hanifler.com Kuran odaklı dindarlık  

Go Back   hanifler.com Kuran odaklı dindarlık > TEMİZLİK VE İBADET > İbadet > Oruç

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 2. December 2013, 08:46 AM   #121
Hasan Akçay
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 798
Tesekkür: 0
147 Mesajina 214 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 20
Hasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud of
Standart

Hasan Akçay ve onun gibi düsünenlere göre Ramazan ayi "21 Temmuzdan sonraki dolunaydan, kaybolmasina kadar geçecek zaman" imis.

Güzel kardesim, hadi "21 Haziran"i yanlislikla 21 Temmuz yaptiniz; önemli degil, hepimiz yaniliriz da "21 Hazirandan sonraki dolunaydan, kaybolmasina kadar geçen zaman" ne demek? Özür dilerim, ne oldugunu gerçekten bilmiyorum.

Ne oldugunu bile bilmedigim bir seyi söyler miyim? Yok öyle bir sey. Söylemedim. Lütfen!

Konu Hasan Akçay tarafından (2. December 2013 Saat 08:49 AM ) değiştirilmiştir.
Hasan Akçay isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 2. December 2013, 10:14 AM   #122
galipyetkin
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Mesajlar: 1.443
Tesekkür: 104
566 Mesajina 948 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 20
galipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud of
Standart

Sabahın mahmurluğu insana "Haziran"ı "Temmuz" da yaptırabiliyor; tıpkı sizin "Yetkin" soyadımı "Tekin" olarak yazmanız gibi. Dikkatsizlik işte!.

Sayın Hasan Bey.
Yalnış yapabiliriz. İkazınızla düzeltiriz. Özür dilemek de şiarımızdır; yeter ki siz üzülmeyin....

Saygı ve hürmetlerimle....
Galip Yetkin.
galipyetkin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 2. December 2013, 01:03 PM   #123
Hasan Akçay
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 798
Tesekkür: 0
147 Mesajina 214 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 20
Hasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud of
Standart

Haklisiniz; hepimiz yanilabiliriz. Verdiginiz nazik karsilik için tesekkür ederim.

Bu arada "ma'dûdât"la ilgili su söylediginizi de düzeltmek zorundayim, özür dilerim: "eyyamen medudat"... ki bu ifadenin de bir veya iki elin parmakları sayısı kadar olduğu ifadesi ise...

Yanlis: bir veya iki elin parmaklari
Dogru: el parmaklari.

Insan bir veya iki ele degil iki ele sahiptir. Yani?

En iyisi,
bu konudaki iletimi
alintilayayim:

Ma'dûdât el parmaklariyla sayilabilen demek.
Kaynak: Dr Ayman. Onun da kaynagi Arapçanin kadim sözlükleri, örnegin El-Vâsit:

Arapçanin kadim sözlükleri,
örnegin El-Vâsit,
"ma'dûtât"i el parmaklariyla sayilabilen diye tarif ederler: مَعْدُودٌ عَلَى رُؤُوسِ الأَصَابِعِ.

Her ne kadar parmaklarla 1 000'e kadar bile sayilabilirse de akla ilk gelen sayi o degildir.

Eger El-Vâsit
el ve ayak parmaklari deseydi akla gelen sayi 20 olurdu;
üc insanin el parmaklari deseydi 30 olurdu.

Eger insanlar bir ön yargiya saplanip kalmadilarsa
"el parmaklari ile sayilabilen"den cikaracaklari anlam
10'dur.


*

"Savm"in 10 gün oldugu Bakara 196'da açik ve net olarak belirtiliyor. 3'ü hacda 7'si hacdan dönünce, toplam 10 gün.

Bi de su önemli.
Bu 10 sayisini
Kur'ân çokça kullaniyor.

Örnegin:

Kocası ölen hanim dört ay 10 gün bekler (2:234).
Musa’ya vaat ettigimiz otuz geceye 10 gün ekledik (7:142).
Andolsun o 10 geceye (89:2).

Bu "10 gün"ün ya da "10 gece"nin yaygin bir zaman ölçüsü oldugu belli. Çünkü o dönemde vakti bildiren radyolar yok, televizyon yok, gazeteler yok, duvar takvimleri yok. Oysa gökteki ay herkesin gözlerinin önünde.

Vakti gökteki aydan ögrenmek son derece kolay.

Ay dolunaydan itibaren küçüle küçüle güney yarikürede D seklini alir (kuzey yarikürede ters D). Ve bu D ertesi aksam karnini içeri çekmistir, hilal olarak görünür. 10 gün. Yani dolunaydan bu ilk hilale geçis 10 gün alir.

O ----- 10 gün ----- D -- 4 gün -- )

Ve o an
basini kaldirip gök yüzüne bakan herkes bilir ki
el parmaklariyla sayilabilen günler (eyyâmen ma'dûdât)
sona ermistir.


*

Lisanul Arap Arapçanin kadim sözlüklerinden biri. Orda belirtiliyor ki sehr, "gökteki ayin göze çarpan VE nerdeyse TAM DOLU evresidir". Kisacasi sehr (شهر) = dolunay.

(شهر (لسان العرب:
والشَّهْرُ القَمَر، سمي بذلك لشُهرته وظُهوره، وقيل: إِذا ظهر وقارَب الكمال
.

Konu Hasan Akçay tarafından (6. December 2013 Saat 11:22 PM ) değiştirilmiştir.
Hasan Akçay isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 3. December 2013, 09:30 PM   #124
galipyetkin
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Mesajlar: 1.443
Tesekkür: 104
566 Mesajina 948 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 20
galipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud of
Standart

Oruç/Savm hakkında dün biraz açıkılamalarda bulunmuştum. Oradan devam edeyim.

1- O yazımda da belirttim. Ramazan, ayet inzal olurken takvim denilen çizelge Arap toplumunda kullanılmadığından, ay adı olamaz. Ayette verilen tanıma göre bu ifade bir bunalımı anlatmaktadır. İyi de bu bunalım ne?

2-Şehr ifadesi burada meşhur, öne çıkmış, ön sırada, herkesi ilgilendiren zaman araliği anlamına geliyor.

3- Kitap ın bize sunduğu ekonomik, sosyal ve dini yaşantıyı anlatan bu iki anlamı birleştiremez isek, Oruç-Savm diye nitelendirdiğimiz olguyu anlayamayız ve saparız.

Bu nedenle Kıssaların anası/Yaratılış Kıssası/Adem in ikinci kısmına dikkat etmek gerekir. Burada yeryüzü cenneti Allah tan size doğuştan verilmiş yetilerinizle, aklınızla, Peygamberlerin getirdiği vahiylerle (artık benden size bir yol gösterici geldiğinde kim O na uyarsa, onun için korku ve hüzün olmayacaktır.) kendi kendinize, kendi cennetinizi kurmalısınız denmektedir. Ve orada doğuştan gelen hasletlerinize/fıtratınıza/Allah ın verdiği bilgilere yani dine uyarsanız NE ACIKIRSINIZ; NE ÇIPLAK KALIRSINIZ; orada NE SUSARSINIZ, NE DE GÜNEŞİN SICAĞINDA KALIRSINIZ. Yani orada aç ve açıkta kalınmaz, yeme-içme -giyinme-barınma gibi maddi ihtiyaçlarınızı karşılar, manevi ihtiyaçlarınızı da tatmin edersiniz; yeter ki bitmez tükenmez ihtiraslarınızı gemleyin ki aranızda -hırrr- çıkmasın. Güneşin sıcağında yanmak, barınmak, saldırı tehdidi ve güven sorununuz kalmaz. Orada her türlü olanak vardır. Orada yeni şeyler yaratabilir, icat da edebilirsiniz ve de paylaşabilirsiniz. Başkalarınınkine göz dikip almayın, çalmayın. İşte bu temel ihtiyaçların karşılandiği, fazlası paylaşılıp bölüşüldüğü, yağmanın, biriktirmenin olmadığı, hep birlikte(kollektif) kalkınılınan yer, bizim yeryüzü cennetimiz oluyor. Allah dünyamızın cennetinin ahıretteki cennetin aynısı olmasını istiyor.
Bu başlıktaki yazının 4. sahifesinde, ikinci sırada, şurada: http://www.hanifler.com/showthread.php?t=1736&page=4 de, Sayın -hiiic-in bu konuda çok önemli bir yazısı var. Lütfen okur musunuz?

Şimdi de Bakara-58 ve Bakara-61. ayetlere bakalım. Burada iki ayrı vasıf taşıyan iki ayrı yerleşim yeri tarif edilip, burada yaşanılan ekonomik ve sosyal yönleri gösterilmiştir.

58. ayette Kariye den bahsedilir. Sözlükler köy diye çeviriyorlar. Yalnıştır. Medine Şehri denmez, Medine Kariyesi denir. Sebebi de her yönüyle eşitlikçi, ekonomik ve sosyal yönden kollektif bir yaşam, yani köy yaşantısı gibi imece yaşanır.

Bakara-58:-Hani şunu demiştik onlara: Şu Karyeye girin ve orada DİLEDİĞİNİZ ŞEKİLDE YİYİN... Kapısından da SECDE ederek girin ve mağfiret dileyin. Ki hatalarınızı mağfiret edelim. Kendisine bağışlananları başkalarıyla KARŞILIKSIZ PAYLAŞANLARA daha da artıracağız.


61. ayette, dikkat edin imece, kollektivist bir yaşam yok. Sebze- zerzevat-bakliyat çeşitliliği, bolluğu, kapitale ve ticarete, sömürüye dayalı, basit dünya hayatını, kişisel ihtirasları öne alan bireyci bir yaşantıyı, rekâbeti, aç gözlülüğü, kapitalizmi, ahreti değil, arz tutkusunu/bencilliği, ŞEHR i, şöhreti, torpille birinci olmayı öne çıkarmayı, bireysel başarıyı anlatır.

Bakara-61:-Ne demiştiniz Musa ya...Biz tek gıda ile yetinmeyiz ; bizim için Rabbine dua et de bize ARZ da yetişenlerden(Ahrete sevk edicilerden değil,aşağılık dünya hayatı ve alçak hayatı yaşatanlardan) , baklasından, hıyarından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından versin!. Musa sordu: Size verilmiş hayırlı ve üstün olanını, adi, değersiz şeylerle mi değiştirmek istiyorsunuz? ŞEHRE inin o zaman, istediğinize kavuşursunuz. Bundan sonra üzerlerine zillet ve meskenet vuruldu. Allah tan gadaba uğradılar. Çünkü Allah ın nefislerindeki işaretlerini örtüp, inkar edip; Hakk ın muradına karşı nebileri öldürüyorlardı. Kendilerinden açığa çıkan isyan sonucu, sınır tanımadan, çok ileri gittiler.

Bu gün 29 gün müddetle aç kalıyormuşuz gibi yapıp, başkalarını dine aykırılık arz eden bir şekilde buna teşvikle kendimiz azgınca beslendiğimiz, İslam prensiplerine aykırı olarak bir öğünün bağışlama amaç olarak gösterilerek dindar görünmeye çalışanların çabalarıyla sömürü amacı halini almiş Oruç/Savm ın bu şekli, Ragıp İsfahani denilen bir sömürücünün/kapitalistin/hırsızın Müfredat isimli eserindendir, ve savmın tanımı çarpıtalarak verilmiştir. Bizim Of li hocadan daha derin hoca olduğundan demiş ki: Savm, yemeyi, içmeyi, konuşmayı ve cinsel ilişkiyi, yani yaşamayı bırakmaktır. Demiş de yaptığı tanıma herkes balıklama atlamış.

Atlamış da niye atlamış?......

Bir tarafta Allah ın Aç, açıkta kalmazsınız vaadi, bunun karşısında Kitabı elle yazan İsfehani nin Müfredatı.

Zavallılık bundan sonra başlıyor....
Allah ı boşver!...
İsfahani tutulmaz!...

Savm kelimesine bakalım. Bu, mânâ olarak bizim lisanımızda-Türkçemizde de var: SAVMAK.

Savm Musa Peygamberin ekonomik ve sosyal kollektif hayatın, dış mihraklar tarafından tacizini önlemek için kurulmuş -beyt sistemi- olup, kapitalizmi/sömürü ve sömürücüleri savma amaçlı, birlik ve beraberlik içinde ekonomik ve sosyal kollektif yaşayarak savunmaya yarayan ekonomik, sosyal, siyasal ve dini tedbirlerdir. Geri durmak değil, bilakis saldırgan kapitalizmi alt etmeye dayalı dinamizmdir.

Bu dinamizm, 29 günlük aç kalma ile yapılan bir eylem değil, şahit olunduğu anda -Kim şahit olursa- derhal bireysel ve toplumsal olarak sömürülmeye karşı savaştır ve Hadid-25 de, Nisa-71 de, Enfal-60 da bu yönde talimat verir.

İşte Ramazan bu periyottur ve bu süreçte başarıya ulaşabilmek için gösterilen vahyi tutum-tavır, Es Siyam dır; Tedrib, yani tedbir almak, karşı koymak/savmak.

Ramazan, bir müminin, Allah ın gösterdiği ilkelerle, gerek kendisinin ve ailesinin ve gerekse de yoldaşlarının sömürülmesine karşı koymak için çektiği zorluk ve sergilediği meşekkattir, sıkıntıdır, zorluklardır. Bu sıkıntılara dayanabileceği kadar, ara vermeden dayanacak ve nihayet kendi gecesine yani dayanamayacak hal almasına kadar karşı koyacaktır. Dayanamayacak durumda ise artık bu durum o kişinin gecesidir ve oruç bozulmalıdır, savaşa kendi yönünden ara vermelidir ki kuvvet kazanılıp devam edebilsin ve Allah ın lutfuna erişsin. Görülüyor ki orucu açmanın zamanının belirleyici unsuru dayanabilenecek en son noktadır. Kıtal halinde ise mükâfatı Allah ındadır.

Mücadele şekli de -aman ben yemeyeyim de sen ye- değil:
SABIR İLEdir= şiddetle karşı koyarak olayın üstüne gitmektir,
ŞÜKR İLEdir= mihnet duymak, pısırıklık değil, tam karşılığını vermektir ve
TAAT İLEdir= Allah ın emirlerine,(İsfahani nin değil) uymaktır.

Devam edeceğimi zannederim. Etmesem de meramımı anlattım.
Saygılarımla.
Galip Yetkin.

Konu galipyetkin tarafından (11. July 2020 Saat 09:56 PM ) değiştirilmiştir.
galipyetkin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 5. December 2013, 06:32 PM   #125
galipyetkin
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Mesajlar: 1.443
Tesekkür: 104
566 Mesajina 948 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 20
galipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud of
Standart

Şimdi de Bakara-184. ayette geçen " fidye" konusuna değinilmeli. Evvelki mak'alelerimden birinde, şurada:

http://www.hanifler.com/showthread.php?t=2603

fidye konusuna değinmiştim. Oradaki "fidye" kavramı, "ekonomik" bir kavramdı. Lütfen okuyunuz; ki yazacağım "sosyal fidye" kavramıyla farkını fark edelim.

Biliyoruz ki Müslümanlar arasındaki ekonomik eşitlik "mizanda vezin" prensibine göre sağlanır. Kabaca anlatımı şudur: Terazinin kefelerinden birine bir Müslümanın o andaki olması gereken ağırlığını= ekonomik gücünü belirleyen bir ağırlık taşı/birimi koyarsınız ve ona göre eşitliği kurar; o ağırlıktaki ölçüye/birime göre belirlenecek değeri İslam'ın hüküm sürdüğü yerlerdeki bütün Müslümanlara sağlar, bütün Müslümanların aynı ekonomik ve sosyal imkanları elde etmesini sağlarsınız.
Diğer bir anlatımla, Bütün Müslümanları, altlarından boru ile birbirlerine bağlı birer su bidonu gibi tahayyül edin. Bidonlardan birinden biraz su aldığınızda su seviyesi , yalnızca su alınan bidonda değil, bütün bidonlarda birden eşit olarak eksilir. Eğer su katarsanız her bidon aynı eşit seviyede yükselir. İşte "mizanda vezin" denilen ekonomik eşitlik bu.

Şimdi yazacaklarım ise " sosyal eşitlik". Onu da kabaca şöyle tarif edeyim. Bakara-184. ayette, düşmana karşı savaşta namüsait şartlar içinde bulunsan bile bulunduğun şeraiti/ekonomik ve sosyal durumu düşünmeden korunmak ve düşmanı püskürtmek/alt etmek için derhal karşı koyacaksın, atılacaksın. Şartlar namüsait olsa bile..... Mükafatı Allah katında. Durumu(mesela karşı koyma olanakları) namüsait olan bu kişinin, durumu daha iyi olanlarla aynı seviyeye gelmesi için durumu fazlalıklı Müslüman kişilerden alacağı doğmakta, mücadeleye katılan diğer fazlalıklı kişiler de, eşitlenmek için o fazlalığı durumu müsait olmayan kişiye fazlalığı derhal vermek/bölüşmek mecburiyetindedir. İşte bu fazlalık, fazlalıklı kişide diğerleri aleyhinde haksız bir artı olup bu artıdan eksiklikleri olanın bir alacağı doğmaktadır. Ayette anlatılan "fidye" budur. Yani:
Müslümanın diğer Müslümana tehlikede, her anında, her alanında eşitleninceye kadar YARDIM MÜKELLEFİYETİ.

Savaş filmlerinde gördünüz , cephenin çöken tarafına diğer birliklerden veya aynı birliğin diğer bölümlerinde can/asker, silah, cephane takviyesi yapılır. Onun gibi; hayatın her safhasında olduğu/olması gibi.

Maalesef, kollektivist bir ekonomik ve sosyal yapı ve bu yapıya uygun bir düşünce sistemi getiren İslam felsefesini, kapitalist zihniyette olduğumuzdan/olaya kapitalist ölçülerden baktığımızdan kavrayamıyor ve diyoruz ki: Adam hem oruç tutacak bir de kendisine vazife olarak verilmiş orucu tuttuğu için/vazifesini yaptığı için bir de fidye/para verecek, olmaz böyle şey" diyerek kendi mantığı içerisinde bir çözüm getirerek maalesef ayeti tahrif edecek, hem kendi hem de kendisini takip edenler hataya düşecek.

Kapitalist sistem: İşçisin sen işçi kal.
Kollektivist sistem: Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için.
Devam edeceğim.

Saygılarımla.
Galip Yetkin.

Konu galipyetkin tarafından (18. September 2018 Saat 08:20 AM ) değiştirilmiştir.
galipyetkin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 5. December 2013, 10:41 PM   #126
galipyetkin
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Mesajlar: 1.443
Tesekkür: 104
566 Mesajina 948 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 20
galipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud of
Standart

FİDYE'nin yerine Adak linkini vermişim. Özür dilerim. Düzelttim.

galip Yetkin
galipyetkin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 7. December 2013, 02:01 AM   #127
galipyetkin
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Mesajlar: 1.443
Tesekkür: 104
566 Mesajina 948 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 20
galipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud of
Standart

Savm ve siyam.

Kendisine ve toplumuna yönelen gerek iç-gerek dış emperyalist düşman güçlere karşı bu güçleri gerek ilmi gerek fiili BİREYSEL fiille alt etme eylemi: Savma.......
Ve ilmi ve fiili yönden Müslümanların iç ve dış düşman güçlere karşı yapması gerekli TOPLUMSAL fiil ve ilimle karşı koyarak alt etme eylemi: Siyam....

"Savma" eyleminin başarılı olabilmesi için yani Müslümanlığın yaşatılabilmesi için Bakara-183. ayet "Siyam"ı açıklamış: "kendinizle kötülükler arasına eskilerden beri yapıldığı gibi engeller koyarak, Takva sahibi olmak."

Demek ki biz, bize yönelmiş, bizi sömüren emperyalist güçlerin şerrine her zaman muhatabız ama yönelmiş kötülüklerin her türlüsünü kendimizden uzak tutacağız, caydırıcı olmalıyız, sıcak temasta ise kazanacağız. Bunu yapabilmek ancak "ayırt" edebilme, ve önlemini alabilme yeteneği, Takva ile olur; çünkü düşman sinsi. Bunu elde edebilmek için de bir eğitimden , "siyam"dan geçmek gerekiyor. Bu eğitim de "Kitap"taki kollektivizmi layıkıyla öğrenerek olur. Dolayısı ile kişi kendisini, hayatın belirli bölümlerinde "sayılı günlerde"/demek ki ömür boyu(ömür de sayılı günlerdir) eğitim ve öğretim ve verilen seminer ve kurlarda kendisini "Kitabın" gösterdiği/ilmi sistem bilgileri ile düzenli bir düşünce ve yaşama yönelerek benimseyecek, içine sindirecek, meleke edinecek savaş yapabilecek kadar militanı olacak. Bu olgu bize has değil, bütün "evvelki müslümanların" yaptığı gibi, daha sonraki müslümanların da yapması gereken bir eğitimdir.

Bu eğitimin ihmal edilmemesi gerektiği ve hatta hastalık veya dini üstün bir görev ile seyahat edip bu eğitim ve öğretim seminerine katılamıyorsa, bundan doğan eksikliği/geri kalmışlığı muhakkak diğer seminerlere katılarak kapatın deniyor. Demek ki bu seminerler sürekli yapılmalı ve devlet yüklenmeli(Milli Eğitim gibi); onun varlık şartı.

Şimdi
Okuyun tekrar ayeti veya düzgün çevrilmiş bir meali; ayetin neresinde aç-susuz kalın veya kalarak kendinize sadistler gibi eziyet edin diyor, ve bu yönde bir ilke koyuyor Allah "halife" olarak yarattığı yaratığına/insana , rahim ve rahmet sıfatıyla: "takva'ya ulaşın".

"Takva"ya ulaşmak açlıkla, susuzlukla, konuşmama çaresizliği ile olur mu? Açlık, susuzluk, konuşmama insanı saldırgan veya köle yapar.

"Takva" açlıkla değil, sıkı, sağlam ve düzgün bir bilimle olur ve bu bilim Kitab'ı meydana getirmiş kelimelerin diyalektik analizi ile yapılmalıdır; çünkü kitap bizimle kelimeler ile konuşuyor.

Bu bilim, zamanla savaş esnasında yaratıcılık getiren ilim olur, "Kur'an" olur, "Furkan" olur, yol gösterici olur, insanı çözümle birleştiren yaratıcı güç olur.

Saygılarımla.
Galip Yetkin

Konu galipyetkin tarafından (24. October 2019 Saat 01:30 PM ) değiştirilmiştir.
galipyetkin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 7. December 2013, 04:23 PM   #128
aşık74
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 297
Tesekkür: 328
166 Mesajina 472 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 13
aşık74 will become famous soon enoughaşık74 will become famous soon enough
Standart

Muhammed peygamberin düşünceleri gibi geliyor bana kur'an.
Evrenin sahibinin olmuş olsaydı. Çok daha net ve şeffaf olmazmıydı arkadaşlar ?

Mesela 'su' dünyanın neresinde sorsanız aynıdır !

Ama '' din '' neden bu kadar net değil ? Herkesin ayrı ayrı yorumlarmı yapması gerekiyor ?

saygılar sevgiler arkadaşlar...
aşık74 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 7. December 2013, 11:36 PM   #129
bartsimpson
Super Moderator
 
bartsimpson - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2012
Mesajlar: 944
Tesekkür: 472
199 Mesajina 302 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 19
bartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud of
Standart

Alıntı:
aşık74 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Muhammed peygamberin düşünceleri gibi geliyor bana kur'an.
Evrenin sahibinin olmuş olsaydı. Çok daha net ve şeffaf olmazmıydı arkadaşlar ?

Mesela 'su' dünyanın neresinde sorsanız aynıdır !

Ama '' din '' neden bu kadar net değil ? Herkesin ayrı ayrı yorumlarmı yapması gerekiyor ?

saygılar sevgiler arkadaşlar...
Hala karşınızda sizinle muhatap olacak bir tanrı arıyorsanız söylediklerinizde haklısınız...
__________________
"Hayat bugündür. Emin olduğun tek hayat. Onu en iyi şekilde yaşa."
bartsimpson isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
bartsimpson Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
aşık74 (8. December 2013)
Alt 8. December 2013, 02:57 PM   #130
Hasan Akçay
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 798
Tesekkür: 0
147 Mesajina 214 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 20
Hasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud ofHasan Akçay has much to be proud of
Standart

Konumuz Kur’ân’daki savm ve hac ibadetlerinin vakitleri. Kurgulamasiz, eklemesiz, çikarmasiz. Allah ne diyorsa o. Simdi o vakitleri 2:189’dan okuyalim.

Sana hilalleri soruyorlar. De ki onlar insanlar için ve hac için vakitlerdir.

Burada sözü edilenler hangi hilaller;
ayin basindakiler mi,
son çeyrekayi izleyenler mi?

Önce iki husus:

1
SEHR "dolunay"dir, شهر.
HILAL hilal, هلال‎.

Allah dolunay diyor ama hilal demek istiyor diye yan çizmeyelim. O ne demek istiyorsa onu diyor. Allah’in sözüne razi olalim.

Örnegin 2:185’te Allah "O dolunaya tanik olanlariniz onu savm-lasin!" buyuruyor. Biz ramazan hilali diye bir sey uydurup, "O hilale tanik olanlariniz onu savm-lasin!" diyerek Allah’in sözünü çarpitmayalim.

2
Kur’ân,
"sehr"i
basi yeniay sonu son hilal olan süre*
anlaminda da kullaniyor.

yeniay ---> ilk hilal................................: 1 gün (bazan 2)
ilk hilal ---> ilk çeyrekaydan önceki hilal:....: 4 gün (bazan 5)
ilk çeyrekaydan önceki hilal ---> dolunay...: 10 gün
dolunay ---> son çeyrekaydan sonraki hilal: 10 gün
son çeyrekaydan sonraki hilal ---> son hilal.: 4 gün (bazan 5)

Tam olarak
29 gün 12 s 44 dk 3 sn.

Dolunay bu sürenin tam ortasinda. Özel bir an. Çünkü gökteki ayin en göze çarpan, dolayisiyla herkesin görüp bildigi meSHuR âni. Tipki evlerin herkes tarafindan görülen kapilari gibi.

Ama evlerin bi de arkalari var.
Gözlerden irak. Hirsiz misillu kötülerin tercihleri.
O yüzden Allah 2:189’da uyariyor:

Iyilik, evlere arkalarindan girmek degil Allah’i kâle almaktir.
Evlere kapilarindan girin - ve’tûl buyûte min ebvâbihâ


Allah’in bu uyarisini neden takmiyoruz?

Hacca
neden ayin 15'ndeki "dolunay"dan degil de
zerre kadar özelligi olmayan 10’ncu günden giriyoruz?

Hacci
neden çeyrekayin karnini içeri çekip "hilal"lestigi ana kadar yapmiyoruz da
gökteki ayin hilalle zerre kadar ilgisi olmayan bir ânina kadar yapiyoruz,
hem de "Hac vakti hilaldir" diyen Allah'a inat?

"Savm"a
neden, evlerin kapilari gibi, herkesin kolayca görebildigi "dolunay"dan degil de
evlerin arkalari gibi kimsenin göremedigi hilalden giriyoruz?

_________________________________________

*Gökteki aylar Hicrî takvime musallat edilen aylar degildir. Önemli oldugu için bi daha hatirlatmak zorundayim.

Gökteki aylar AYLARIN IDDETI anlamindaki "iddet es-suhûr"un içindedir ve onlarin EN AZ onikisi bir iddet eder (9:36). Yani 11 ay bir iddet etmez. EN AZ oniki olacak. Nesî küfrüne batanlari Allah böyle uyariyor (9:37).

Ama bazi iddetlerde 13 ay var. Allah o 13'ncü ayi devreye sokmus, gökteki aylari vakten sabit hale getirmistir. SICAK AY anlamindaki Sehru ramazân o yüzden daima ama daima 21 Hazirandan sonraki ilk aydir.

Uyduruk kamerî yilin aylari ise vakten oynak olup nesî kürfünü otomatige baglamistir.

Konu Hasan Akçay tarafından (18. December 2013 Saat 08:07 AM ) değiştirilmiştir.
Hasan Akçay isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
ortasında, oruç, yazın


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:27 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam