hanifler.com Kuran odaklı dindarlık  

Go Back   hanifler.com Kuran odaklı dindarlık > İMAN > Allah'a İman > Allahın sıfatları

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 18. December 2010, 01:54 PM   #1
dost1
Site Yöneticisi
 
dost1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 3.017
Tesekkür: 3.567
1.083 Mesajina 2.384 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 100000
dost1 is on a distinguished road
Standart Allah Latifdir

Selamun Aleykum! Değerli Kardeşlerim!

ŞURA;19: Allah kullarına çok lütufkârdır. Dilediğini/dileyeni rızıklandırır. Ve O, Kavî'dir, Azîz'dir.

ŞURA;20: Her kim ahiret ekinini isterse, Biz onun ekininde, onun için arttırırız. Ve her kim dünya tarlasını isterse ona da ondan veririz. Ve onun için ahirette hiçbir nasip yoktur.

Önceki pasajda Kıyâmetin gerçekliği, adaletin sağlanacağı beyan edildikten sonra, bu Âyetlerde de Rabbimiz kullarına rahmet, lütuf kapılarını açarak herkesi hayır biriktirmeye davet etmiştir.


لطيف - LATÎF:

Latîf sözcüğü kısaca lütufkâr şeklinde de ifade edilebilir. Ancak sözcüğü içinde bulunduğu pasajdaki bağlamıyla ele alırsak, çok daha geniş bir anlam içeriğine sahip olduğu görülür. Bu anlamlardan belli başlıları şunlardır:

•"Azı kabul eden, buna karşılık pek çok ihsan ve lütuflarda bulunan"
•"Kalbi kırık olanın kalbini onaran, zor şeyle¬ri kolaylaştıran"
•"Adaletinden başka bir şeyinden korkulmayan, lütfundan başkasına da ümit bağlanılmayan"
•"Kuluna gayre¬tinden fazla nimet ihsan eden"
•"Kulunu ancak takatine göre itaat ile mükellef kılan"
•"Yapılan hizmete yardımcı olan ve övgüyü çokça yapan"
•"Kendisine isyan edenleri cezalandırmak¬ta acele etmeyen, kendisine bağlanan umutları boşa çıkarmayan"
•"Dilekte bulunan kimseyi geri çevirmeyen, kendisinden ümit eden¬leri de teselli eden"
•"Yanılan kimseleri affeden"
•"Kendisine acımayan kimselere dahi merhamet eden"

(Nahl: 18) Ve eğer Allah'ın nimetlerini sayacak olsanız, onları sayamazsınız. Şüphesiz ki Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.

(Hûd: 6) Ve yeryüzünde hiçbir dâbbeh/ canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın. O [Allah], onun yerleşik yerini de geçici bulunduğu yeri de bilir. Hepsi apaçık bir kitaptadır.

(Lokmân: 20) Allah'ın, göklerde ve yeryüzünde de ne varsa hepsini sizin için boyun eğdirdiğini görmediniz mi? Ve O [Allah], gizli ve açık olarak nimetlerini üzerinize yaymıştır. İnsanlardan kimi de var ki, bilgisiz, kılavuzsuz ve aydınlatıcı bir kitapsız Allah hakkında mücadele ediyor [tartışıyor].

(Hac: 78) Ve Allah uğrunda gerektiği gibi cihat edin. O, sizi o seçti ve dinde; babanız İbrâhîm'in milletinde sizin için bir zorluk kılmadı. O, daha önce ve işte bunda [Kur'ân'da], Elçi'nin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, sizi "Müslümanlar" olarak isimledi. Öyleyse, salâtı ikâme edin, zekâtı verin ve Allah'a sarılın. O, sizin Mevlâ'nızdır [yol gösteren, yardım eden, koruyan yakınınızdır]. O, ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır!

(Nisâ: 28) Allah, sizden hafifletmek istiyor. Şüphesiz insan zayıf yaratılmıştır.

(Zuhruf: 32) Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Şu basit hayatta [dünya hayatında] onların geçimliklerini aralarında Biz paylaştırdık Biz. Birbirlerine işlerini gördürsünler diye Biz onların bir kısmını bir kısmının üzerine derecelerle yükselttik. Ve Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.

(Furkân: 20) Biz senden evvel de sadece, kesinlikle yemek yiyen, çarşılarda yürüyen Elçilerden gönderdik. Ve Biz sizin bir kısmınızı bir kısmınız için fitne kıldık. –Sabrediyor musunuz!–Ve senin Rabbin çok iyi görendir.

20. Âyetteki Her kim ahiret ekinini isterse ifadesindeki ekin, amel ve kazançtır. Burada verilen mesaj şudur:

"Bizim kendisine verdiğimiz rızkı kullanarak ahireti için yatırım yapanlara, bu yaptığı işin mükâfatını kat kat vereceğiz."

Bu karşılık, bire on, bire yedi yüz, hatta daha da fazla olmak üzere verilecektir.

(En'âm: 160) Kim iyilik getirirse, artık ona onun [getirdiğinin] on misli vardır. Kim de kötülük getirirse, artık o, sadece onun misliyle cezalandırılır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.

(Bakara: 261) Mallarını Allah yolunda harcayan kimselerin örneği, yedi başak bitiren ve her başağında yüz adet tane bulunan tane örneği gibidir. Allah dilediğine katlar. Ve Allah Vâsi'dir, Alîm'dir.

20. Âyetin ikinci cümlesi olan Ve her kim dünya tarlasını isterse, ona da ondan veririz. Ve onun için ahirette hiçbir nasip yoktur ifadesiyle de, haram-helal demeden sadece dünya için çalışanların da bu çalışmalarının karşılığını alacakları; ancak böyle yapanların ahirette mahrumiyetle karşı karşıya kalacakları bildirilmektedir.

(İsrâ: 18–19) Her kim aceleciyi [çarçabuk geçen dünyayı] isterse, istediğimiz kimseye, dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için cehennemi kılarız [hazırlarız]; kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer. Kim de ahireti isterse ve Mü'min olarak ona [ahirete] yaraşır bir çaba ile onun [ahiret] için çalışırsa, işte öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir.

(İbrâhîm: 1–3) Elif, Lâm, Râ. Bu, Bizim sana, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa; Azîz'in, Hamîd'in; Göklerde olan şeyler, yeryüzünde olan şeyler Kendisinin olan Allah'ın yoluna çıkarman için indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli bir azaptan dolayı vay, dünya hayatını ahirete tercih eden, Allah'ın yolundan çeviren ve onun eğriliğini isteyen şu kâfirlerin haline! İşte bunlar, çok uzak bir sapıklık içindedirler.

(Bakara: 200–201) Sonra da ibâdetlerinizi bitirdiğinizde yine Allah'ı anın, tıpkı babalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla anın! İnsanlardan bazısı, "Ey Rabbimiz bize dünyada ver!" diyen kimselerdir. Onun için de ahirette bir nasip yoktur. Yine onlardan: "Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateşin azabından koru!" diyenler vardır.

(Nahl: 106–107) Kim imanından sonra Allah'a (karşı) inkâra sapıp da, –kalbi imanla tatmin bulmuş olduğu halde baskı altında zorlanan hariç–inkâra göğüs açarsa, işte onların üstünde Allah'tan bir gazap vardır ve onlar içindir büyük azap. Bu, onların dünya hayatını ahirete göre daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Allah'ın da inkâr eden bir topluluğu hidâyette erdirmemesi nedeniyledir.

(Âl-i Imrân: 145) Ve herkes sadece Allah'ın izniyle vakitlendirilmiş bir yazgı olarak ölür. Ve kim dünya karşılığını dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret karşılığını isterse ona da ondan veririz. Ve Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.

(Fatır: 29–30) Hiç şüphesiz şu, Allah'ın kitabını okuyan, namazı ikâme eden ve kendilerini rızklandırdığımız şeylerden gizli ve açık olarak veren kimseler, O [Allah], mükâfatlarını kendilerine tastamam versin ve lütfundan kendilerine artırsın diye, kesinlikle batma ihtimali olmayan bir ticareti umarlar. Hiç şüphesiz O, çok bağışlayıcı ve karşılık vericidir.

Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
Doğrusunu en iyi bilen ALlah'tır.
Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah'a emanet olunuz.
__________________
Halil Ay
dost1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
dost1 Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (18. December 2010)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
allah, latifdir


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:32 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam