehelletı barakna fıha* ve temmet kelimetü rabbikel husna ala benı israıle bima saberu* ve demmerna ma kane yesneu fir'avnü ve kavmühu ve ma kanu ya'rişun

“Ezilip itilmekte olan topluluğu da içine bereketler doldurduğumuz toprağın doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden hedefine vardı. Firavun ve toplumunun sanayi olarak meydana getirdiklerini de dikip yükselttikleri sarayları da yere geçirdik.”

Saffat 5. Rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehüma ve rabbül meşarık.

“Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir O; doğuların da Rabbidir O.”

Ayete yeniden bakalım.

Kehf 90. Hatta iza belağa matliaş şemsi vecedeha tatlüu ala kavmil lem nec'al lehüm min duniha sitra

“Biz süre sonra, güneşin doğduğu yere varınca onu, güneşe karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu.”



Demek ki Zulkarneyn ile karşılaştığı kavmin Güneşle arasında bir örtü yok.
dost1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22. February 2009, 08:46 PM   #6
dost1
Site Yöneticisi
 
dost1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 3.017
Tesekkür: 3.567
1.083 Mesajina 2.384 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 100000
dost1 is on a distinguished road
Standart

Güneşle aramızdaki örtü nedir?

Kur’an’dan bakalım

Furkan 47. Ve hüvellezı ceale lekümül leyle libasev ven nevme sübatev ve cealen nehar nüşura

“O'dur sizin için geceyi elbise, uykuyu dinlence yapan. Gündüzü, dağılıp yayılma zamanı yapan da O'dur.”

Nebe10. Ve ce'alnelleyle libasen.

“Geceyi bir giysi yaptık.”

Buradan çıkan sonuç nedir?

Zülkarneynin karşılaştığı kavmin gecesi yoktur.

Gecesi olmayan yer var mıdır?

Zülkarneyn’in Üçüncü Seyahati

Kehf 92. Sümme etbea sebeba

“Sonra yine bir sebebi izledi.”

Kehf 93. Hatta iza belağa beynes seddeyni vecede min dunihima kavmel la yekadune yefkahune kavla
“Nihayet, iki set arasına ulaştı. Setler arasında öyle bir topluluk buldu ki neredeyse söz anlamıyorlardı.”

Kehf 94. Kalu ya zel karneyni inne ye'cuce ve me'cuce müfsidune fil erdı fe hel nec'alü leke harcen ala en tec'ale beynena ve beynehüm sedda

“Dediler: "Ey Zülkarneyn! Ye'cuc ve Me'cuc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Onlarla bizim aramızda bir set yapman şartıyla sana vergi verelim mi?"

Kehf 95. Kale ma mekkennı fıhi rabbı hayrun fe eıynunı bi kuvvetin ec'al beyneküm ve beynehüm redma

“Dedi: "Rabbimin beni içinde tuttuğu imkan ve güç daha üstündür. Siz bana bedensel gücünüzle destek verin de onlarla sizin aranıza çok muhkem bir engel çekeyim."


Kehf 96. Atuni züberal hadıd* hatta iza sava beynes sadafeyni kalenfühu* hatta iza cealehu naran kale atunı üfriğ aleyhi kıdra

"Bana demir kütleleri getirin!" İki ucu tam denkleştirince, "körükleyin" dedi. Onu ateş haline koyunca da "getirin bana, üzerine erimiş bakır/katran dökeyim" diye seslendi.”

Kehf 97. Femestau ey yazheruhü ve mestetau lehu nakba

“Artık onu ne aşabildiler ne de delebildiler.”

Kehf 98. Kale haza rahmetüm mir rabbı* fe iza cae va'dü rabbı cealehu dekka'* ve kane va'dü rabbı hakka

“Dedi: "Bu, Rabbinizden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Ve Rabbimin vaadi haktır."

Kehf 99. Ve terakna ba'dahüm yevmeiziy yemucü fı ba'dıv ve nüfiha fis suri fe cema'nahüm cem'a

“O gün onları bırakmışızdır, birbirleri içinde dalgalanırlar. Sura da üflenmiştir. Hepsini biraraya toplamışızdır.”
dost1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22. February 2009, 08:47 PM   #7
dost1
Site Yöneticisi
 
dost1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 3.017
Tesekkür: 3.567
1.083 Mesajina 2.384 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 100000
dost1 is on a distinguished road
Standart

Şimdi de sedd kelimesinin tahlilini yapalım.

Sedd : deliği tıkamak, yarığı kapamak, ıslah etmek, sağlam yapmak,
Sedede fiilinden türemiş bir isim. Dağ,engel,baraj,gölge, siyah bulut… anlamlarında.
Tekil olarak Yasin 9 da 2 defa ,Kehf 94 de 1 defa geçiyor.
İkil olarak kehf 93 de 1 defa geçiyor.
Geçtiği yerlerde okuma ayrılıkları var. Sedd diye okuyanlar da var. Südd diye okuyanlar da var.
Yasin 9 dda sedd ve südd diye de okunuyor. Sedd diye okuyan sadece Hafs’dır.
Kehf 93 de seddeyn diye de süddeyn diye de okunuyor.
Kehf 94 de sedd diye de südd diye de okunuyor.

Sedd diye okunduğunda anlamı; insan yapısı engel, iki şeyin arasını ayıran engel,gözle görülebilen engel olur.
Südd diye okunduğunda anlamı doğal olan engel , gözle görülemeyen engel, gözü karartan engel olur.

Dünyadaki sedlere bakalım.

Derbent Seddi: Kafkasya’da Dağıstan bölgesinde Tiflis’in doğusunda Derbent kenti yakınında. Türkler demir kapı, Araplar Babül ebvab demişlerdir.

Daryal Seddi:Kafkas Dağlarında bulunan en büyük geçit olarak tarif edile Daryal Geçidinde. Kazbek dağının doğusunda Terek nehrinin doğduğu yerin yakınında.

Çin Seddi: Herkesce biliniyor.

Kur’an ayetlerinde belirtilen sedd e bakıldığında ise;

Bu güne kadar Zülkarneyn Seddinin Kurandaki vasıflarını taşıyan bir sedd bulunmamıştır, yoktur.

Kehf 96. Atuni züberal hadıd* hatta iza sava beynes sadafeyni kalenfühu* hatta iza cealehu naran kale atunı üfriğ aleyhi kıdra

"Bana demir kütleleri getirin!" İki ucu tam denkleştirince, "körükleyin" dedi. Onu ateş haline koyunca da "getirin bana, üzerine erimiş bakır/katran dökeyim" diye seslendi.”


Dünya’da aşılamayan ve delinemeyen sedd kalmamıştır.

Kehf 97. Femestau ey yazheruhü ve mestetau lehu nakba

“Artık onu ne aşabildiler ne de delebildiler.”

Enbiya 96 ve 97 ayetleri bu seddin kıyamet yaklaştığında gerçekleşeceğini bildirmektedir.

Enbiya 96. Hatta iza fütihat ye'cucü ve me'cucü ve hüm min külli hadebiy yensilun

“Ye'cuc ve Me'cuc'ün önü açıldığı zaman onlar, her tepeden akın ederler.”

Enbiya 97. Vakterabel va'dül hakku fe iza hiye şahısatün ebsarullezıne keferu ya veylena kad künna fı ğafletim min haza bel künna zalimın

“Hak olan vaat yaklaşmıştır. İnkar edenlerin gözleri birden donup kalmıştır. "Vay başımıza! Biz bundan gafil bulunuyorduk. Hayır, biz zalimlerdik." derler. “
dost1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22. February 2009, 08:49 PM   #8
dost1
Site Yöneticisi
 
dost1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 3.017
Tesekkür: 3.567
1.083 Mesajina 2.384 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 100000
dost1 is on a distinguished road
Standart

Kehf 98. Kale haza rahmetüm mir rabbı* fe iza cae va'dü rabbı cealehu dekka'* ve kane va'dü rabbı hakka

“Dedi: "Bu, Rabbinizden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Ve Rabbimin vaadi haktır."

Şimdi de dekke kelimesini tahlil edelim.

Dekke: ufaltmak,yok etmek, yerle bir etmek, zayıflatmak, üstünü düzlemek, devenin hörgücünün yok olması anlamında da kullanılır.

Dekke Kuranda 7 defa geçmektedir.

A’raf 143. Ve lemma cae musa li mıkatina ve kelemehu rabbühu kale rabbi erinı enzir ileyk* kale len teranı ve lakininzur ilel cebeli fe inistekarra mekanehu fe sevfe teranı* felemma tecella rabbühu lil cebeli cealehu dekkev ve harra musa saıka* felemma efaka kale sübhaneke tübtü ileyke ve ene evvelül mü'minın

“Musa, bizimle sözleştiği yere gelip Rabbi de kendisiyle konuşunca şöyle konuştu: "Rabbim, göster bana kendini, göreyim seni." Dedi: "Asla göremezsin beni. Ama şu dağa bak. Eğer o yerinde durabilirse, sen de beni görebileceksin." Rabbi dağa tecelli edince onu parça parça etti. Ve Musa baygın vaziyette yere yığıldı. Kendine gelince şöyle yakardı: "Tespih ederim o yüce varlığını, tövbe edip sana yöneldim. İman edenlerin ilkiyim ben."

Hakka 14. Ve humiletil'ardu velcibalu fedukketa dekketen vahıdeten.

“Yer ve dağlar yükletilip birbirine bir çarpılışla parça parça edildiğinde, “

Fecr 21. Kella iza dükketil'ardu dekken dekken.

“İş, böyle gitmeyecektir! Yer birbirine çarpılıp dümdüz hale getirildiğinde,”

Kehf 98. Kale haza rahmetüm mir rabbı* fe iza cae va'dü rabbı cealehu dekka' ve kane va'dü rabbı hakka

“Dedi: "Bu, Rabbinizden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Ve Rabbimin vaadi haktır."


Kehf 99. Ve terakna ba'dahüm yevmeiziy yemucü fı ba'dıv ve nüfiha fis suri fe cema'nahüm cem'a

“O gün onları bırakmışızdır, birbirleri içinde dalgalanırlar. Sura da üflenmiştir. Hepsini biraraya toplamışızdır.”

Değerli Kardeşlerim!

Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’ın bu konudaki ayetleri bunlar.
Biz tefsirlerde sözedilen hiçbir rivayete değinmeden ve bağlı kalmadan tebyin işlemi yaptık. Yani Kur’an’da olanları ortaya koyduk.


Kusursuzluk sadece Allah’a mahsusdur.
Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.
Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah’a emanet olunuz.
dost1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
karneyn, mecüc, sebeb, yecüc, zul


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:55 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam