hanifler.com Kuran odaklı dindarlık  

Go Back   hanifler.com Kuran odaklı dindarlık > İMAN > Allah'a İman > Allahın sıfatları

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 14. January 2013, 10:04 AM   #1
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
268 Mesajina 414 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart ALLAH geleceği bilemezmi?

Selamun aleyküm,

Sevgili kardeşlerim,

Son günlerde internet ortamında bir videodaki telefon konuşması ile gündeme gelen (profesör Abdülaziz Bayındır'ın Allah, birinin kiminle evleneceğini bilmez! açıklamasıyla) tartışılmaya başlanan bir konu ortaya çıkmıştır.

Allah geleceği bilirmi?

Bu konuda başka bir forumda, konuyu tartışmaya devam etmekteysem de; konu açan kardeşimizin yazısını burada da değerlendirmek ve katılımcıların görüşlerine sunmak üzere aşağıya alıntılıyorum.

Katılımcıların, kimseyi kafir ilan etmeden, sadece konuya ilişkin kurandan delillerle görüşlerini belirtmek suretiyle katılımlarını bekliyorum.

Saygılarımla
aorskaya


KADER İNANCI SAÇMALIKLARINI ÇÜRÜTMEYE RUM SURESİNİN BİR KAÇ AYETİ BİLE YETER. ALLAH GELECEĞİ BİLİR Mİ?

Alıntı:
(NOT; Bu forumda 2008 tarihinde paylaştığım “Hadid 22 ve olayların levhi mahfuza ne zaman yazıldığı” başlıklı bir başlığım var. O başlıkta “Allahın geleceği bilmesi” mevzusunu tartışmıştık.
Link;
http://www.kuranformu.com/forum/index.php?topic=121.0
Tabi o dönmelerde ben tek kalmaktaydım. O yüzden de gayet mahcup bir ifadeyle düşüncelerimi dile getirdiğimi hatırlıyorum. 1993 lerde konuyu ilahiyatta yanlış hatırlamıyorsam Süleyman Ateşe açmıştım. Ancak ben delil sorduğumda söyledikleri çocuk avutur cinsindendi ve güldüm geçtim. Bu bilgiyi defalarca Kurandan sorguladım. Ancak kesinlikle her sorgulamamda “insanların ne yapacağını Allahın bildiğine yönelik kurandan hiçbir bilginin olmadığını her defasında gördüm.
Şimdi çok şükür ki artık konuyla ilgili yalnız değilim. Bayındır Hoca da “Allahın geleceği bilemeyeceğini” dile getiriyor. Bu bilgiye ne zamandır sahip bilmiyorum. Ama artık yalnız olmadığım için mutluyum.)

1- Elif Lâm Mîm.(2-5) - Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

6- Allah, (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. Allah, vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.

7- Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.


ALLAH GELECEĞİ BİLİR Mİ?

İnsanlar, Allah’ın geleceği bildiği bilgisine o kadar şartlanmışlardır ki aksini söylemek insanların büyük tepkisine neden olmakta. Çünkü koskoca kader inancı bu önermenin üzerine inşa edilmiş durumda. Bu bilgiyi çektiğinizde koskoca bir inanç sistemi çökmektedir. Konuştuğum birçok kişi bu bilginin kesin doğruluğunda ittifak etmiş durumdadırlar.

Dini inançlarımı Kuran bilgisiyle oluşturmaya karar verdiğim zamanlardan bu yana, dile getirmekten dolayı yalnızlığını yaşadığım ve ucube olarak görüldüğüm dinle ilgili birçok konu oldu. Ancak geçmişte ucube olarak görülmeme neden olan birçok konunun bugün başkaları tarafından da dile getirilir olmasından dolayı birçok konuda rahatlama yaşadığımı ifade etmeliyim.

Fakat “Allah insanların ne yapacağını kesin bir bilgiyle bilmez” dediğim zaman çevreme baktığımda hala bu konuda büyük bir yalnızlık yaşamam, aslında beni de ürkütüyor. Fakat Kuranı analizci bir yöntemle anlamaya çalıştığımızda bu sonuçtan başka bir sonuca da ulaşmamız mümkün değil. Elbet herkesin baktığı bir şey de aynı şeyi görmesi mümkün değil. Ama en azından dikkati çektiğimizde bazılarının benim de gördüğüm şeyleri görmesi gerekmez mi?

Peki, neden benim söylediğimi söyleyen bir Allah’ın kulu yok!
(Dün 23-12-2012 de Abdülaziz Bayındır'ın da aynı düşüncede olduğunu öğrenmiş olmaktan dolayı mutluyum)

1- Ben yanlış analiz etmiş olabilirim. (Bu da bir ihtimaldir. Hem de eğer bir kişi bile senin gördüğünü göremiyorsa büyük bir ihtimalle de böyledir. Seneler içerisinde yanlışlığımı fark ettirecek birilerini aradım. Sapık olarak damgalanabileceğimi bile bile bu konuyu birçok kere açtım. Üzerinde çok düşündüm. İtirazları dinledim. Sonuç; şu ana dek konuyu yanlış analiz ettiğimi hissettiren bir bilgi (ayet) olmadı. Olmadığı gibi bütün ayetler düşüncemin doğruluğunu sürekli gösterdi.)

2- “Allah insanların ne yapacağını bilir” bilgisi İnsanların sarsılmaz bir inançla inandıkları bir bilgi. Kader inancını bu bilgi üzerine inşa etmişler. Bütün bir kuranı bu bakış açısıyla anlamışlar, yorumlamışlar. Çat pat ta olsa bir iki yerinde uyuşmazlık ta olsa kafalarında sorunları çözmüşler. Bir de kader konusu üzerinde konuşmayı güya peygamber hadisiyle de yasaklayıp konuşanları günahkâr ilan etmişler. Sonrasında ben ne dersem diyeyim otomatikman sapık konumuna düşmüş oluyorum zaten. Konuyla ilgili İnsanların zihinleri önyargılarla dolu. Gerçeklerin üzeri kalın bir örtüyle kapanmış vaziyette.

Muhtemelen konu peygamber dönemine ait bir sorun değil. Onlar konuyu Kuranın anlattığı ve peygamberimizin de izah ettiği şekilde dosdoğru anlıyorlardı. Ancak sonradan ortaya atılan fikirlerle zihinler bulandı ve gerçekler görülmez oldu. Tıpkı durgun suyun berraklığında bütün çakıllar apaçık görünürken birilerinin gelip suyu bulandırmasının ardından suyun berraklığını kaybedip o rengârenk çakılların görünmemesi gibi. Görünmüyorlar artık.

3- Ben bir şeye dikkati çektiğimde karşımdaki kişi mevcut yanlış işlemler üzerinden bir analiz yapıyor ve vardığı sonuçla haksız olduğum kanısını kendince kuvvetlendiriyor.

(Hâlbuki yanlış bir bilgiye dayalı olarak yorumladığımız her konu zaten yanlıştır. Yani yanlış ölçü yanlış terazinin sonucudur. Siz o teraziyle ne tartarsanız tartın hep yanlış tartmış olursunuz. Öyleyse tartma işi doğru teraziyle yapılmalıdır. Yine başka bir ifadeyle matematik te doğru sonuç için doğru işlem yapmak zorundasınızdır. Yanlış bir işlem ile sayfalar dolusu işlem yaparsınız ve bir sonuca da ulaşırsınız, üstelik doğru olduğuna inandığınız bir sonuca. Ama asla doğru sonuca ulaşamazsınız. (İtiraz; “herkes yanlış bulmuş bir tek sen mi doğruyu bulmuşsun” şeklinde olmakta.))

4- Doğru bir bakış açısı ile aynı frekansı yakalayamıyoruz. Ben gökyüzünde hareket eden küçük bir uçağı işaret ediyorum. Karşımdaki kişiye fark ettiremiyorum. (İtiraz; “bir tek sen mi görüyon bunu niye senden başka kimse göremiyor. Milyonlarca kişiden biri mutlaka görürdü herhalde değil mi?” şeklinde olmakta. İtiraz sahibi doğru söylüyor aslında. Zaten ben de bu kadar uzun bir girizgah yazısını bunun için yazmaktayım. Ne var ki ben baktığım zaman böyle görüyorum. Yalan söyleyip sizin gördüğünüzü mü gördüğümü söyleyeyim.)

5- “Allah insanların ne yapacağını kesin bir bilgiyle bilmez” denildiği zaman sanki Allaha eksiklik izafe edilmiş gibi olmaktadır. İnsanlar böylesi iddialı bir bilgiyi söylemekten ve akıllarına bile getirmekten imtina etmektedirler. Belki de bazı ilim adamları bu bilgiyi fark etmiş bile olsalar sanki dile getirmekten çekiniyorlarmış veya geçmişte çekinmişler gibi geliyor bana. Sanki.

Artık konuya girelim.

ALLAH YAKIN GEÇMİŞTEN HABER VERİYOR

2. Ayet: “Rumlar yakın bir yerde yenilgiye uğradılar” derken Allah, olmuş bitmiş bir bilgiyi haber veriyor.

ALLAH GELECEKTEN HABER VERİYOR

3. Ayet: “Ama onlar, bu yenilgilerinin ardından ilerde galip geleceklerdir” “Sin” harfi gelecek zaman için kullanılır. Dolayısıyla bizler bu bilgi ile gelecekte olacak bir bilginin haber verildiğini anlıyoruz. (Çoğunuz “eee hoca bak gördün mü Allah gelecekte olacak bir olayı haber veriyor” demektesiniz sanırım. Evet, doğru ayet gelecekten haber veriyor. Ve demektesiniz ki “Demek ki Allah gelecekte olacakları biliyor”. Evet, öyle.

KADERCİ ANLAYIŞ ALLAH’I HİÇLEŞTİRMEKTEDİR

Ama benim bu bilgiden vardığım sonuçla kadercilerin vardığı sonuç aynı değil. Şöyle ki; Ben, gelecekte Rumların galip gelmesinin nedenini “öyle olacak ta onun için” veya “öyle gerçekleşecek te onun için” şeklinde açıklanmasını “zamana kulluk veya zamanın ilahlaştırılması” anlamına geldiğini düşünmekteyim. Aynı zamanda böyle bir söylem “Allah’ı ve iradesini itibarsızlaştıran” bir söylemdir. Yani farkında olmadan “Allahı hiçleştiriyoruz”.

Peki, Rumların gelecekte galip geleceğini Allah, gelecekte öyle olacağını bildiği için haber vermiyor mu? Hayır. Allah “öyle olacağı veya öyle gerçekleşeceği” için değil, bizzat, Rumların galip gelmesini “irade buyurduğu” yani bizzat “böyle istediği” için gelecekte Rumların galip geleceğini söylüyor. (Bunu sonraki ayetten rahat anlıyoruz zaten) Yoksa gelecekte olayların öyle gerçekleşeceğinden dolayı değil. Aradaki farkı umarım anlatabiliyorumdur.

Arada Allah’ın iradesini var saymak veya yok saymak gibi koca bir fark var. Gelecekte gerçekleşecek o olayın Allah’ın bizzat “öyle istiyor” olmasından dolayı değil de gelecekte “öyle gerçekleşeceğinden” dolayı Allahın biliyor olması tamamen farklı şeylerdir. İşte bu fark nedeniyle kaderci anlayışta “Allahı ve iradesini itibarsızlaştıran” bir söylem var demekteyim. Bu nedenle “Allahı hiçleştiriyoruz” demekteyim. Bu nedenle kaderci anlayışın açıklama biçiminin “zamana kulluk veya zamanın ilahlaştırılması” anlamına geldiğini söylemekteyim.

ALLAH KESİN TARİH VERMİYOR

4. Ayet: “Birkaç yıl içinde” denmekte. Neden tam tarih veya saat verilmiyor. Kaderci anlayışınız doğrultusunda birçok yorum getireceksiniz elbet. Elbet getirdiğiniz tüm açıklamalar tüm benliğinizle doğru olduğunu düşündüğünüz açıklamalar. Anlıyorum. Ama ne olur birazcık ta siz beni anlasanız.

ALLAH NEDEN KESİN TARİH VERMİYOR?

Söyler misiniz? Allah tam tarih verseydi işin sırrı mı bozulurdu, imtihanın sırrı mı kaçardı. Neden tam tarih verilmiyor.

Benim cevabım şu: Konuyu Hz. Musa örneğiyle anlatacağım ki daha iyi anlaşılsın.

Allah Rumların galip gelmesini istemektedir. Aynı Allah’ın İsrail oğullarından biri ile Firavuna haddini bildirmek istemesi gibi. Allah bu emrinin (“vaadinin”) gerçekleşmesi için nasıl ki yeryüzünde insanları vahiyleriyle yönlendirmiş ve planını icraya sokarak muvaffakiyet elde etmişse Rumların galip gelmesine yönelik emri için de Allah elbet plan yapmış ve devreye sokmuştur.

Allah’ın kullara yönelik böylesi emrinin ve planlarının olduğuna yönelik o kadar çok ayet vardır ki ben daha çok enfal suresinin iyi bir analizle tekrar tekrar okunmasının konuyu daha da anlaşılır kılacağını düşünüyorum. Örneğin Enfal 44. Ayette;

“Karşılaştığınızda onları sizin gözlerinize az gösteriyordu. Sizi de onların gözünde azaltıyordu ki, yapılmasına karar verilen işi yürürlüğe koysun. Zaten bütün işler Allah'a döndürülür”

Tabi ki planın işlemesi için Allah, vahyi ile insanları yönlendirmektedir. Yukardaki ayette, Hz. Musa’nın hikâyesinde ve daha pek çok anlatımda Allah’ın planının telkinler ve yönlendirmeler ile nasıl devreye sokulduğunu görmemiz mümkün.

Ancak bu planın işlemesi, kulların eli ile gerçekleşeceğinden, her şeyin planlandığı gibi gitmesi her zaman için mümkün olmayabilir. Çünkü insanlar özgür iradesi olan varlıklardır ve insanlar Allah’ın vahyi (telkinleri) dışında farklı kararlar alarak uygulayabilirler. Örneğin Hz Musa olayında anne, annelik duygusuyla neredeyse işi açığa çıkaracaktı. Ama Allah ona metaneti telkin etti. (İlgili ayetlere bakınız) Ayrıca Enfal suresi 65-66. Ayetlere de bakalım;

65- “Ey Peygamber! MÜ’m inleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir.”66- Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah'ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir.

Ayetlerden görülmektedir ki kulların motivasyonlarındaki düşüklük, sonucu veya durumu değiştirebilmektedir. Bu durum aynı zamanda planın da her zaman, planlandığı gibi gidemeyebileceğini gösterir. Fakat mutlak anlamda emir Allah’ın olduğu için işin olması da kesindir ve Allah bu durumlarda başka unsurları devreye sokar. Yine enfal 45; den örnek vereyim ama inanın daha pek çok örnek var.

“Karşılaştığınızda onları sizin gözlerinize az gösteriyordu. Sizi de onların gözünde azaltıyordu ki, yapılmasına karar verilen işi yürürlüğe koysun. Zaten bütün işler Allah'a döndürülür”

İşte bu anlattığım nedenlerle tam tarih verilmemesi gayet normaldir. Çünkü planın bir ucunda kullar var. Ve plan kullar aracılığı ile işliyor. Her ne kadar Allah’ın vahyi ve telkinleri ile kullar Allah’ın planı doğrultusunda yönlendiriliyor olsalar da özgür iradeye sahip kullar, telkin edilenin dışında hareket edebilmektedirler. Bu da konuyu çok ihtimalli yapacağından tarihin kesin belli olmamasına neden olur. Onun için Allah kesin tarih vermiyor. Tarih kesin belli olmasa da tahmini süresi ve işin kesin gerçekleşeceği bellidir.

TARİH KESİN BELLİ OLMASA DA İŞ ENİNDE SONUNDA ALLAH’IN DEDİĞİ GİBİ OLUR. ÇÜNKÜ “EMİR ALLAH'INDIR”

4. Ayet: “Önce de, sonra da emir Allah'ındır” Emir Allahtan olduğu için Allah’ın olmasını dilediği şey eninde sonunda mutlak anlamda kesin olarak gerçekleşir. Yani tam tarih belli olmasa da birkaç sene içinde kesinlikle Rumlar galip geleceklerdir. Çünkü Allah böyle istemiştir. Emir Allahlındır.

(Son söylenenlerden cebriyeci bir anlam çıkaranlar varsa eğer, ya ben yanlış anlattım ya da siz yanlış anladınız demektir. Onların söylemleri daha farklıdır.)

Ayetin devamında “Ve o gün müminler sevineceklerdir” denmektedir.

ALLAH’IN İSTEDİĞİ OLMAYACAK DİYE BİR ŞEY AKLINIZA GELMESİN. ÇÜNKÜ O ÜSTÜN VE GÜÇLÜDÜR.

5. Ayet:“O, dilediğine yardım eder. O, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.”“Emir Allahın olduğuna göre işin olması için dilediğine yardım eder ve Allah’ın istediği olmayacak diye bir şey aklınıza da gelmesin. Çünkü o üstündür ve güçlüdür.

“(BU,) ALLAH'IN VA'DİDİR; ALLAH, VADİNDEN GERİ DÖNMEZ. ANCAK İNSANLARIN ÇOĞU BİLMEZLER.”

İşte konumuzu, devam eden bu 6. Ayet çok güzel açıklamış olmuyor mu?. Aslında Allah “Ancak insanların çoğu bilmezler.” Derken aslında bizim şimdi konuştuğumuz konuyla alakalı olarak bunu söylememektedir. Ancak kullanılan ifade, konuyla alakalı olarak duygularımı ifade etmesi bakımından tam da denk düştü diyebilirim.

Allah’ın “insanların çoğu bilmezler” dediği şey; Allah emir buyurduğu zaman onun mutlaka gerçekleşecek olduğunu çoğu insanın bilmediğidir. Olayın görünen tarafında sonuç aleyhte iken aslında Allah’ın vaadi nedeniyle lehte sonuçlanacaktır. Ama insanların çoğu bunu bilmemektedirler. İşte hemen arkadan gelen 7. Ayette: bu bilemeyişin nedeni açıklanmıştır.

“ONLAR DÜNYA HAYATININ ANCAK DIŞ YÖNÜNÜ BİLİRLER. AHİRET KONUSUNDA İSE TAMAMEN GAFLETTEDİRLER.”

Denmiştir. Yani insanların çoğunun bilemeyişinin nedenini Allah, olayları ancak dış ve görünen yönüyle değerlendirmemize bağlamaktadır. Çünkü İnsanlar sadece görünenden hareketle dünya hayatına ilişkin yorum yapmaktadırlar. Görünen kısmında ise insanların kendi iradeleri ile yaptıkları iş ve eylemlerin var olduğu sanılmaktadır. Oysa insanlar arkadaki görünmeyen iradenin farkında bile olamamaktadırlar. Olayın görünen tarafında sonuç lehte görünmüyor da olsa gerçekte Allahın emri nedeni ile veya verdiği söz nedeni ile lehte sonuçlanacaktır.

Dünya hayatını böylesine yüzeysel (zahiri) değerlendirebilen insanoğlu, Ahiret konusunda ise tam bir gaflet içindedir. Maalesef.

(Konu sonuç itibarı ile bir şekilde cebriyeye bağlanmış gibi görünmektedir. Oysa konu Allah’ın iradesi- Kulların iradesi bağlamında, bir bütün olarak ele alındığında ne anlatılmak istendiği daha açık anlaşılabilmektedir. Yine bilinmelidir ki dünyadaki bütün işler salt Allah’ın iradesi doğrultusunda yürümez. Allah’ın, kulların iradesine bıraktığı bir çok husus vardır.

Aslında iradenin kulların iradesine bırakılması da bir tür Allah’ın iradesidir. O yüzden de Kuranda “Allah dilemedikçe sizler dileyemezsiniz” şeklindeki ayetlere rastlarız.

Allah’ın iradesinin, işi kulların iradesine bırakmak şeklinde tecelli ettiği bir olaya örnek olarak Zülkarneyn kıssasını verebiliriz. Zülkarneyn kıssasında Allah, kavmin durumuyla ilgili hükmü yani kararı Zülkarneyn’e bırakmıştır. Allah’ın orada kavimlerle ilgili iradesi; ne yapılacağının kararını Zülkarneyn’e bırakmak şeklinde olmuştur. Allah eğer o kavimleri cezalandırmayı dilemiş olsaydı bunu emir buyururdu Zülkarneyn’e. Ama Allah öyle yapmadı. Kararı Zülkarneyn’e bırakarak ister cezalandır ister affet dedi.

Kuranda çokça zikredilen bir ayeti de tekrarlayalım “insanlar kendi elleri ile yaptıklarından hesaba çekileceklerdir.” Ve başından itibaren konunun üzerine oturtulduğu mantık kavrandıysa meselenin cebriye ile hiç te bir alakasının olmadığı fark edilecektir. Ele aldığımız ayet gelecekte Allahın olmasını dilediği bir mesele ile ilgilidir. Ve ebetteki Allah’ın dilediği şey mutlaka olur. İlgili ayetlerde geçen Allah’ın dilemesini külli irade kavramı ile de ilişkilendirebiliriz. Belki daha iyi anlaşılır diye düşünerek.

Ayrıca konunun bir de levhi mahfuza yazımı ile ilgili kısmı vardır ki bunu “Hadid 22 ve olayların levhi mahfuza ne zaman yazıldığı” şeklinde bir başlıkla başka bir forumda ele almış ve orada tartışmıştım. Linki:

http://www.kuranformu.com/forum/index.php?topic=121.0

Forumdaki o tartışma da, Allah’ın ahirette geçen diyalogları, şimdiden kuranda anlatmasının “Allah’ın geleceği bilmesi” savı üzerinde takılmıştım. Takıldığım o konu işin doğrusu beni yine bambaşka bir bilgiye götürdü. Ancak şimdilik o bilgiyi paylaşmıyorum. Üzerinde daha çalışmam gereken bir konu.

Yine Allah’ın zamandan münezzeh olmasının nasıl yanlış anlaşıldığı ile ilgili ve zaman kavramına yüklenilen yanlışlıklarla ilgili bazı forumlarda açmış olduğum konular var.

Konu aslında biraz daha ilerisinde tüm anlayışımızı değiştirecek ölçüde geniş bir konudur. Ve tüm bu konular, kader bağlamında hep yanlış değerlendirile gelmiştir. İşte birbiriyle bağlantılı birçok yanlışlık nedeniyle anlattığım şeyler çoğu kere anlaşılamamaktadır. Aslında üzerinde düşündüğüm ve notlarını da aldığım bu konularla ilgili çalışmalarımı birleştirerek insanlara bir eser takdim etmeyi çok isterdim. Belki ilerde neden olmasın. Bugün bu yazıyı izlediğim bir videodan dolayı ele aldım. Kabaca da olsa konuyu ifade etmeye çalıştım. Maalesef su bulanık olduğu için söylediğimiz birçok ifade yanlış anlaşılabilmektedir. Biz yine de sürçü lisan ettiysem affola diyelim.

Allahın selamı ve selameti üzerinize olsun.)


__________________________________________________ ______________________________
Rum Suresi
1-الم
2-غُلِبَتِ الرُّومُ
3-فٖى اَدْنَى الْاَرْضِ وَهُمْ مِنْ بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَ
4-فٖى بِضْعِ سِنٖينَ لِلّٰهِ الْاَمْرُ مِنْ قَبْلُ وَمِنْ بَعْدُ وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُون
5-بِنَصْرِ اللّٰهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُ
6-وَعْدَ اللّٰهِ لَا يُخْلِفُ اللّٰهُ وَعْدَهُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
7-يَعْلَمُونَ ظَاهِرًا مِنَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَهُمْ عَنِ الْاٰخِرَةِ هُمْ غَافِلُونَ

Konu aorskaya tarafından (14. January 2013 Saat 10:08 AM ) değiştirilmiştir.
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14. January 2013, 10:34 AM   #2
merdem
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 1.606
Tesekkür: 667
710 Mesajina 1.305 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 23
merdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud of
Standart görüsler tek tarfli olmasin diye alinti ekliyorum

Aorskaya kardesimizin vermis oldugu likler kendisiyle ilgili paylasimlardir. Bir de susran kardesimizin sunmus oldugu aciklamar var kuranformu'nda, istedim ki paylasimlar ve görüsler tek yandan olmasin. Bilincle yapabilelim paylasimlarimizi.




Allah İnsanların Ne Yapacağını Önceden Bilmez mi?

Günümüzde böyle bir inanç oluşturuldu. Güya Allah (cc) kendi tasarılarını yani kendisinin ne yapacağını bilir ama, kendilerine hur irade verdiği insanların ilerde ne yapacaklarını önceden bilmez, ancak Allah (cc) insanların düşünce planına akseden düşüncelerini bilebilir.

İnsanlar, bu düşüncelerini fiile geçirebilmek için de Allah’ın vereceği güce muhtaçtırlar. Bu durumda Allah (cc), kime güç verip kime güç vermeyeceğine kendisi karar verdiği için kimin ne yapacağını bilmiş olur” derler. Başka bir ifadeyle “Allah (cc), insanların ilerde ne yapmak isteyeceklerini önceden bilmez, ancak düşünce planına aksettikten sonra bilebilir, çünkü O, “alimun bizatissudur”dur derler. Yine “İnsanların ilerde ne yapacaklarını Allah’ın (cc) bildiğine dair K.Kerimde hiçbir delil ve işaret de yoktur” derler.

Bu arada günümüz Müslümanları, sanki cebriyenin kader inancını savunuyorlarmış gibi ikide bir ona gönderme yapıyorlar ve sanki Allah’ın önceden her şeyi yazıp da insanları onu yaşamaya mahküm ettiğini savunuyorlarmış gibi. Halbuki Müslümanların kader inancı, Allah kimin ne yapacağını önceden biliyordu, bildiği gibi yazdı, böyle bir yazı olmasaydı yine yapacakları oydu. Onun için Allah tarafından önce yazılıp da kimse verilen rolü oynamaya zorlanmamıştır.

Yine bu zihniyette olanlar yani Allah’ın insanların ilerde ne yapacaklarını bilmediğini savunanlar delil olarak da Lukman suresinin son ayetini gösterirler.
اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِى الْاَرْحَامِ وَمَا تَدْرٖى نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَدًا وَمَا تَدْرٖى نَفْسٌ بِاَىِّ اَرْضٍ تَمُوتُ اِنَّ اللّٰهَ عَلٖيمٌ خَبٖيرٌ
[031.034] [DV] Kıyamet vakti hakkındaki bilgi, ancak Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yine hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.

1-“Saatın ilmi Allah’ın yanındadır, onun zamanını O’ndan başkası bilmez.” Bu konuda itirazları yoktur. Çünkü; “saatın zamanını tayin edecek olan Allah’ın kendisi olduğu için tabii olarak onun zamanını da O bilir” derler
2-“Yağmuru O indirir.” Bunda da itirazları yoktur. “Yağmuru indiren Allah’ın kendisi olduğu için ne zaman, nereye ve ne kadar indireceğini tabii olarak bilir ve bilecektir de” derler.
3-“Rahimlerdekini de O bilir”. Bunu da kabul ederler. “Çünkü rahimde olan bir mevcuttur, vücutta (varlıkta) olan her şeyi bilir” derler.
4-“Hiçbir nefis yarın ne kazanacağını bilmez”. “Buradaki “nefis” kelimesine Allah da dahildir, Allah da bilmez” derler.

Buradaki nefis kelimesine Allah’ı dahil etmeleri yanlıştır:
a) Çünkü Ayet “hiçbir kimse yarın ne yapacağını bilmez” der. Allah ise ne yapacağını her zaman bilir, sadece insan bilemez yarın ne yapacağını.çünkü insan her istediğini yapabilen bir varlık değildir, onun yapma gücü Allah (cc)tan gelir, O, güç verirse yapar, vermezse yapamaz, iradesi muallakta kalır. Halbuki Allah (cc) öyle değildir, Allah (cc), “fealun lima yurid”dir yani istediğini yapan, yapabilendir. Hiçbir kimse “Allah yarın ne yapacağını bilmez” diyemez.
b) “Allah kendisi yarın ne yapacağını bilir ama, insanların ne yapacağını bilemez” demektedir bu ayet ve buradaki nefis kelimesi Allah’ı da kapsamaktadır çünkü kendisini istisna etmemiştir, [28/88] “…küllü şey’in halikün illa veche=O'ndan başka her şey yok olacaktır.” Ayetinde olduğu gibi kendisini istisna etmesi gerekirdi eğer o bilmeyenlerin içinde değil idiyse” derlerse.
Burada büyük bir yanılgı içindedirler. Çünkü ayet, “hiçbir kimse yarın ne yapmak istediğini bilmez” demiyor, çünkü hemen hemen herkes yarın ne yapmak istediğini geceden tasarlar, fakat ertesi gün bunun hepsini veya hiç birisini tehakkuk ettiremez, çünkü onu yapacak güç kendinde değildir, onu yapacak güç Allah’tandır, O, güç verirse yapar, vermezse yapamaz. Peki Allah kimin ne düşündüğünü ve ne tasarladığını bilmez mi? Hepsi diyecektir ki, bilir çünkü O, “alimun bizatıssudur= kalplerde olanı bilendir” derler.
-Peki Allah, kime güç verip ve kime ne yaptıracağını önceden kendisi bilmez mi?
-“Tabii ki bilir, çünkü O, fe’alun lima yurid= her dilediğini yapan, yapabilendir” derler.
Mademki Allah herkesin kafasındaki düşüncelerini ve yarın ne yapmak istediklerini biliyor ve bunlardan da hangilerine onay verceğini yani yapması için güç vereceğini kendisi biliyor, o zaman Allah herkesin yarın ne kazanacağını bilmiş olmayacak mı?

5-“Hiçbir nefis nerede öleceğini bilmez”. Buradaki nefse Allah dahil olabilir mi?
-Olamaz, çünkü Allah ölümlü değildir, “hayyun la yemut= ölümsüz diri”dir. Ölmeyecek olan birisi için “nerede öleceğini bilmez” denemez, ölmeyecek ki “nerede öleceğini bilmiyor” densin.

İşte Allah, hur irade verdiği insanların yarın ne yapacaklarını ve nerede öleceklerini bilmez” diyenlerin dayandıkları delil bunlardı, çürüdü gitti.Çünkü gerçek karşısında her batıl gidicidir.

Şimdi gelelim “Allah’ın, insanların ilerde ne yapacaklarını bildiğine dair Kuranda bir delil yoktur” iddialarına.



Peki, Rabbimiz ne diyor K.Kerimde, İnsanların ilerde ne yapacaklarını bildiğine dair hiçbir bilgi vermemiş midir?

Hud suresinde Rabbimiz Nuh (as)a, kavminden şimdiye kadar inananların dışında artık kimsenin inanmayacağını bildirmiştir. İşte Ayet-i Kerimeler:

[011.036] [DV] Nuh'a vahyolundu ki: Kavminden iman etmiş olanlardan başkası artık asla inanmayacak. Öyle ise onların işlemekte olduklarından (günahlardan) dolayı üzülme.
[011.037] [DV] Gözlerimizin önünde ve vahyimiz (emrimiz) uyarınca gemiyi yap ve zulmedenler hakkında bana (bir şey) söyleme! Onlar mutlaka boğulacaklardır!
[011.040] [DI] Buyruğumuz gelip Tennur (nehri) taşmaya başlayınca, «Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir» dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmıştı.
011.042] [DI] Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh, bir kenarda ayrı kalmış olan oğluna «Ey oğulcuğum! Bizimle beraber gel, kafirlerle birlik olma» diye seslendi.

Hz. Hud (as)dan müşrikler hakkında kendisinden her hangi bir istekte bulunmamasını da istiyor Rabbimiz. Dolayısıyla müşrik olan oğlunun kurtarılması için Allah’tan bir istekte bulunamıyor. “Müminlerin dışında da kimseyi gemiye alma” dendiği için de müşrik olan oğlunu gemiye alamıyor.
Oğlunu da ölüm ile baş başa bırakmaya gönlü razı olmuyor. Bu durumda tek bir yol kalıyor, “gel sen de iman getir, gemiye bin” demek.
Ama “bundan böyle kimse inanmayacak dendiği halde bir Peygamber oğluna nasıl iman etmeyi teklif ediyor” denebilir. Bence, büyük ihtimal “ehlini ve iman edenleri bindir” emrinden oğlu her ne kadar mümin değilse de iman etmeyeceklerden müstesna olduğu ve iman edip binebileceği kanaatiyle iman edip binmesini teklif etmiş olabilir son anda. Nitekim 45 ve 46 ayetler bu görüşü desteklemektedir.

[011.045] [DI] Nuh Rabbine seslendi: «Rabbim! Oğlum benim ehlimdendi. Doğrusu Senin vadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin» dedi.
Bundan anlaşılıyor ki Hz. Nuh, oğlunun ehlinden olduğunu ve dolayısıyla gemiye bindirebileceği kanaatini taşıyor ama bir yandan da imansızlık engelini görüyor bu ikilemden kurtulabilmek için iman edip binmesini istiyor.
[011.046] [DV] Allah buyurdu ki: Ey Nuh! O asla senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı kötü bir iştir. O halde hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben sana cahillerden olmamanı tavsiye ederim.

Allah’ın kavimlerin helaki hakkında değişmez kuralları (sünneti) vardır. Bu sünneti şu ayet-i Kerimede bize bildiriliyor:
وَلَقَدْ اَهْلَكْنَا الْقُرُونَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُوا وَجَاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ وَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا كَذلِكَ نَجْزِى الْقَوْمَ الْمُجْرِمينََ
10/13-Celâlim hakkı için biz sizden evvelki kurunu, kendilerine Peygamberleri beyyinat ile geldikleri halde zulmettikleri ve imana gelmeleri ihtimali kalmadığı vakit helâk eyledik, işte mücrim kavimleri biz böyle cezalandırırız 13
Deniyor ki; Şu üç husus gerçekleşmeden biz hiçbir kavmi helak etmeyiz:
1-Kendilerine beyyinelerle bir Peygamber gönderilmeden
2-Gönderilen Peygamber her şeyi delilleriyle anlatmasına rağmen zulme devam etmeden
3-İman etme ihtimali tamamıyla kalkmış olmadan helak etmeyiz. Bir toplum helak edildi mi bil ki o topluma Peygamber gönderilerek yeteri kadar uyarılmış, içlerinden iman edecekler etmiş, başka iman edecek kalmamıştır. İman edenler kurtarılmış, etmeyenler de toptan helak edilmiştir. Kuranda ve tarihte misalleri çoktur; Nuh kavmi, Semud kavmi, Lut kavmi vs….
Nuh kavmiyle ilgili yine Cenabi Hak şöyle buyuruyor:
وَاُوحِىَ اِلى نُوحٍ اَنَّهُ لَنْ يُؤْمِنَ مِنْ قَوْمِكَ اِلَّا مَنْ قَدْ امَنَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَ (36)
[011.036] [E0] Bir de Nuha vahyolunmuştu ki haberin olsun kavminden iyman etmiş olanlardan maada hiç biri iyman etmiyecek, onun için her ne yaparlarsa gam yeme…

Peki, Rabbimiz kullarının ne yapacaklarını bilmiyordu da Nuh kavminden bundan böyle kimsenin iman etmeyeceğini nereden bildi, -haşa- bilmedi de atmasyon mu yaptı?

-Keza Tebbet suresinde anlatıldığı gibi Ebu Lehep ve karısının müşrik olarak ölüp cehenneme gireceğini önceden haber vermedi mi? Bazı hoca efendiler nüzül zamanı hakkındaki rivayetleri yalanlayarak “surenin Ebu Lehebin ölümünden önce indiğini kimse iddia edemez” derler. Ben de derim ki, tebbet suresinin nüzül zamanını hangi tarihe ertelese ertelesinler, hiçbir kimse bu sureyi Mekki olmaktan çıkaramaz, dolayısıyla hiçbir kimse Ebu lehebin ölümünden sonra indi diyemez. Çünkü Ebu Lehep hicretin 2. senesinde Bedir savaşındaki yenilgiyi haber aldıktan sonra evinde ölmüştür, bütün tarih ve siyer kitapları bu konuda müttefiktirler. Dolayısıyla bu sure de bir kulun geleceğiyle ilgili bir ihbardır. Hiçbir kimse Allah Ebu Lehebin kafir olarak ölmesini istediği için kafir olarak ölmüştür iddiasında bulunamaz, bulunursa Allah’a (cc) büyük bir iftirada bulunmuş olur.

Hani Kuranda Allah’ın, kullarının geleceğini bildiğine dair ayet yoktu, bunlara ne diyecekler?

Keza Kehf suresi 80. ayette anlatılan genç, anne ve babasını azgınlığa ve küfre götüreceği önceden bilinip de ona göre öldürülerek anne ve babasının ahret hayatı tehlikeden kurtarılmadı mı? Bir insan başkalarının hidayet veya tuğyanında etkili değilse Peygamberler niçin gönderilecekti ki? Demek bu iki zat Allah’ın hoşnutluğunu kazanmışlardı, dolayısıyla çocuklarının büyüyüp de onları yoldan çıkarmasına Allah razı olmamış, her üçünün de iyiliğine çocuğu erken öldürtmüştür.

Hani Allah’ın, kullarının ne yapacağını önceden bildiğine dair Kuranda delil yoktu?

Bir de bunlar derler ki; Allah kullarının ne yapacağını önceden biliyor idiyse niçin imtihan ediyor? Muhammed suresi 31, maide suresi 94 ayet gibi içinde iptila ve ilim geçen ayetleri delil getirirler. Güya Rabbimiz kimin ne yapacağını bilmiyor da imtihan ederek öğreniyor.

Buradaki imtihandan gaye kimin ne olduğunu kimsenin itiraz edemeyeceği bir şekilde ortaya çıkarmak içindir, Allah’ın bilmesi için değil. Zaten Allah (cc) kimin ne olduğunu çok iyi biliyor.
Muhammed suresi 31. ayet:
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ حَتّٰى نَعْلَمَ الْمُجَاهِدٖينَ مِنْكُمْ وَالصَّابِرٖينَ وَنَبْلُوَا اَخْبَارَكُمْ

047.031] [DI] And olsun ki sizi, içinizden cihada çıkanları ve sabredenleri meydana çıkarana ve haberlerinizi açıklayana kadar deneyeceğiz.

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَيَبْلُوَنَّكُمُ اللّٰهُ بِشَیْءٍ مِنَ الصَّيْدِ تَنَالُهُ اَيْدٖيكُمْ وَرِمَاحُكُمْ لِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَخَافُهُ بِالْغَيْبِ فَمَنِ اعْتَدٰى بَعْدَ ذٰلِكَ فَلَهُ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
[005.094] [DI] Ey İnananlar! Gıyabında Kendisinden, kimin korktuğunu ortaya koymak için, (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle Allah and olsun ki sizi dener. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici azab vardır.

Allah’ın, gıyabında kimin kendisinden korktuğunu bilmediğini söyleyebilecek bir kimse var mı? Varsa eğer:
اِنَّ اللّٰهَ عَلٖيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ [Şüphesiz Allah, sinelerde olanı bilendir] ayet-i Kerimelerini inkar etmeleri gerekir.
-Allah niçin imtihan ediyor?
-Allah’ın bizzat bildiği ve fakat içlerinde gizlemekte oldukları şeyleri görünür hale getirmek için imtihan ediyor, bilmediği için değil.

Bir de bu gibi ayetlerde geçen “A-L-M” kökünden gelen “lina’leme ve liya’leme” kelimelerine “bilmek için” manasını vermeye zorluyorlar sanki başka manalarda da kullanılmıyormuş gibi.

Bu kökün:
“Alime, ya’lemu, ilmen” şeklinde çekimi olduğu gibi “aleme, ya’lumu, alemen, alametun” şeklinde çekimleri de vardır. Yerine göre de manaları: Delmek, işaretlemek, belli etmek, bilmek, öğrenmek, öğretmek…”.[Bak:Yeni kamus. Bekir Topaloğlu. Sayfa280-281; Arapça-Türkçe Sözlük: Akçağ yayınları,Yrd. Doç. Dr. Hikmet Özdemir, Suat CEBECİ, sayfa:298; Arapça-Türkçe Temel Sözlük, İlyas Karslı, sayfa:455]

Dolayısıyla bu kelimeye yerine göre bilmek yerine göre belli etmek manası verilir. Hele Allah’a izafe edilen bir yerde bilmek manasını vermek hiç doğru olmaz, çünkü Onun bilmesi, bizim gibi sonradan deneyerek öğrenme şeklinde değildir. Kainata de âlem denmiştir, yaratıcısına, Onun kudretine, sanatına işaret ettiği için.
merdem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14. January 2013, 11:04 AM   #3
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
268 Mesajina 414 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart

Alıntı:
merdem Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Aorskaya kardesimizin vermis oldugu likler kendisiyle ilgili paylasimlardir. Bir de susran kardesimizin sunmus oldugu aciklamar var kuranformu'nda, istedim ki paylasimlar ve görüsler tek yandan olmasin. Bilincle yapabilelim paylasimlarimizi.
Merdem kardeşim yanılıyorsunuz.

Benim verdiğim bir link yok. Olan linkler konuyu açan kardeşimizin daha önce konuyu tartıştığı yazıların linki. O linklerde de benim yazılarım yok.

Ben bu açılan yazının bulunduğu linki dahi vermedim dikkat edersen.
Senin yazından, sanki yazarı savunan biri gibi bilinçli bir tutuma girdiğim iddiasını seziyorum.

Halbuki, yine ilgili yerdeki yazılarımdan, yazarın tamda karşısında yani tersine fikirde olduğumu sisin çok iyi bilmeniz gerektiğini biliyorum.

Burada, kardeşlerimizin diğer görüşlerden etkilenmeden kendi görüşlerini yazabilmeleri için sadece alıntı yapıp bırakmıştım.

Bu nedenle lehte yada aleyhte kendi yazılarım dahil başka yazılar alıntılamadım.

Benim tutumumu bilmeden, bazı şeyleri gizleyen gibi bir duruma düşürebilecek yazıları yazmamaya özen göstermenizi rica ediyorum.

selamlarımla,
aorskaya
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14. January 2013, 01:48 PM   #4
merdem
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 1.606
Tesekkür: 667
710 Mesajina 1.305 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 23
merdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud of
Standart

Alıntı:
aorskaya Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Merdem kardeşim yanılıyorsunuz.

Benim verdiğim bir link yok. Olan linkler konuyu açan kardeşimizin daha önce konuyu tartıştığı yazıların linki. O linklerde de benim yazılarım yok.

Ben bu açılan yazının bulunduğu linki dahi vermedim dikkat edersen.
Senin yazından, sanki yazarı savunan biri gibi bilinçli bir tutuma girdiğim iddiasını seziyorum.

Halbuki, yine ilgili yerdeki yazılarımdan, yazarın tamda karşısında yani tersine fikirde olduğumu sisin çok iyi bilmeniz gerektiğini biliyorum.

Burada, kardeşlerimizin diğer görüşlerden etkilenmeden kendi görüşlerini yazabilmeleri için sadece alıntı yapıp bırakmıştım.

Bu nedenle lehte yada aleyhte kendi yazılarım dahil başka yazılar alıntılamadım.

Benim tutumumu bilmeden, bazı şeyleri gizleyen gibi bir duruma düşürebilecek yazıları yazmamaya özen göstermenizi rica ediyorum.

selamlarımla,
aorskaya
Degerli kardesim,

ben sizin aleyhinizde olarak yazmadim, olabilir icinde yazinizin bulunmadigi linki vermissinizdir. Ama baska bir konu gibi görünsede yazilarinizin oldugu yerler var. Bende elbette sizin gibi düsünüyorum, her nehalde olupta baskan kesin karsi geldigim yahutta kabul ettigim bir takim konular oluyor.

Sonralari elimden geldigince arastirmalar yapiyorum, ögrenmege calisiyorum. Icimden gecen acabalari kaldirip atmak icin bir cok yerlerden fikirler ediniyorum.

Rica ederim, size karsi bir uygunsuzluk yapmisim gibi bir durum ortaya cikmiz ise özür dilerim. Niyetim dogruyu ögrenmektir ve dogru olduguna yüzde yüz inandigim konularda kardeslerimizi desteklemektir amacim, aksi durumlarda ikaz etmektir. Yanlis bir harektemiyim sizce?

Saygi ve selamlarimla
merdem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14. January 2013, 02:24 PM   #5
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
268 Mesajina 414 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart

Alıntı:
merdem Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Degerli kardesim,

ben sizin aleyhinizde olarak yazmadim, olabilir icinde yazinizin bulunmadigi linki vermissinizdir. Ama baska bir konu gibi görünsede yazilarinizin oldugu yerler var. Bende elbette sizin gibi düsünüyorum, her nehalde olupta baskan kesin karsi geldigim yahutta kabul ettigim bir takim konular oluyor.

Sonralari elimden geldigince arastirmalar yapiyorum, ögrenmege calisiyorum. Icimden gecen acabalari kaldirip atmak icin bir cok yerlerden fikirler ediniyorum.

Rica ederim, size karsi bir uygunsuzluk yapmisim gibi bir durum ortaya cikmiz ise özür dilerim. Niyetim dogruyu ögrenmektir ve dogru olduguna yüzde yüz inandigim konularda kardeslerimizi desteklemektir amacim, aksi durumlarda ikaz etmektir. Yanlis bir harektemiyim sizce?

Saygi ve selamlarimla
Aleykümselam sevgili kardeşim,

Sizin yazdıklarınızdan yukarıda itiraz ettiğim durum yansımaları oluyorsa da sizin bu niyette yazmadığınızı düşünsek dahi, okuyucuların öyle algılamasına sebep olunacağı için ben durumu belirttim.

Siz de bu yazınızla zaten benim aksini düşünmediğim bir durumu açıklamış oldunuz.

Amaç elbette hepimizin en doğruyu bulmaya çalışması, bunun için kendi Kur'an dan aklımızın bulmasına öncelik vermekle birlikte aynı konuda başka görüşler olması halinde onlarında değerlendirilerek bizimkinden daha akıllıca olması halinde onu kabul etmemiz olmalıdır.

Bu nedenle düşünmeli, akıl kullanmalı ve aklımızın kabul ettiğini kalbimizinde onaylaması halinde savunabilmeliyiz.

Bu nedenle, özür dileme erdemini gösterdiğiniz için teşekkür ediyor, şahsi yanlış anlamaların bu şekilde giderilmesini olumlu görüyorum.

Konuya dönecek olursak,

burada da sevgili kardeşlerimiz görüşlerini belirttikçe, sizlerde kendi görüşleriniz yanında daha önce size mantıklı gelen başka kardeşlerimizin yazılarını da burada alıntılayarak katılımcıların düşüncelerini gözden geçirmelerini sağlayabilirsiniz. Bunda sakınca görmeyip aksine faydalı bulurum.

Rabbimizin, bizleri kur'an ı en doğru şekilde anlayarak yaşamayı ve bu hal üzerine vefat ettirmesini dilerim.

saygılarımla...
aorskaya
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
aorskaya Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
merdem (14. January 2013)
Alt 14. January 2013, 07:00 PM   #6
bartsimpson
Super Moderator
 
bartsimpson - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2012
Mesajlar: 963
Tesekkür: 481
200 Mesajina 303 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 23
bartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud of
Standart

Bu konuda tartışılacak ne var çözebilmiş değilim.

"Allah geleceği bilmez????" Bence bu çıkarımda bulunmadan önce şu sorulmalı "Kendisi için anlamı olmayan birşeyi bilmeye ihtiyacı var mı????"

Lokman (16)Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

"Gelecek","Geçmiş" bu gibi kavramlar yaratılmış varlıklar için geçerlidir.

Enbiya (35) Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.

Lehfi mafuz, madde (yaratılmış), zaman, boyut, irade kavramları ile ilgili aşağıdaki videoları izleyin. Faydası olacağı kanaatindeyim.

YouTube Video
ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.


YouTube Video
ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.


YouTube Video
ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.


YouTube Video
ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.


Enbiya (30) İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?

YouTube Video
ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.


Enam (32) Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?

YouTube Video
ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.

Konu bartsimpson tarafından (14. January 2013 Saat 07:13 PM ) değiştirilmiştir.
bartsimpson isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
bartsimpson Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 5 Kisi:
Derin Düşünce (18. January 2013), dost1 (14. January 2013), HanifTürk (1. March 2015), merdem (14. January 2013), raven (27. January 2013)
Alt 15. January 2013, 08:29 AM   #7
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
268 Mesajina 414 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 16
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart

Alıntı:
bartsimpson Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu konuda tartışılacak ne var çözebilmiş değilim.

"Allah geleceği bilmez????" Bence bu çıkarımda bulunmadan önce şu sorulmalı "Kendisi için anlamı olmayan birşeyi bilmeye ihtiyacı var mı????"

Lokman (16)Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

"Gelecek","Geçmiş" bu gibi kavramlar yaratılmış varlıklar için geçerlidir.

Enbiya (35) Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.

Selamun aleyküm,

Sevgili kardeşim Bart,

Allah'ın geleceği bilemeyeceği iddiasında olanlar, yapılan işin küçüklüğü yada gizli kalmasının önemi olmadığını, rabbimizin bunları bildiğini, çünkü bunlar bu özelliklede olsa yapılmış olduğundan bildiğini kabul etmektedirler.

Onların kabul edemedikleri, ne boyutta yada özellikte olursa olsun, gelecekte yapılacak olan şeylerin, gerçekleşecek olayların, durumların rabbimizce bilinemeyeceğidir.

Bu iddilarına delil olarak, rabbimizin bilmek için imtihan ettiğini ve imtihan etmedende bilemeyeceğini göstermektedirler.

Diğer bir delil olarak kullandıkları da; bazı gelecek anlatımlarının geçmiş zaman formunda anlatılmasının, geleceği değil yaşanmış, geçmiş zamanı anlattığını kabul etmeleridir.

Ben ve bazı kardeşlerimiz aleyhte ve yine bazı kardeşlerimizde bu konuda lehte yazılar yazmışsakta, buraya şimdilik alıntılamak istemiyorum. Buradaki kardeşlerimizin şu an kendi yalın düşüncelerini daha ziyade aktarmalarını bekliyorum.

Gerekirse zamanla, diğer yerdeki olumlu ve olumsuz yazıları da alıntılayabilir ve daha fazla bakış açısı yaratabiliriz.

Selamlarımla,
aorskaya
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15. January 2013, 08:33 AM   #8
bartsimpson
Super Moderator
 
bartsimpson - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2012
Mesajlar: 963
Tesekkür: 481
200 Mesajina 303 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 23
bartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud ofbartsimpson has much to be proud of
Standart

Bu durumda "GAYB" kavramının açıklanması gerekiyor. Allah'ın bildiği ve bizim bilemediğimiz "GAYB" nedir???
bartsimpson isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17. January 2013, 10:32 PM   #9
merdem
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 1.606
Tesekkür: 667
710 Mesajina 1.305 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 23
merdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud of
Standart Abdulaziz Bayindir Hocamiza bir elestiri

kimin yazdigini bilemiyecegim ve sitede kopya hakkinda bir ikaz bulunmadigindan ötürü burada yayinlamada bir mana görmedigimden dolayi sizlere sunuyorum. Ayetlerin meallerini karsilastirmadim, yazar iyi niyetinden dolayi bir carpitma gibi bir terbiyesizlikte bulunmamistir ümidiyle...



Allah cc bazı şeyleri bilmeyebilirmi?


Yazımıza böyle bir başlık atmamızın nedeni sayın Abdülaziz Bayındır hocanın sosyal medyada gündeme gelen bir telefon konuşmasına vermiş olduğu "Allah senin kiminle evleneceğini bilmez" şeklindeki cevaba karşı düşüncelerimizi ortaya koymak içindir. Bu cevabın öncelikle bir montaj ve hocayı karalamak amaçlı bir tuzak olduğu düşüncesi bende hakim iken dün akşam (25-12-2012 ) yapmış olduğu derste bunları bunları tekrarlaması bizleri hayal kırıklığına uğratmıştır. Konu ile düşümcelerimizi ortaya koymadan önce sayın hocanın telefonda söylemiş olduğu , " ben demiyorum Allah böyle diyor" sözü üzerinde durmak istiyorum. Kur'an hakkında söz söylemek durumunda olan her kişi herhangi bir ayet hakkında böyle bir söz etmek hakkına kesinlikle sahip değildir, ancak "BU AYET HAKKINDAKİ BENİM DÜŞÜNCEM BUDUR" şeklinde bir söz edebilir çünkü konuştuğu ayet hakkında eksik ve yanlış düşünceleri olduğu konusunda bir açık kapı bırakmak zorundadır, bunun aksi bir söz olan " BEN DEMİYORUM ALLAH CC BÖYLE DİYOR" şeklindeki sözler kendi anlamak istediğini kur'ana söyletmek amaçlı sözlerden başkası değildir kur'an hakkında söz söylemek durumunda olan kimsenin böyle bir söz söylemeye yetkisi asla olamaz. Şimdi gelelim sayın hocanın gündem olan "Allah senin kiminle evleneceğini bilmez" sözü üzerinden Allah cc nin bazı şeyleri bilemeyeceği düşüncesinin bazı kur'an ayetleri ışığında değerlendirilmesine.


Sayın hoca konu ile ilgili yaptığı dersteki verdiği ayetlerin yerine sadece hadid s. 22 ve bakara s. 255. ayetindeki " yalemu ma beyne eydihim vema halfehum"(onların önündekini ve arkasındakini bilir) ayetini ele alıp o ayetler üzerinde dursa idi daha doğru bir düşünceye sahip olunabilirdi ancak sayın hoca tabiri caizse vakit geçirmeye oynayan futbolcu misali konu ile direk ilgili olmayan ayetler üzerinde durarak dersini bitirdi. Bu yazıda hadid 22 ve bakara 255 ve benzeri ayetler üzerinde durarak sayın hocanın iddiasının ne kadar doğru olduğu konusunda düşüncelerimizi ortaya koymaya gayret edeceğiz.

Hadid s. 22. ayetinde Allah cc mealen şöyle buyurmaktadır.

" Ne Arzda, ne de nefislerinizde bir musıbet başa gelmezki biz onu fi'le çıkarmazdan evvel bir kitabda yazılmış olmasın, şübhesiz bu Allaha göre kolaydır"


Bu ayette, insan ve onun dışındaki bütün varlıklarla ilgili olacak olayların bilgisinin daha önce bilindiği bizlere bildirilmektedir. Sayın bayındır bundan önceki derslerinden birinde hadid s. 22 . ayeti ile ilgili sorulan bir soruya" ezelde değilde yaratmadan önce kayda geçer " demektedir. yaratmadan önce demesi ile ezelde geçmemiştir demesi çelişkili bir açıklamadır. Allah cc için zaman kavramı ile kulları için zaman kavramı aynı değildir şu ayetler buna delildir.



-----032-5 Gökten yere kadar, olan bütün işleri Allah düzenler, sonra, işler sizin hesabınıza göre bin yıl kadar tutan bir gün içinde O'na yükselir.

-----22.047Senden, başlarına acele azap getirmeni istiyorlar. Allah sözünden asla caymayacaktır. Rabbinin katında bir gün, saydıklarınızdan bin yıl gibidir.

-----70.004 Melekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler.



Yukarda mealini vermiş olduğumuz ayetlere göre kullar için geçerli bir günün süresi ile Allah için geçerli günün aynı olmadığı açıktır. Şimdi sayın hocanın hadid s 22. ayeti ile ilgili verdiği ceveptaki "kayda geçmiştir ama olmadan önce kayda geçmiştir ezelde geçmemiştir" sözünün içini bu ayetler çerçevesinde nasıl doldurur ? olay olmadan bir gün öncemi, yoksa bir saat öncemi yoksa bir dakika öncemi ? "olay olmadan önce kayda geçmiştir fakat ezelde geçmemiştir " sözü sayın hoca için talihsiz bir çelişkidir çünkü Allah için zaman kavramı ile kullar için zaman kavramı ne kadar aynıdır onun cevabını vermek zorundadır.


Allah cc nin "sübhan" olması onun her trlü noksanlıktan münezzeh olması demekse "bazı şeyleri bilemeyeceği" şeklinde bir söz onu hakkı ile takdir edememenin bir göstergesidir. Sayın hoca konu ile ilgili yaptığı derste hem "Allah cc nin gaybı elbette bilir" deyip hem bunun aksi bir iddiada bulunması onun ayrı bir çelişkisidir.

----- 2.255 Allah, başka tanrı yok ancak o, daima yaşıyan, daima duran tutan hayy-ü kayyum o, ne gaflet basar onu ne uyku, Göklerdeki ve Yerdeki hep onun, kimin haddine ki onun izni olmaksızın huzurunda şafaat edecek? onların önlerinde ne var arkalarında ne var hepsini bilir, onlar ise onun dilediği kadarından başka ilmi ilahîsinden hiç bir şey kavrıyamazlar, onun kürsîsi bütün Gökleri ve Yeri kucaklamıştır her ikisini görüb gözetmek ona bir ağırlık da vermez o öyle ulu, öyle büyük azametlidir.

-----22.075-76 Allah meleklerden ve insanlardan peygamberler seçer. Doğrusu Allah işitir ve görür. O, geçmişlerini geleceklerini bilir. Bütün işler Allah'a döner.



Bakara s. 255 ve hacc s.75-76. ayetlerindeki "geçmişi ve geleceği bilmesi" ve kur'anın bir çok ayetindeki "gayb bilgisinin ona ait olması" bizlere yaratmış olduğu herşeyin öncesinin ve sonrasını bildiğini açıkça belirtir . "Allh senin kiminle evleneceğini bilmez" sözü devamında bir çok yanlışı getirmesi açısından yanlış bir söz olduğu açıktır. Eğer Allah cc bir insanın kiminle evleneceğini bilmezse onlardan doğacak olan çocuklarıda bilmez anlamına gelir.

----- 7.172-173 Hem rabbın: Beni Âdemden, bellerinden zürriyyetlerini alıb da onları nefislerine karşı şâhid tutarak «rabbınız değilmiyim» diye işhad ettiği vakıt, «evet» dediler: «şâhidiz», Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu demeyesiniz.Yâhud: ancak önceden atalarımız şirk koştular, biz ise onlardan sonra bir zürriyyet edik, şimdi o batılı te'sis edenlerin yaptıklarıyle bizi helâkmi edeceksin? Demeyesiniz.

Araf s ayetlerinde geçmiş zaman sigası ile belirtilen ve "beni adem" diye bahsedilen insanların adem ve ondan sonra gelecek olan bütün insanlar için geçerli ise ""Allah cc ademden kıyamete kadar gelecek olan insanların bilgisinden eksik bir Allahın olması iddiası az buz bir yanlış değildir. Kader konusu ile ilgili olarak yanlış anlaşılan konulardan bir taneside kur'anda en fazla geçen "KİTAB" kavramının müteşabih olarak kullanılmasının anlaşılamaması olarak karşımıza çıktığını görmekteyiz.


KİTAP KAVRAMININ KUR'ANDA MÜTEŞABİH OLARAK KULLANILMASI



Al-i imran s. 7 . ayetinde kitabın ayetlerinin bir kısmını "muhkem" bir kısmının "müteşabih" olduğu bildirilmektedir. "Müteşabih" kavramının gaybi alana ait bilgilerin gaybi olmayan alana ait bilgilere benzeştirilerek anlatılması olduğunu bu konu ile ilgili yazılarımızda

bahsetmiştik .

-----006.038 hem Yerde debelenen hiç bir hayvan ve iki kanadiyle uçan hiç bir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasınlar, biz kitâbda hiç bir tefrıt yapmamışızdır, sonra hepsi toplanır Rablarına haşolunurlar

-----006.059 Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı bilir. Düşen yaprağı, yerin karanlıklarında olan taneyi, yaşı kuruyu ki apaçık Kitap'tadır ancak O bilir.

-----010.061 Ne iş yaparsan yap ve sizler ona dair Kuran'dan ne okursanız okuyun; ne yaparsanız yapın; yaptıklarınıza daldığınız anda, mutlaka Biz sizi görürüz. Yerde ve gökte hiçbir zerre Rabbinden gizli değildir. Bundan daha küçüğü veya daha büyüğü şüphesiz apaçık bir Kitap'dadır.

-----011.006 Yerde hiç bir debelenen de yoktur ki rızkı Allaha âid olmasın, o onun karar ettiği yeri de bilir, emanet bulunduğu yeri de, hepsi açık bir kitabdadır

-----022.070 Bilmez misin ki Allah Gökte ve Yerde ne varsa bilir, muhakkak o kitabdadır, her halde o Allaha göre kolaydır

-----027.075Ve Yerde, Gökte hiç bir gâib yoktur ki açık bir kitabda olmasın

-----034.003 İnkar edenler: «Kıyamet bize gelmeyecektir» dediler. De ki: «Hayır, öyle değil; görülmeyeni bilen Rabbim'e and olsun ki, o saat size muhakkak gelecektir. Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O'nun ilminin dışında değildir. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık Kitap'tadır.»

-----035.011 Allah sizi topraktan, sonra nutfeden yaratmış, sonra da sizi çiftler halinde varetmiştir. Dişinin gebe kalması ve doğurması, ancak O'nun bilgisiyledir. Ömrü uzun olanın çok yaşaması ve ömürlerin azalması şüphesiz Kitap'dadır. Doğrusu bu Allah'a kolaydır.



Yukarda vermiş olduğumuz ayet meallerinde bahsedilen "kitap" Allah cc nin indinde olan bir kitaptan bahsetmektedir ( gayb konusu ile ilgili ayetlerede dikkat çekmek isteriz). Müteşabih kavramı çerçevesinde düşünecek olursak Allh cc nin teşbih ederek analtmış olduğ u kitaptan kasıt , "kitab" kelimesinin bizlerde yapmış olduğu çağrışım ile ilgili olarak düşünülmesi gerekir. Kitab kelimesi bizler için yazıldığı zaman içindekilerin unutulmaması ve nesiller boyu ondakilerin bilgi kaynağı olması gibi bir çağrışım yapar. Allh cc ise kendi indindeki kitabı buna benzeterek kendi indindeki bilgilerin unutulması kaybolması gibi bir durumun sözkonusu olmadığını bizlere bildirir. Bu kelime kader konusu ile ilişkilendirildiği zaman karşımıza bazı yanlış anlamaların çıktığı görülmektedir. Bazıları," bizim ne olacağımız önceden belirlendi ise bizim yaptığımız amellerde herhangi bir suçumuz neden olsun ve neden sorumlu tutulmaktayız?" şeklinde itirazlarda bulunmaktadır. KİTAB kelimesindeki yazılma anlamını , Allah cc nin yaratmış olduğu varlıkların akibetinin ne olacağını önceden bilmesi ile o varlıkların yaptıkları konusundaki irade kullanımlarını ayırmak zorundayız. Allah cc hiç bir insana "sen zorla cennetlik ameller işleyeceksin" veya" sen zorla cehennemlik ameller işleyeceksin" doğrultusunda baskılayıcı bir irade vermez. Bu konudaki ilgili kur'an ayetleri Allh cc nin yaratmış olduğu insanlara iki yol gösterdiği hangi yola gitmek isterse o yolun onlara kolay edildiğini bildirir ve insanlar bu hür iradeleri ile seçmiş oldukları iman veya küfür yolu ile kendilerine ahiretteki mekanlarını hazırlamaktadır. İşte burada Allah cc nin "EL ALİM" isminin tecellisi gereği o kulların ne gibi bir amel yapacağını bilgisi gündeme gelir yani Allah cc kullarına hür irade vererek onların yapmış olduğu amelleri bilmektedir onun bunu bilmesi o kulları yapmış oldukları amelleri engellemek veya desteklemek ile bir ilgi yoktur aksi takdirde cennet ile cehennem ile karşılık verilmesinin adaletsiz olacağı açıktır ve Allh her türlü adaletsizliktende münezzehtir.


Sonuç olarak, sayın bayındır hocanın "Allah bir kimsenin kiminle evleneceğini bilmez" ve "bunu ben demiyorum Allah diyor" şeklindeki yanlış sözlerini yukarda vermiş olduğumuz ayetler doğrultusunda, Allah cc nin her türlü noksandan münezzeh olması, gayb bilgisinin onun katında olmasından hareketle bu bilginin geçmiş ve geleceği kapsadığını gözönüne alrak yeniden düşünmesini ondan faydalanan bir kişi olarak tavsiye ediyoruz.


EN DOĞRUSUNU ALLAH CC BİLİR.
merdem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23. January 2013, 04:52 PM   #10
gavs
Katılımcı Üye
 
gavs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 52
Tesekkür: 5
15 Mesajina 23 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 22
gavs has much to be proud ofgavs has much to be proud ofgavs has much to be proud ofgavs has much to be proud ofgavs has much to be proud ofgavs has much to be proud ofgavs has much to be proud ofgavs has much to be proud of
Standart

Arkadaşlar makaleler çok uzun okuyamıyorum..

Bir yaprağaın düşmesin ele alırsak; Allah bildiği içinmi yaprağın düştüğü,yaprak düştüğü içinmi allah billdiği paradoxuna net ne cevab verilir?..

Abdul aziz ,hatalı bence.. Allah ancak kuranın anlattığıyla değerlendirilir.

zamandan ve mekandan munezzeh bir varlığın fonksiyonlarını ve sınırı belirlememiz mümkün değildir...


Çok bilim kurugu seyrederdim..Yahu bu uzaylılar neden hep insana hayvana benziyor?neden bir göz kulak gibi algı organları olmadan bunları düşnemiyoruz?
kendime ,hadi sen bir uzaylı düşün,çok farklı olsun?
öyle bir uzaylı düşünemedim..

slm
__________________
Enam sur. 116: Yeryüzündeki insanların çoğunluğunauyarsan, seni Allahyolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar.
gavs isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
allah, bilemezmi, geleceği


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:59 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam