hanifler.com Kuran odaklı dindarlık  

Go Back   hanifler.com Kuran odaklı dindarlık > İMAN > Peygamberlere İman > Kuran'da adı geçen Peygamberler > İbrahim Peygamber ve Kavmi

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 23. August 2012, 01:56 PM   #1
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
268 Mesajina 414 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart HZ. İBRAHİM ZAMANINDAKİ KISSALAR (ve AKLIN ÖNEMİ)

ALLAH'IN SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN.

Sevgili kardeşlerim,

Bu kısımda, hemen her milletin geçmişinden yaşantı örnekleri vererek, bizim dersler çıkarmamamızı, öğüt almamızı isteyen kurandaki kıssaları ele almaya çalışacağım.

İnsanların geleceklerini iyi kurabilmeleri, yaşanan iyi kötü bütün olaylardan herkesin gerekli dersi çıkararak ona göre yaşamaya çalışmaları ile mümkün olabilir.

Basit kaynaklardaki yaşanmışlıklar, hatta senaryolar bile önemliyken; bu kuranda yer alan konular olunca, aklını kullanabilen insanlar için hayati öneme sahip nitelik kazanmaktadır.

İşte bu nedenle bu başlık altında; kurandan anlatılan kıssalardan, müslümanlar olarak hangi dersleri çıkarmamız, hangi hisseleri almamız gerektiğini görüşmeye açmayı arzuluyorum.


Aslında, her kıssa ayrı bir başlık konusu olacak kadar büyük öneme sahipse de, kıssaların tek bir yerde ulaşılabilir olmasını temin için her peygamberrimiz zamanın da olan kıssaları tek başlık altında konu edeceğiz. Ancak;

Kıssaların ardından yapılacak açıklama ve yorumlar, tüm kıssalar için aynı sayıda olmayacağından doğal olarak kıssalar ve yorumları karışık olarak ilerleyecektir.

Bu nedenle, hangi kıssaya; nasıl yorumlar yapıldığını, cevaplar verildiğini hemen bulabilmek için; yazının bu ilk açılış kısmında kıssalar ve bulundukları sayfa numaraları yanında, yazının zamanı gün ve saat cinsinden de belirtilerek sıralı bir şekilde güncellenecektir.

Her kıssa listeye bu şekilde girecek olup, ilerleyen zamanlarda çoğalan kıssalardan her hangi birinde seçim yaparak, onunla ilgili yazıları okumak isterseniz, ondan önceki bütün yazıları okumadan bu listeden bularak ilgili kısıma ulaşıp, oradan görebilirsiniz.

saygılarımla,
aorskaya



KISSALAR VE BULUNDUKLARI YERLER:

1- “İbrahim Aleyhisselam'in Rabbini Arayışı ”
Bulunduğu yer: sayfa 1 (hemen aşağıdaki ilk yazı.)

Konu aorskaya tarafından (23. August 2012 Saat 02:10 PM ) değiştirilmiştir.
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23. August 2012, 01:59 PM   #2
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
268 Mesajina 414 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart

İbrahim Aleyhisselam'in Rabbini Arayışı

SELAMUN ALEYKÜM,

Putperest bir kavmin, putçu bir ailesinde doğan İbrahim a.s., daha küçük yaşlarda iken yaratılışı ve Yaratıcı'yı düşünmeye başlamıştı.

İbrahim'in bu güzel düşüncelerine, Rahman olan Rabbimiz de yol gösteriyordu. Onun ciddi sorularına doğru cevaplar ilham ediyor, yerlerin ve göklerin sadece bir Hakim'in, her şeye gücü yeten mutlak bir Hakim'in hükümranlığı altında olduğuna işaret ediyordu.


Küçük yaşlardaki İbrahim bu düşünceler ile bir Yaratıcı'nın varlığına inanıyor ve bu Yaratıcı'nın bütün bir kainata hükmettiğinden hiçbir kuşku duymuyordu.

İyi ama kimdi bu Yaratıcı, kimdi bu hükümdar, kimdi İbrahim'in Rabbi?

Babası ve kavminin ileri gelenleri, yerleri ve gökleri idare eden bu hükümdarların yıldızlar, ay ve güneş olduğunu iddia ediyorlardı!. Yeryüzünde meydana gelen her olayın bunlara bağlı olduğunu, insanları iyileştiren, hastalandıran ve öldüren bütün güçlerin bunlarda olduğunu söylüyorlardı!.

Babasının ve kavminin ileri gelenlerinin anlattıkları bu gibi şeyleri büyük bir dikkatle dinledi İbrahim. Bu dinlediklerinin hiçbirini yalanlamadı, hiçbirine itiraz etmedi. Çünkü kendisine bunları anlatan kimseler, herkesin kendilerine saygı gösterdikleri koca koca insanlardı!. Bu yaşlı ve saygın insanların yanılması veya yalan söylemesi, mümkün olmamalıydı.

Ancak; İç dünyasındaki gerçekler ile kavminden duyduğu sözleri birleştirerek bir sonuca varmak isteyen İbrahim, gecenin karanlığında bir yıldız görmüş ve kendisine söylenenleri hatırlayarak “İşte bu benim Rabbim” demişti. Ancak içine sinen, kalbine mutmainlik veren bîr söz olmamıştı bu!.

Kalbindeki bu tereddütler ile yıldıza bakıp, insanların Rab dedikleri bu yıldızı düşünmeye başladı. Bir süre sonra yıldız batıp, gökyüzünde kaybolunca Ben kaybolup-gidenleri sevmem” diyen İbrahim, bir yıldızın bir Rab olamayacağını kesinlikle anlamıştı. Çünkü kendi batışını bile engelleyemeyen bu yıldız, hiç batmadan kainattaki doğuş ve batışları İdare eden, onlara düzen veren bir Rab olamazdı.

Bunun ardından Ay'ı, etrafa aydınlık saçarak doğmakta olan Ay'ı görünce, yine kendisine söylenenleri hatırlayarak “İşte bu benim Rabbim” demişti.

Fakat daha sonra Ay da batmış, Ay da kayboluvermişti!. İbrahim için ikinci bir hüsran, ikinci bir hayal kırıklığı idi bu!. Babasına ve kavminin ileri gelenlerine karşı da güvenini yitirmeye başlamıştı. Ay ve yıldız konusunda yanıldıkları, apaçık bir sapıklığa girdikleri belliydi.

Bu duygular ve düşünceler içinde umutsuzluğa düşmüş ve “And olsun, eğer Rabbim beni doğru yola erîştirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum” demişti.

Sonra güneş doğmaya başladı. Etrafa ışıklar saçarak ve tüm karanlıkları delip gidererek doğmakta olan güneşe bakan İbrahim, babasına ve kavmine son bir fırsat vermek istercesine ““İşte bu benim Rabbim, bu en büyük” diye seslendi kalbine.

Fakat kalbi yine doğrulamadı, yine kuşkuyla karşıladı bu sözü!. Nitekim bir süre sonra güneş de batmış, güneş de kayboluvermişti!.

Yıldızı, Ay'ı ve güneşi tekrar tekrar düşünen İbrahim, bütün bunların kainatı idare eden bir Rab, bir Yaratıcı değil, kainatta idare edilen birer yaratılmış olduklarını anlamıştı.

İç dünyasındaki gerçekler ile kavminden duyduğu yalanlan bir araya getiremeyen, bunları uyuşturamayan İbrahim, son tercihini kalbindeki aydınlık gerçeklerden yana yapmaya karar vermişti.

Hiç kimsenin bulunmadığı sessiz bir tenhalıkta kavminin söylediklerini tekrar tekrar düşünen İbrahim, kararlı bir şekilde ayağa kalkmış ve “Ben kavmimin şirk koşmakta olduklarından uzağım” diyerek, kavminin boş sözlerle yücelttiği ve şaşkınca tapındığı bütün putları inkar etmişti.

Demek ki ilk önce “La İlahe” demiş.

“Evet, bir insanın Allah'ın razı olacağı dine girebilmesi için öncelikle kelime-i tevhid gerçeğini söylemesi ve bu güzel sözün gereğini yapması şarttır.

Kelime-i tevhid yani “La İlahe illaallah” ifadesi, “Allah'tan başka İlah yoktur, ilah olarak sadece Allah vardır" anlamına gelir.

Dikkat ederseniz bu güzel sözün ilk yarısı inkar, ikinci yansı tasdîkdir. Bu güzel sözdeki Allah'ı tasdik ne kadar önemliyse, sahte ilahların inkarı da o kadar önemlidir. Çünkü “La ilahe” diyerek sahte İlahları inkar etmeyen ve şirkten temizlenmeyen bir kalbin; “İlla Allah” demesinin veya Allah'ı tasdik etmesinin hiçbir anlamı yoktur.

İslam'a girmek isteyen bir insan önce “La ilahe” yani “Allah'tan başka ilah yoktur” diyerek, içinde yaşadığı toplumda insanlara ilahlık taslayan her şeyi inkar edecek ve sahte ilahları İnkar ederek temizlenen kalbi ile “İlla Allah” diyerek, tertemiz kalbine ilah olarak sadece Allah gerçeğini yerleştirecektir.”

Nitekim İbrahim Aleyhisselam da önce “La İlahe” yani “Allah'tan başka ilah yoktur” ifadesinin gereğini yapmış, içinde yaşadığı kavmin yücelttiği putları ve putperestliği çok açık bir şekilde inkar etmiştir. Çok Önemli olan bu inkar ile putperestliğe sırtını dönmüş ve bu çok önemli inkar île temizlenen, aydınlanan kalbini yegane İlah olan Allah'a yöneltmişti.


Ancak böylesi bir yöneliş ile mü'min ve muvahhid olan İbrahim, Allah'a inandıktan sonra ne yapacağını ve ne yapması gerektiğini hiç bilmiyordu.

Bu önemli bilmezlik içinde kendisini boşlukta hisseden İbrahim, tenhalara çekiliyor ve meraklı gözlerle kainata bakarak, kainatı yaratan Allah için ne yapması gerektiğini düşünüyordu.


Alemlerin yegane Rabbi olan Allah için ne yapacak ve Allah'a nasıl teslim olacaktı? Küçük yaşta büyük bir işi başaran İbrahim, kainata bakan merak dolu gözleri ve Allah'a yönelttiği dua dolu sözleri ile bu arayışına devam ediyordu. Nitekim tenhalarda sürdürdüğü bu güzel yönelişi cevapsız kalmamış ve hiç kuşku duymadan inandığı Rabbi “Teslim ol ya İbrahim" diyerek ona seslenmiş, ona seslenivermişti.


İbrahim durdu, hemen cevap vermedi bu seslenişe!. Çünkü bu sesin kimden geldiğini bilmiyor, bilemiyordu!. “Teslim ol ya İbrahim" diyen ve ondan tam bir teslimiyet isteyen bu ses kendisini tanıyordu ama, kendisi bu sesin sahibini tanımıyordu. Bu nedenle “Teslim oldum” demiyor, diyemiyordu. Çünkü alemlerin Rabbi olan Allah'tan başka hiç kimseye, ama hiç kimseye teslim olmaya niyeti yoktu İbrahim'in.

İşte bu düşünce¬lerle biraz tereddüt eden İbrahim, anlamında hem ted¬bir, hem de teslimiyet bulunan şu cevabı verdi.

“Alemlerin Rabbine teslim oldum”

Evet, artık teslim olmuştu, artık müslim olmuştu İbrahim. Ve onun için bu teslimiyet, dünya yasantısındaki son nefesine kadar sürmesi gereken ve sürecek olan bir teslimiyet idi.

DEVAM EDECEK....

saygılarımla,
aorskaya

Konu aorskaya tarafından (23. August 2012 Saat 02:56 PM ) değiştirilmiştir.
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
aorskaya Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi:
Miralay (28. August 2012), Zinedov (23. August 2012)
Alt 23. August 2012, 08:31 PM   #3
ozaner
Katılımcı Üye
 
Üyelik tarihi: Oct 2011
Mesajlar: 35
Tesekkür: 7
19 Mesajina 40 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 0
ozaner has much to be proud ofozaner has much to be proud ofozaner has much to be proud ofozaner has much to be proud ofozaner has much to be proud ofozaner has much to be proud ofozaner has much to be proud ofozaner has much to be proud of
Standart

a.s dost .Çabanız için teşekkürler ancak olayı bir de şöyle düşünün 6/73 Rabbini mükemmel bir şekilde tanıyan birinin aşağıdaki terddütlü ifadeleri kullanabileceğini düşüne biliyormusunuz .Rabbini bu şekilde tanıyan biri aya güneşe Rabbim diye bilir mi .6/ 74-75-76-77-78 bir örnekleme bir canlandırma olarak düşünün

6/73 Odur gökleri ve yeri (deruni) bir hakikate göre yaratmış olan. O ne zaman "Ol!" dese emri derhal yerine gelir; ve (mahşer) borusu çalındığı Gün hükümranlık yine Onun olacaktır. O, yaratılmışların idraklerini aşan şeyleri de, onların duyuları veya akılları ile kavrayabileceklerini de bilir: yalnızca Odur gerçek hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan.

6/74 Ve bir zaman İbrahim babası Azere (şöyle) demişti: "Sen putları ilah mı ediniyorsun? Görüyorum ki sen ve halkın açık bir sapıklık içindesiniz!"

6/75 Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.

6/76 Gece karanlık basınca bir yıldız gördü ve «Rabbim budur» dedi. Fakat yıldız batınca «Batanları sevmem» dedi.

6/77 Ay'ı doğarken görünce: «Bu imiş Rabbim!» dedi. Batınca da: «Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermemiş olsaydı, muhakkak ki, şu şaşkın topluluktan biri olacakmışım.» dedi.

6/78 vaktâki güneş doğmak üzere iken gördü «bu imiş rabbim, bu hepsinden büyük» dedi, o da batınca «ey kavmim, dedi: haberiniz olsun ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden berîim

6/79 "Bakın, ben batıl olan her şeyden uzak durarak yüzümü gökleri ve yeri var eden Allaha çevirmekteyim; ve ben Ondan başkasına ilahlık yakıştıranlardan değilim!"


bu şekilde düşünün
ozaner isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23. August 2012, 11:22 PM   #4
Zinedov
Katılımcı Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2012
Bulunduğu yer: http://fb.com/zinedov
Mesajlar: 71
Tesekkür: 46
28 Mesajina 56 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 22
Zinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud of
Standart

Alıntı:
aorskaya Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ancak; İç dünyasındaki gerçekler ile kavminden duyduğu sözleri birleştirerek bir sonuca varmak isteyen İbrahim, gecenin karanlığında bir yıldız görmüş ve kendisine söylenenleri hatırlayarak “İşte bu benim Rabbim” demişti. Ancak içine sinen, kalbine mutmainlik veren bîr söz olmamıştı bu!.

Kalbindeki bu tereddütler ile yıldıza bakıp, insanların Rab dedikleri bu yıldızı düşünmeye başladı. Bir süre sonra yıldız batıp, gökyüzünde kaybolunca “Ben kaybolup-gidenleri sevmem” diyen İbrahim, bir yıldızın bir Rab olamayacağını kesinlikle anlamıştı. Çünkü kendi batışını bile engelleyemeyen bu yıldız, hiç batmadan kainattaki doğuş ve batışları İdare eden, onlara düzen veren bir Rab olamazdı.
Ekleme yapayım:
Yıldız diye çevrilen "Venüs gezegeni" dir. Müşrik kavimler gök cisimlerini KİŞİSELLEŞTİRİP kutsallık atfetmekle beraber güneş ay venüs üçlüsüne ayrı bir önem verirlermiş.

Hatta Muhammed Peygamber zamanındaki müşrikler de. Bunların manevi isimleri tanıdık gelecektir: Lat, Uzza, Menat.

__________________
www.facebook.com/zinedov
Zinedov isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24. August 2012, 02:35 AM   #5
hiiic
Uzman Üye
 
hiiic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 1.979
Tesekkür: 1.908
1.298 Mesajina 2.732 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 26
hiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud of
Standart

«Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermemiş olsaydı, muhakkak ki, şu şaşkın topluluktan biri olacakmışım.» dedi.

kime dedi? Kendi kendisine mi konuştu? yoksa birilerine bir şey mi anlatmaya çalışıyordu.

«ey kavmim, dedi: haberiniz olsun ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden berîim

6/79 "Bakın, ben batıl olan her şeyden uzak durarak yüzümü gökleri ve yeri var eden Allaha çevirmekteyim; ve ben Ondan başkasına ilahlık yakıştıranlardan değilim!"


***
İbrahim peygamberin gök cisimlerini tanrı olarak nitelendirmesindeki amaç, kendi kavmine mesaj vermektir. Orada bir ironi söz konusudur. Tıpkı, "İsaya değil onu çarmıha gerenlere tapmak daha mantıklı" diyen düşünürün yaptığı ironi gibi. Tanrı diye bahsettiğiniz şeylerden daha büyükleri var bakın gök cisimleri diyor ve onlar battıktan sonra (ki batacaklarını kendisi de adı gibi biliyor) o güçlerin bile tanrı olamayacağını kavmine anlatıyor. Böylece ironi yaparak kavminin felsefesini eleştiriyor.

Kuran dinlere (hatta kendisine bile) eleştirel bakışı teşvik ediyor. Ancak gerçekleri gördükten sonra bile bile gerçeği gizleyen kafirliğe karşı da gazaplanıyor. Allah doğruyu bulduktan sonra ayakları kayıp gerçeği örten kafirlikten korusun. Dosdoğru yoldan ayırmasın.

en önemli sonuç:
Allahı bulmak ve bilmek mümkün değildir. Allahı tanımak hiç mümkün değildir (karınca insanı anlayabilir mi? ki insan Allahı anlasın onu hakkıyla bilebilsin). Ancak neyin Allah olmadığını çok iyi bulabiliriz. Kıssasdan çıkarılacak en önemli ders Allahı bulmak değil (onu ibrahim peygamber bile bulamamış ve bana yardım etmezsen bende putperest olacaktım diyor), hayatımızda kutsal diye tanımladığımızşeylerin Allah olmadığını bulabilmektir. Amaç putları kırmak, zihnimizdekileri bile.

Konu hiiic tarafından (24. August 2012 Saat 02:41 AM ) değiştirilmiştir.
hiiic isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hiiic Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (28. August 2012)
Alt 24. August 2012, 02:19 PM   #6
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
268 Mesajina 414 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart

Alıntı:
hiiic Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İbrahim peygamberin gök cisimlerini tanrı olarak nitelendirmesindeki amaç, kendi kavmine mesaj vermektir. Orada bir ironi söz konusudur. Tıpkı, "İsaya değil onu çarmıha gerenlere tapmak daha mantıklı" diyen düşünürün yaptığı ironi gibi. Tanrı diye bahsettiğiniz şeylerden daha büyükleri var bakın gök cisimleri diyor ve onlar battıktan sonra (ki batacaklarını kendisi de adı gibi biliyor) o güçlerin bile tanrı olamayacağını kavmine anlatıyor. Böylece ironi yaparak kavminin felsefesini eleştiriyor.
*****
en önemli sonuç:
Allahı bulmak ve bilmek mümkün değildir. Allahı tanımak hiç mümkün değildir (karınca insanı anlayabilir mi? ki insan Allahı anlasın onu hakkıyla bilebilsin). Ancak neyin Allah olmadığını çok iyi bulabiliriz. Kıssasdan çıkarılacak en önemli ders Allahı bulmak değil (onu ibrahim peygamber bile bulamamış ve bana yardım etmezsen bende putperest olacaktım diyor), hayatımızda kutsal diye tanımladığımızşeylerin Allah olmadığını bulabilmektir. Amaç putları kırmak, zihnimizdekileri bile.
Selamlar,
Sevgili kardeşim,

Burada, İbrahim a.s. ın ironi yaptığı görüşünüze katılmıyorum. Şöyleki;

1- İbrahim a.s. eğer gök cisimleri ile kavmine mesaj verseydi;
Ve bir zaman İbrahim babası Azere (şöyle) demişti: "Sen putları ilah mı ediniyorsun? Görüyorum ki sen ve halkın açık bir sapıklık içindesiniz!" (6/74)
Dediği gibi, siz; yıldızı, ayı yada güneşi ilah kabul ediyorsunuz, ama bakın onlar kaybolup gidiyorlar, devamlı etken olamıyorlar” şeklinde bir anlatım olmalıydı.

2- Ayetlerin ifadesine bakarsak;
Gece karanlık basınca bir yıldız gördü ve «Rabbim budur» dedi. Fakat yıldız batınca «Batanları sevmem» dedi. (6/76)

Ay'ı doğarken görünce: «Bu imiş Rabbim!» dedi. Batınca da: «Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermemiş olsaydı, muhakkak ki, şu şaşkın topluluktan biri olacakmışım.» dedi. (6/77)

vaktâki güneş doğmak üzere iken gördü «bu imiş rabbim, bu hepsinden büyük» dedi, o da batınca «ey kavmim, dedi: haberiniz olsun ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden berîim(6/78)

Yıldızı, ayı ve güneşi fiilen görmesi ve sonrada onların kayboluşunu görmesi, gözlemlemesi gibi somut anlatımlar olduğunu görürüz.

İşte bu sebepten, İbrahim a.s. “La ilahe” dedikten sonra “illa Allah”, yani sadece Allah olan rabbimizi aramaya başlamıştır.

Çünkü, “la ilahe” diyen İbrahim a.s. “İlla Allah” ında olması gerektiğini, olacağını idrak edebilmiş ve Allah kimdir, nerededir, ne yapar, ne ister öğrenmeye çalışmıştır.


Ancak, sizin belirttiğiniz en önemli sonuç kısmındaki; “ Kıssasdan çıkarılacak en önemli ders Allahı bulmak değil (onu ibrahim peygamber bile bulamamış ve bana yardım etmezsen bende putperest olacaktım diyor), hayatımızda kutsal diye tanımladığımızşeylerin Allah olmadığını bulabilmektir. Amaç putları kırmak, zihnimizdekileri bile.” Deyişinize katılıyorum.

Çünkü, Allah’ı bulmaktan önce, “La ilahe” diyebilmek, bütün ilahları reddedebilmek daha önceliklidir. Önce La ilahe, sonra ise İlla Allah olmalıdır. La ilahe diyemedikten sonra Allah’ı bulmaya gerek yoktur. Çünkü bunu zaten müşriklerde yapıyorlardı…


Alıntı:
hiiic Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Allah doğruyu bulduktan sonra ayakları kayıp gerçeği örten kafirlikten korusun. Dosdoğru yoldan ayırmasın.
Bu sözünüze; bütün iman edenlerin, “Allah’ım kabul et “ diyecekleri bir dua olarak tamamen katılıyorum.

Saygılarımla…
aorskaya
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
aorskaya Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (28. August 2012)
Alt 24. August 2012, 02:47 PM   #7
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
268 Mesajina 414 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart

Alıntı:
ozaner Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
[b]a.s dost .Çabanız için teşekkürler ancak olayı bir de şöyle düşünün 6/73 Rabbini mükemmel bir şekilde tanıyan birinin aşağıdaki terddütlü ifadeleri kullanabileceğini düşüne biliyormusunuz .Rabbini bu şekilde tanıyan biri aya güneşe Rabbim diye bilir mi .6/ 74-75-76-77-78 bir örnekleme bir canlandırma olarak düşünün
Allah’ın selamı üzerinize olsun.

Sevgili ozaner kardeşim,

Siz, 6/73 de İbrahim peygamberin rabbini tanıdığı bilgisine dayanarak, bunları söylüyorsunuz. Ancak; 6/73 de İbrahim peygamberle ilgili bir anlatım yoktur.

6/73 den önceki ayetleri dikkatlice okursak, 6/63. Ayetten itibaren son peygamberimize “deki…” diye demesi gerekenler söylendikten sonra, bazı olaylar açıklanıyor ve yine 71-72.ayetlerde;


De ki: “Allah’ın astlarından bize yarar sağlamayan ve zarar vermeyen şeylere mi yakaralım? Ve Allah bizi doğru yola ilettikten sonra, kendisinin ‘bize gel’ diye doğruya ve güzele çağıran arkadaşları varken şeytanların kendisini ayartıp yeryüzünde şaşkın dolaşır hâle getirdiği kimseler gibi gerisin geri mi döndürülelim?

De ki: “Şüphesiz Allah’ın doğru yolu, gerçek doğru yolun ta kendisidir. Ve biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla ve ‘salatı ikame ediniz ve O’na takvalı olunuz’ diye emrolunduk. Ve O [Allah], sadece Kendisine toplanacağımız kimsedir.”


Diye demesi gerekenler söylendikten sonra,

“Ve O, gökleri ve yeri hakk ile yaratandır. Ve O, “Ol!” dediği gün hemen olur. O’nun sözü haktır. Sur’a üflendiği gün de mülk ancak O'nundur. O, gizliyi ve açığı bilendir. O, Hakîm’dir, Habîr’dir.” (en'am 73)

Denilerek, 73.ayette rabbimizin kendisini son peygamberimize, yani Muhammed a.s. a (dolayısıyla bizlere) tanıtmakta olduğunu görüyoruz.

Yine devam eden ayetlerle de İbrahim peygamberin, rabbimizi bulmak için neler yaptığı, peygamberimiz ve onun aracılığıyla bizlere anlatılıyor.

Yani, 73. Ayetin İbrahim peygamberimize tanıtımı yoktur, ve İbrahim peygamber henüz rabbimizi bilmemektedir.

Bu nedenle devam eden 6/ 74-75-76-77-78 .nci ayetlerdeki gibi Allah’ı aramaya devam etmektedir.


saygılarımla...
aorskaya

Konuyu, daha iyi anlayabilmek için aşağıya En’am suresinin 63.ayetinden itibaren ayetleri alıntı yapıyorum.


60 – Ve O, sizi geceleyin vefat ettiren, gündüzün elde ettiğiniz şeyleri bilen, sonra adı konmuş ecelin [vadenin] gerçekleşmesi için sizi kaldırandır. Sonra dönüşünüz yalnızca O’nadır. Sonra O, yaptıklarınızı size haber verecektir.

61 – Ve O [Allah], kulları üzerinde Kahir’dir [hükümranlığı sürdürür] ve O, sizin üzerinize koruyucular gönderir. Sonra da sizden birinize ölüm geldiği vakit elçilerimiz, hiç eksik-fazla yapmadan, onu vefat ettirirler.

62 - Sonra kendi gerçek Mevlâları Allah’a döndürülürler. Dikkatli olun, hüküm ancak O'nundur ve O, hesap görenlerin en süratlisidir.

63 - De ki: “Siz, ‘bizi bundan kurtarırsa kesinlikle şükredenlerden olacağız’ diye gizli ve yakararak O’na yalvarıp dururken, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır?”

64 - De ki: “Sizi ondan ve her sıkıntıdan Allah kurtarır. Sonra da siz ortak koşarsınız."

65 - De ki: “O, üstünüzden ve ayaklarınızın altından azap göndermeye yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yetendir.” Bak, onlar iyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl evirip çeviriyoruz [inceden inceye açıklıyoruz].

66, 67 – Senin kavmin ise, o [azap / Kur’an / ayetlerin iyice açıklanması], hakk olmasına rağmen onu yalanladı. De ki: “Ben sizin üzerinize vekil değilim. Her önemli haberin kararlaştırılmış bir zamanı vardır, siz de yakında bileceksiniz.”

68 – Ve ayetlerimiz hakkında boşa uğraşanları gördüğün zaman, onlar ondan başka söze dalıncaya kadar hemen onlardan yüz çevir. Ve eğer şeytan bunu sana terk ettirse de hatırladıktan sonra o zalimler topluluğu ile beraber oturma.

69 – Takva sahibi olan kişilere de o zalimlerin hesabından bir şey yoktur. Fakat takva sahibi olmaları için bir hatırlatma!

70 - Ve dinlerini oyun ve eğlence edinmiş / oyun ve eğlenceyi kendilerine din edinmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olan kimseleri bırak ve onunla [Kur’an ile] hatırlat / öğüt ver: Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığıyla helake düşerse, onun için Allah’ın astlarından bir veliy [yakın kimse] ve şefaatçi söz konusu olmaz. Her türlü dengi denkleştirse de [suçuna karşı her türlü bedeli ödemeyi istese de] ondan alınmaz. İşte bunlar, kazandıkları ile helake düşen kimselerdir. Nankörlük ettiklerinden ötürü onlar için kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.

71, 72 - De ki: “Allah’ın astlarından bize yarar sağlamayan ve zarar vermeyen şeylere mi yakaralım? Ve Allah bizi doğru yola ilettikten sonra, kendisinin ‘bize gel’ diye doğruya ve güzele çağıran arkadaşları varken şeytanların kendisini ayartıp yeryüzünde şaşkın dolaşır hâle getirdiği kimseler gibi gerisin geri mi döndürülelim? De ki: “Şüphesiz Allah’ın doğru yolu, gerçek doğru yolun ta kendisidir. Ve biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla ve ‘salatı ikame ediniz ve O’na takvalı olunuz’ diye emrolunduk. Ve O [Allah], sadece Kendisine toplanacağımız kimsedir.”

73 – Ve O, gökleri ve yeri hakk ile yaratandır. Ve O, “Ol!” dediği gün hemen olur. O’nun sözü haktır. Sur’a üflendiği gün de mülk ancak O'nundur. O, gizliyi ve açığı bilendir. O, Hakîm’dir, Habîr’dir.

74 – Ve hani İbrahim, babası Azer’e, “Sen putları tanrılar mı ediniyorsun? Şüphesiz ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.

75 – Ve Biz [kanıt elde etmesi] ve kesin inananlardan olması için İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu böylece gösteriyorduk.

76 – Bu nedenle o [İbrahim], üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü, “Bu, benim rabbimdir" dedi. Sonra yıldız batınca, “Ben batanları sevmem” dedi.

77 – Sonra Ay'ı doğarken görünce de “Bu, benim rabbimdir” dedi. O da batınca, “Ant olsun ki Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, kesinlikle ben sapkınlar kavminden olurum” dedi.

78, 79 – Sonra Güneş'i doğarken görünce de, “Bu benim rabbimdir, bu daha büyük!” dedi. Sonra o da batınca, “Ey kavmim! Şüphesiz ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Kesinlikle ben hanif olarak yüzümü, gökleri ve yeri yoktan var edene / yok edecek olana çevirdim ve ben ortak koşanlardan değilim” dedi.

80-82 – Ve kavmi onunla tartıştı. O [İbrahim]; “Bana doğru yolu göstermişken Allah hakkında benimle mi tartışıyorsunuz? O’na ortak koştuklarınızdan hiç korkmuyorum. -Ancak Rabbimin dilediği şey hariç.- Rabbim bilgice her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünmez misiniz?

Ve Allah, haklarında hiçbir güç kuvvet indirmediği hâlde, siz O’na ortak koşmaktan korkmuyorken, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım? Bu durumda eğer biliyorsanız, bu iki topluluktan hangisi güvende olmaya daha layıktır?” dedi.

Şu iman edenler ve imanlarına zulüm giydirmeyenler [şirk karıştırmayanlar]... İşte onlar; güven kendilerinin olanlardır. Doğru yolu bulanlar da onlardır.

83 – Ve işte bunlar, kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz kanıtımızdır. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Şüphesiz senin Rabbin Hakîm’dir ve Alîm’dir.
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24. August 2012, 03:28 PM   #8
hiiic
Uzman Üye
 
hiiic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 1.979
Tesekkür: 1.908
1.298 Mesajina 2.732 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 26
hiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud ofhiiic has much to be proud of
Standart

Peki ibrahim peygamber Ayı gökyüzünde görüp bu benim rabbimdir derken, ayı ilk defa mı gördü? Batacağını zannetmiyor muydu?

Şöyle izah edeyim. İbrahim peygamber Haniftir. Kutsalı olmayan, objektif bir hanif. Metaryalist bir insan. Nelerin tanrı olamayacağını iyi ölçüp biçen birisi. Babasıyla olan konuşmasından çıkarılması gereken bilgide şu; o çocukluğundan beri hicbir puta ilaha tapmadı. O kavminin dinsel hurafelerini eleştirdi durdu. Onlarla alay edercesine hemde. Çok ince mizahi yeteneğe ssahip olan İbrahim peygamberin kıssaları gerçekten anlayanları gülümsetecek bilgiler içeriyor.

Baltayı büyük putun boynuna asıp, diğerlerini o kesmiştir derken nasıl kavmiyle dalga geçmişse, gök cisimlerini ilah diye gösterip sonra onların batmalarının ardından "aaaa buda battı (!)" derken aynı ironiyi geçmiştir.

***
O kıssastan çıkarılacak ders; Neyin Allah olduğunu bulmak değil (Allahı bulmak imkansızdır), nelerin Allah olmadığını bulabilmektir.

Şimdi bir ileriki aşamaya gidiyorum ve hicbir hocadan duyamayacağın bir bilgiyi de veriyorum. İbrahim peygamberin dinleri sorgulama sistemi o kadar üstdüzeydir ki, o Allahı bile sorgulamıştır. Vahiy aldığı varlığın bile gerçekte Allah olup olmadığı hakkında şüphe sahibidir ki kuşları nasıl dirilttiğini göster diyere Allahın Allahlığını görmek istemiştir.

Biz de böyle olmak zorundayız. Gökten bir Allah inip bana tapın dese ona iman mı edeceksiniz? ya o ABD nin uydudan gönderdiği mavi ışık projesiyse? Ya o sadece bir uzaylıysa? ya o deccalse?

Kuran teslimiyetçi tavır sergileyenleri sevmez. Allah her zaman şüphecilerden yanadır. Aklını kullananlardan yanadır.
Allah diye peşinden gittiğiniz şeyler hakkında bir delil (bilimsel ispat) yoksa Allah o şirkin günahını affetmeyecektir. Bu gün Allah olduğunu zannederek insanlar halisülasyonların peşinde bile gidiyor. Ya şeyhlerini Allah ilan edenler? onların şirki ne olacak? sivri sineğin aldığı kanı, kapıp gtürdüğünü bile geri getiremeyecek olanlar mı Allah katındaki şefaatciler olacak?
---
EĞer ibrahim peygamberin örneğini hakkıyla anlamış olsalardı, Hristiyanlar isaya, budistler budaya, müslümanlar şeyhlerine, efendilerine tapmazlardı.

Tekrarlıyorum, Mesele Allahı bulmak değil, Allahı bulmak imkansızdır. Mesele neyin Allah olmadığını anlayabilecek şüpheciliğe sahip olmakta. Bunu yaparken kullanılan ironi de çok önemli. O ironinin bile bilimsel sebepleri var ve gerçekten çok önemli ama bundan şimdi bahsedersek behis uzar. İnsanların tanrı zannettiği şeylerle ince ince küfretmeden dalga geçmek peygamber sünnetidir.
hiiic isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hiiic Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (28. August 2012)
Alt 24. August 2012, 08:45 PM   #9
ozaner
Katılımcı Üye
 
Üyelik tarihi: Oct 2011
Mesajlar: 35
Tesekkür: 7
19 Mesajina 40 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 0
ozaner has much to be proud ofozaner has much to be proud ofozaner has much to be proud ofozaner has much to be proud ofozaner has much to be proud ofozaner has much to be proud ofozaner has much to be proud ofozaner has much to be proud of
Standart

yapma be dostum

6/74 – Ve hani İbrahim, babası Azer’e, “Sen putları tanrılar mı ediniyorsun? Şüphesiz ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum”

Diyen bir peygamber
6/76 – Bu nedenle o [İbrahim], üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü, “Bu, benim rabbimdir" dedi.

6/77 – Sonra Ay'ı doğarken görünce de “Bu, benim rabbimdir” dermi bunu Hz

İbrahime atfetmek büyük zulum olur O zaman o da şirk koşmuş olurdu.

Şirkin sosyolojisi ni iyi düşünmek gereklidir niçin şirk koşulur iyi düşünmek gerekir. bu bir şirkin ne kadar geçişli bir mantık olduğunu anlatmak için verilmiş bir örnektir.Yani Babasını şirkten arındırmak isteyen İbrahim peygamber kendi şirk sözlerini ifade eder mi ?
ozaner isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25. August 2012, 06:54 AM   #10
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
268 Mesajina 414 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart

Alıntı:
ozaner Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
yapma be dostum

6/74 – Ve hani İbrahim, babası Azer’e, “Sen putları tanrılar mı ediniyorsun? Şüphesiz ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum”

Diyen bir peygamber
6/76 – Bu nedenle o [İbrahim], üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü, “Bu, benim rabbimdir" dedi.

6/77 – Sonra Ay'ı doğarken görünce de “Bu, benim rabbimdir” dermi bunu Hz

İbrahime atfetmek büyük zulum olur O zaman o da şirk koşmuş olurdu.

Şirkin sosyolojisi ni iyi düşünmek gereklidir niçin şirk koşulur iyi düşünmek gerekir. bu bir şirkin ne kadar geçişli bir mantık olduğunu anlatmak için verilmiş bir örnektir.Yani Babasını şirkten arındırmak isteyen İbrahim peygamber kendi şirk sözlerini ifade eder mi ?
Sevgili kardeşim,

6/74 deki sözü babasına ederken İbrahim a.s. henüz peygamber değildir. Siz bu anlatımları, peygamber kimliği üzerine anlamaya çalıştığınız için, İbrahim a.s. yakıştıramıyorsunuz.

Şimdi; aşağıdaki ayetleri birbiriyle bütün olarak ele alalım:

74 – Ve hani İbrahim, babası Azer’e, “Sen putları tanrılar mı ediniyorsun? Şüphesiz ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.

75 – Ve Biz [kanıt elde etmesi] ve kesin inananlardan olması için İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu böylece gösteriyorduk.

Şimdi ayetlerden çıkan sonucu inceleyelim;

74.ayette babasına bu sözü söyleyen İbrahim a.s.ın, o sırada peygamber olması bir tarafa, daha kesin olarak neye iman etmesi gerektiğini bile bilmediğini 75. ayetten görüyoruz.

75.ayete iyi dikkat edersek; İbrahim a.s.ın kesin inananlardan olması için, kanıtlara ulaşılmasının istenilmekte, bu yüzden de gökler ve yerin düzenini düşünmesi sağlanılmakta olduğunu görürüz.

Saygılarımla...
aorskaya
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
aorskaya Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (28. August 2012)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
aklin, kissalar, ıbrahım, zamanindakı, önemı


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:12 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam