![]() |
|
|
|
|
#1 |
|
Uzman Üye
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 207
Tesekkür: 30
72 Mesajina 144 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 27 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Mevdudi'nin Tefhimu'l Kur'an adlı Tefsirinde Kıyamet 19.ayetin yorumunu okurken şöyle bir ifade ile karşılaşmıştım:
Sonra muhakkak onu açıklamak bize ait (bir iş) tir. Hatta önceki ayetleriyle birlikte: 16- Onu (Kur'an'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip-durma. 17- Hiç şüphesiz, onu (kalbinden) toplamak ve onu (sana) okutmak bize ait (bir iş) tir. 18- Şu halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen de onun okunuşunu izle. Ve Mevdudi der ki: Bu çok önemli bir ayettir. Bu ayetin ortaya koyduğu bazı ana umdeleri eğer iyice anlarsak daha önceleri pekçok kişinin düştüğü ve bugün de yaygın olan birçok sapıklığa düşmekten kurtuluruz. İlk önce, şu açıkça anlaşılmaktadır ki, Rasulüllah'a nazil olan vahiy sadece Kur'an'da yazılı olandan ibaret değildir. Kur'an'ın haricinde ve Kur'an'da yer almayan bilgiler de Allah Rasulü'ne verilmiştir. Kur'an'ın emirleri, yol gösterişleri, kelimeleri, hususi ıstılahları ve bunların manaları Allah Rasulü'ne anlatılmıştır. Eğer bunların hepsi Kur'an'da yazılı olmuş olsaydı o zaman "Bunların anlamlarını biz sana açıklayacağız" ya da "Onun açıklanması bize düşer" gibi bir söze gerek duyulmazdı. Eğer Rasulüllah'ın (s.a) bilgilenmesi böyle olmasaydı, tüm açıklamalar Kur'an'da olurdu. O halde, Kur'an'ın Allah tarafından yapılan açıklama ve izahı her halûkârda Kur'an kelimelerinden ayrıdır. Bu, bize Kur'an'da anlatılan Vahy-i Hafî'nin diğer bir ispatıdır. (Kur'an-ı Kerim'de bunun hakkında başka deliller de vardır. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Uzman Üye
Üyelik tarihi: Feb 2010
Mesajlar: 436
Tesekkür: 67
264 Mesajina 549 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 27 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sayın Snobyx sizin cevabınızdaki cümleniz, kur'an bütünlüğünde düşündüğünüzde benim sözlerimi onaylıyor farkındamısınız? ( Resule görünen her ne ise vahyi o vermiştir.) Görünen Rahman, Yaratıcı olmayacağına göre?..... Esen kalın. Halukgta
|
|
|
|
| halukgta Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | snobyx (24. March 2010) |
|
|
#3 | |
|
Katılımcı Üye
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 62
Tesekkür: 201
49 Mesajina 158 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 18 ![]() |
Alıntı:
Selamlar, Anlatmak istediğimi yanlış anlatmışım veya eksik kalmış, Önce Musa'nın ilk vahyi nasıl aldığına bakalım. (Kasas; 30) Sonra oraya vardığında o bereketli toprak parçasındaki vadinin sağ tarafından, bir ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Mûsâ! Alemlerin Rabbi Allah Benim, Ben!" (Tâ Hâ; 9–15) Ulaştı mı sana Mûsâ'nın haberi? Hani bir ateş görmüştü de ailesine, "Bekleyin! Gözüme bir ateş ilişti. Olabilir ki, ondan size bir kor parçası getiririm yahut onun üzerinde bir kılavuz bulurum" demişti. Onun(ateşin) yanına geldiğinde kendisine "Mûsâ! Benim Ben, senin Rabbin. Hadi pabuçlarını çıkar, sen kutsal vadide, Tuva'dasın. Ve Ben seni seçtim; o hâlde vahyedilecek olanı dinle. Hiç kuşkulanma ki, Ben Allah'ım. İlâh yoktur Benden başka. O halde Bana kulluk et ve Beni anmak için namaz kıl. Kuşku duyma ki o saat gelecektir. Onu neredeyse gizleyeceğim ki, her kimse gayretinin karşılığını elde etsin" diye seslenildi. Ben hiçbir zaman Resul'e Rabbimizin perdesiz göründüğünü söylemedim.Zaten böyle birşey söz konusu olamaz. Şûrâ 51.Bir beşer için, bir vahy ile veya perde arkasından yahut bir elçi gönderip de izniyle dilediğini vahyetmesi dışında Allah'ın kendisiyle konuşması olmaz. Muhakkak O, Aliyy'dir Hakîm'dir. Burada ifade edilen Resul'un dikkatini çeken vahy öncesi bir durumdur.Belki bir ışık veya başka birşey.Bunu elbette bilemiyorum.Fakat şuna inanıyorum ki,Vahy bizzat Rabbimiz tarafından Resullerine verilmiştir.Kesinlikle bir aracı olduğunu(ki 1400 küsur senedir işi gücüde yok)düşünmüyorum. Selametle...
__________________
Yusuf 76:Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. |
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| gerçekleri, hadis, kutsi |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|